Zonguldak’ın nasıl yönetildiğini anlatan çok sıcak, çok taze bilgiler gelmeye devam ediyor!
Zonguldak Merkez Terakki Mahallesi Gültekin Kızılışık Sokak’ta, Münevver Kavi’ye ait arazinin hafriyat alanına dönüştürülmesine ilişkin süreçte o bahçede, o evde, o ahırda kimlere rakı sofrası kurulmuş hepsini öğreniyoruz!
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne bağlı Milli Emlak Müdürlüğü’nde çalışan bir görevli en başından beri bu işin içinde!
Hemen her akşam bahçede!
Sonra Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem!
Hem seçimden önce!
Hem seçimden sonra!
2-3 akşamda bir Akın Kavi’nin bahçesinde!
Mangal yanıyor!
Rakılar açılıyor!
Planlar yapılıyor!
Sonra bu masaya üst düzey bir bürokrat dahil oluyor!
Bürokratın dahil olması, o bürokratı hedef almamızdan sonra oluyor!
Zonguldak’ta üst düzey bürokrat, tanımadığı, bilmediği insanlarla rakı masasına oturuyor!
Bir masada benim adım geçince, hoş olmayan sözler söylüyor!
Bir karıştırıyorum!
Bürokratın belden aşağısı tutmuyor!
Daha önce görev yaptığı yerde, göreve giden bir askerin eşini oturak alemine götürmüş!
Bir elinde şarap kadehi!
Bir göreve giden askerin genç, güzel, sarışın eşinin göğsünde!
Biz bu bürokratı eleştirince kendisini Akın Kavi’nin ahırında bulmuş!
Asıl üzücü olan şey ne biliyor musunuz?
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, bu ahlaksız bürokrat ile aynı masaya oturuyor!
Devlet işlerini konuşuyor!
Bir kadeh rakıya kendini satan adam, Vali Osman Hacıbektaşoğlu’nu kaç kadehe satar?
Nöbete giden askerin eşine asılan bürokrat sizlere ne yapmaz?
Akın Kavi’nin çok namuslu bürokrat dediği isimler bunlar işte!
Gerçi, bu bürokratın yaptığını, Akın Kavi gazeteci arkadaşına yapmıştı!
Ortamdaki isimlere bakar mısınız?
Akın Kavi, Tahsin Erdem, Milli Emlak çalışanı, üst düzey bürokrat!
Zonguldak’ı yöneten isimlerden ikisi, Akın Kavi’nin ahırında içki içen isimler!
Akın Kavi’yi kutluyorum!
Akın Kavi, bu kişileri, o ahıra bağla, altlarını filan temizleme!
Pokun içinde yatsınlar!
Ahırda içmeyi kabul eden, pokun içinde kalmayı kabul eder!

Bu ne s…m İl Başkanı?

Ayrıldığı karısından nafaka alan şahısların iktidar adayı partilerde İl Başkanlığı yaptığı kentin adıdır Zonguldak!
İşini batırdığı için eşinin üzerine işyeri açan, onu da batıran, borçları öde deyince eşini döven adamların İl Başkanı yapıldığı kentin adıdır Zonguldak!
Özel günlerde eşine gönderdiği çiçeği partinin hesabına yazdıran kişilerin İl Başkanlığı yaptığı kentin adıdır Zonguldak!
Eski çalıştığı ilçede göreve giden askerin eşi ile gecelere akan bürokratın, asker/polisten sorumlu olarak görev yaptığı kentin adıdır Zonguldak!
İneklerin kaldığı ahırda, ahırın samanlığında rakı içecek kadar düşen bürokratların görev yaptığı kentin adıdır Zonguldak!
Birlikte olduğu medyacıyı evine kahvaltıya çağıran, sonrasında “Senin edebiyatın kocamdan iyi! Sen daha iyi yazıyorsun” diyen memurun çalıştığı kentin adıdır Zonguldak!
Kendi çocuklarına gösteremediği sevgiyi/ilgiyi, seçmenlerin çocuklarına gösteren ve bu fotoğrafları utanmadan sosyal medya hesabında paylaşan kişilerin siyaset yaptığı kentin adıdır Zonguldak!
Yıllarca defterini tuttuğu mükellefe kıyak geçen, haftada iki-üç gün rakısını içen belediye başkanlarının görev yaptığı kentin adıdır Zonguldak!
Seçim döneminde üniversite gençliğinden ekip kuran, bu kızlarla birlikte olan, kız şikayetçi olmasın diye “Seni belediyeye işe alacağız” diyen şerefsizlerin, parti yönetimlerinde İl Başkan Yardımcısı olduğu kentin adıdır Zonguldak!
Hırsız dediği amcasını, Vali Yardımcısı ile oturtup rakı içiren şerefsizin yaşadığı kentin adıdır Zonguldak!
Milli Emlak Müdürlüğü’nde çalışan, milletin arsasını avantayı verene aktaran kişilerin çalıştığı kentin adıdır Zonguldak!
Normalde emlakçı, müteahhidin dairesini satar! Emlakçının karısını alıp satan müteahhidin yaşadığı kentin adıdır Zonguldak!
Sevgilisine “Ben seninle korkusuzca bir şeyler yaşamak istiyorum” diye mesaj atan kadının, kocası boşanma davası açınca salya sümük ağladığı, ‘boşanmak istemiyorum’ diye bağırdığı kentin adıdır Zonguldak!
Birinci parti olduklarını söyleyen İl Başkanı’na “Bu ne s…m İl Başkanı” denilen kentin adıdır Zonguldak!

Çakal tayfası!

Meslek hayatımın 36 yılında ve en verimli çağımdayım!
Hemen her gün, Zonguldak gündemine bomba gibi düşen en az bir haber yapmaktayım!
Haberi yayına attıktan sonra, kim daha önce çaldı diye heyecanla bakmaktayım!
Hak, hukuk, adalet ve emek sloganı atanların emek hırsızlığı yaptığına şahit olmaktayım.
Samimiyet naraları atanların, mahcup bir eda takınarak haberlerimizi çaldığının farkındayım!
Bazıları sitelerinin saat ayarlarıyla oynuyorlar!
Bizden hemen 1/2 dakika sonra atmış gibi yapıyorlar!
Onların da farkındayım!
Müthiş keyif alıyorum!
Biri çıksın bize haber atlatsın!
Biz de o haberden daha iyisini yapalım diye can atmaktayım!
Mesleki rekabet istiyorum!
Yoksa çakal tayfası benimle baş edemez!
Ben onların ağa babalarıyla uğraşmaktayım!

Dağlara çen düşende!

Köşemin sonuna geliyordum!
Çok güzel bir magazin bombası anlattılar!
Bir kamu kuruluşunda yaşanan olay, dudak uçuklatacak cinsten!
Yeni evli erkek çalışan!
Kurum dışından bir kadın!
“Dağlara çen düşende.
Bülbüle gam düşende.
Ruhum bedenden oynar.
Yadıma sen düşende.
Bu gala daşlı gala.
Cıngıllı daşlı gala” diyorlarmış!
Yeni evli genç kadın, kocasının yaptıklarını duyunca delirmiş!
Almış eline sazı!
Başlamış Neşet Ertaş’tan çalmaya!
“Dağlar dağladı beni,
Gören ağladı beni.
Ayırdı zalım felek,
Derde bağladı beni.
Ayırdı zalım felek,
Derde bağladı beni.
Vay bana vaylar bana,
Su vermez çaylar bana,
Gitti yarim, gitti yarim,
Gelmedi yıl oldu, aylar bana.
Dağı boran olanın,
Hali yaman olanın,
Uyku girmez gözüne,
Gönlü viran olanın.
Uyku girmez, uyku girmez gözüne,
Gönlü viran olanın.
Vay bana vaylar bana,
Su vermez çaylar bana,
Vay bana vaylar bana,
Su vermez çaylar bana,
Gitti yarim, gitti yarim,
Gelmedi yıl oldu, aylar bana.”

Hikaye güzel!
Detaylarına sonra gireceğiz!
Onlar plan, program yaparken, biz de yeni yazının plan ve programını yapalım!
Elimiz kuvvetli olsun!

Kıssadan Hisse: Pilav!

Adamın biri anlatıyor. Ben lokantada oturmuşken telefonla konuşan bir adam birden sevinç çığlıkları atmaya başladı. Konuşmasını bitirdikten sonra garsona:
-Burada olanlara hepsine benden pilav üstü kebap ver! 18 yıl aradan sonra baba olacağım!
Bir kaç gün sonra aynı adamı sinemaya giderken elinde 3-4 yaşında bir çocukla bilet kuyruğunda gördüm. Çocuk ona baba diyordu. Adamın yanına gidip o günkü işinin hikmetini sordum.
Adam utana sıkıla olayı anlattı.
-O gün yan masada yaşlı bir çift vardı.
Yaşlı kadın menüye baktıktan sonra eşine: 'Keşke bu gün pilav üstü kebap yiyebilsek' dedi.
Kocası da hanımının yanında utanarak ancak çorba alacak paralarının olduğunu söyledi.
Bunu duyunca üstüme kaynar su dökülür gibi oldu. Bende o yapmacık telefon konuşmasıyla onlara pilav üstü kebap almak istedim.
Ben adama:
-Peki niye herkese yemek verdin?
Adam ciddileşerek:
-Ben bütün malımın gitmesine razıyım ama bir insanın izzeti nefsinin rencide olmasına razı değilim. Eğer o yaşlı adama açıktan yardım etseydim hanımına karşı çok mahcup olacaktı. Ondan dolayı öyle yaptım.