Kendi sorununu kentin sorunu yapmaya çalışan müflis tüccar Akın Kavi, annesi Münevver Kavi adına kayıtlı olan bahçeyi, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’e hafriyat döküm alanına çevirtti.
Terakki Mahallesi Gültekin Kızılışık Sokak’taki bu rezaleti başından bu yana eleştirdik!
Akın Kavi herkesi bir şekilde susturdu!
Ama bizi susturamadı!
Ve nihayet, Akın Kavi’nin amcası Turgut Kavi, kendi rızası ile konuştu.
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’na yalvardı!
Devlet bugüne kadar tavrını Akın Kavi’den yana koydu!
Çünkü Akın Kavi’nin bahçesinde alkol alan bürokratlar vardı!
Bir kadeh rakıya kendini satan bürokratlar yüzünden onlarca insan mağdur oldu!
Akın Kavi’nin rakısına tenezzül eden bürokratları tek tek yazacağız!
“Hak, hukuk, adalet” sloganıyla göreve gelen Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’den Zonguldak’a bir hayır yok!
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’nun bu haksızlığı bitirmesini istiyoruz!
Bu işe çanak tutan yardımcılarına dikkat etmesini istiyoruz!
Bu iş, bir hafriyat döküm alanı meselesini geçti!
Bu iş, devleti yönetenlerin bir kadeh rakıya hafriyat gibi döküldüğünü gösterdi!
Biz bu isimleri biliyoruz!
Sayın Vali Osman Hacıbektaşoğlu arzu ederse kendisine bildiririz!
Bizim ferdi olduğumuz devletin bürokratı, göreve giden askerin eşi ile oturak alemine gidemez!
Bizim ferdi olduğumuz devletin bürokratı, bir eline şarap kadehini, diğer eline nöbete giden askerin eşinin göğsünü alamaz!
Bizim ferdi olduğumuz devletin bürokratı, tartışılan bir hafriyat alanına gidip alkol alamaz!
Bizim ferdi olduğumuz devletin bürokratı, önceden ahır olarak kullanılan bir yerde oturak alemi yapamaz!
Sayın Vali, buradan Zonguldaklıların huzurunda soruyorum!
Akın Kavi’nin ahırında alkol alan bürokratlarınız hakkında bir işlem yapmayı düşünüyor musunuz?
Sayın Vali!
Bir de teknik adamlarınızı yollasanız! O alana ne kadar hafriyat döküldüğünü hesaplasanız!
Sonra baksanız!
Bakalım ne kadar hafriyat faturası kesilmiş!
Orada içilen rakıların parasını kim ödemiş?
Devlet mi?
Akın Kavi mi?

Devrim Dural’da o göz yok!

CHP Zonguldak İl Başkanı Devrim Dural, ‘uyuyan basın’ konulu video nedeniyle özür dilemek için Karaelmas Gazeteciler Derneği’ne gitmiş!
Bana sorarsanız özür filan dilememiş!
Üzüntülerini dile getirmiş!
Bir okurumuz internet sitemize yorum atmış ve şu soruları sormuş:
1. Madem iktidarı eleştirdin bank üzerinde 2019’dan 2024’e kadar uyuyan gazeteci ile iktidar eleştirisinin alakası nedir?
2. Video paylaşılmadan önde siz izlediniz mi?
3. Milletvekili ön seçimlerine kadar böyle her kesimin gönlünü yapmaya devam edecek misiniz?
4. Bu hatanın sorumlularını görevden almaya gücünüz yeter mi?
Bu sorulara Devrim Dural yanıt veremez!
Ben vereyim!
Videoyu hazırlatan ergenlerin asıl hedefi kendilerini eleştiren basındı!
Videoyu hazırlatan ergenlere bu videonun yanlış olduğu ısrarla söylendi.
Devrim Dural’ın bu videonun hazırlandığından haberi vardı! Yayınlanmasına onay verdi!
Devrim Dural’da bu videoyu yapanları görevden alacak göz yok!
Bir başka yorum daha gelmiş Pusula’ya:
“Devrim sen samimi ve dürüst değilsin. Yaptığın sadece günü kurtarmak ve kendine siyasi rant devşirmek. ‘Yaptığımız eleştiri ve hiciv iktidar partisine ve Zonguldak'taki yöneticilerine’ diyorsun. O zaman bankta uyuyan derbeder kıyafetlerle boynunda fotoğraf makinesi olan AK Parti İl Başkanı mı oluyor? Madem samimisin neden bu videoyu hazırlayan il yöneticilerini de özür dilemeye getirmedin? Belki gazeteciler soru sorarlardı. Bu videoyu hazırlayanları görevden alacak cesareti taşıyabiliyor musun? Başka bir konu eleştirilerin özel hayata girmesi ve gayri ahlaki boyut kazanmasına edeceğin itirazı, mevzunun muhataplarını sen çok iyi biliyorsun onlara et! Suyu bulandırıp insanların aklıyla dalga geçme derim!”

Devrim Dural’ı herkes tanıyor!

Bu köşede şöyle bir yazı kaleme aldım:
“Zonguldakspor Futbol Kulübü’nün iç saha maçlarında, kulübe hiç katkısı olmayanların koştura koştura şeref tribününde yer kapmaları sizi rahatsız etmiyor mu?
Kulüp yönetimi, şeref tribününde oturmak isteyenlere VIP bilet bastırmalı!
2 bin 500 lira veren şeref tribününde oturmalı!
Ayda iki maç!
5 bin lira yapar!
Bakın yemin ediyorum, şimdi şeref tribününde oturanların çoğu oturmaz!
Maç günleri Fener semtinden geçmezler!
Böylece bütün Zonguldak kimin parasının, kimin şerefinin olmadığını anlamış olur!
Zonguldak markasının bu kadar ucuz kullanılması doğru değil!
Hele kerameti kendinden menkul siyasetçilerin!
Zonguldak’a, Zonguldakspor’a hiçbir katkıları yok!
Ama şeref tribününde oturup bedavadan ‘şeref’leniyorlar!
Zonguldak değerli ve kutsal bir markadır!
Zonguldaklı olmayanların, Zonguldak markasını bu kadar ucuz kullanmasına şiddetle karşıyız!”
Böz böyle dedik!
Okurumuz şöyle yorum göndermiş: “Şeref tribünü paralı olsun, bu Devrim onun parasını da İl Başkanlığı hesabından ödetir. Yapar bunu yapmışlığı var.”
Biz de diyoruz ki: Protokolde o kadar kişi var iken, sadece Devrim Dural ile ilgili böyle bir yorum gelmesi ne kadar ilginç değil mi? Devrim Dural’da para eksikliği vurgulanmış olabilir mi?

Dingo’nun Ahırı!

Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) eski Genel Sekreteri Mustafa Dağlıoğlu, CHP İl Başkanı Devrim Dural tarafından ihraç istemiyle disipline sevk edilmesine tepki gösterdi. İddia şu: Mustafa Dağlıoğlu, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’e ve ailesine küfür etmiş!
Mustafa Dağlıoğlu, “Ben Tahsin Erdem’e küfür etmedim. Devrim Dural için bir laf ettim” diyor!
Ben işin burasında değilim!
Mustafa Dağlıoğlu, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem ile görüşmeye gitmiş!
Özel Kalem’i geçememiş!
Müflis tüccar, terminal çocuğu Gökhan Demir gelmiş, elini, kolunu sallaya sallaya makama girmiş!
Dingo’nun ahırına girer gibi!
Sonra Harun Yücel gelmiş!
O da elini, kolunu sallaya sallaya Dingo’nun ahırına girer gibi girmiş!
Bu şehirde 20 yıl sendikacılık yapan Mustafa Dağlıoğlu girememiş!
Tahsin Erdem Mustafa Dağlıoğlu’na çok kızgınmış, görüşmemiş!
Keşke Hakan Gülay da gelseydi!
O da kapıya tekme atıp içeri girseydi!
Halil Furat ile Akın Kavi de gelse kadro tam olur mu?
Tahsin Erdem’in görüştüğü adamlara bakın!
Görüşmediği adama bakın!
İnsan, en sık görüştüğü beş kişinin ortalamasıdır!
Tahsin Erdem’in ortalamasının neden bu kadar yüksek olduğunu, Mustafa Dağlıoğlu sayesinde öğrenmiş olduk!
Teşekkürler Mustafa ağabey!

Kıssadan Hisse: İki damla yağ

Bir genç mutluluğun sırlarını öğrenmek istemiş.
Bir bilge aramış. Sormuş, soruşturmuş; falanca kişidir demişler. Ayrıca kırk günlük mesafedeki bir köşkte yaşadığını da öğrenmiş. Üşenmemiş, yola çıkmış ve bilgeyi bulmuş. Bilge, onu bir güzel ziyafetle ağırlamış, isteğini sormuş:
“Mutluluğun sırrı” demiş delikanlı “Bana bunu öğret.”
Bilge bu sırrı vermeyi kabul etmiş.
Delikanlının eline bir kaşık vermiş, iki damla sıvı yağı da kaşığın içine koymuş.
“Köşkümü bir güzel gezeceksin ancak bu yağı dökmeyeceksin” demiş.
Delikanlı sarayı geziyormuş ama gözü devamlı kaşıktaymış. Dönmüş gelmiş.
Bilge sormuş: “Salondaki Acem halılarını gördün mü, kütüphanedeki şömineyi fark ettin mi, bahçedeki gülleri gördün mü?” şeklinde bir yığın ayrıntı sormuş.
Utanan delikanlı, hiçbir şey görmediğini itiraf etmiş. Çünkü sadece yağa bakıyormuş.
Bilge şöyle demiş; “Öyleyse git şimdi daha dikkatli olarak köşkümün harikalarını gör. Oturduğu evi tanımadan o insana güvenemezsin.”
İçi rahatlayan delikanlı, kaşık elinde gördüğü her şeyi hafızasına adeta kazırcasına dikkat etmiş, gördüklerini bir güzel anlatmış.
Bilge; “Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?” diye sormuş.
Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş.
Bilgeler bilgesi demiş ki; “Mutluluğun sırrı, dünyanın bütün harikalarını görmektir ama iki damla yağı unutmadan.”