Zonguldak&[#]8217;ta büyük bir kesim ağlıyor.
Yani dert yanıyor.
Nedenleri çok.
Kötüye giden her şey buna etken.
Belediyecilik hizmetleri&[#]8230;
Kamu hizmetlerindeki aksamalar&[#]8230;
İktidarın bitiremediği yollar ve tüneller&[#]8230;
Tamamlanamayan veya başlanamayan hastaneler&[#]8230;
Belediyelerin yapmadığı yollar&[#]8230;
Sık sık kesilen sular&[#]8230;
Yüksek su faturaları&[#]8230;
Kentin göbeğinde yollara akan kanalizasyonlar&[#]8230;
İşgaller&[#]8230;
Kaçak yapılar&[#]8230;
İmar ve rant paylaşımları&[#]8230;
Kaldırım işgalleri&[#]8230;
Haksız rekabet&[#]8230;
Çürük-çarık mal satanlar&[#]8230;
Hijyenik olmayan lokantalar&[#]8230;
Ellerini yıkamadan servis yapan garsonlar&[#]8230;
Trafik&[#]8230;
Kaldırımlar&[#]8230;
Başımıza düşen tabelalar&[#]8230;
Yatırımların önündeki engeller&[#]8230;
Yatırımcıların önündeki engeller&[#]8230;
Uzlaşıdan yoksun siyaset&[#]8230;
Hizmet değil, rant kavgası yapan siyasetçiler&[#]8230;
Amacından uzak çalışan STK&[#]8217;lar&[#]8230;
Kişisel iş takip büroları gibi çalışan odalar, dernekler&[#]8230;
Birlikte üretmekten yoksun anlayış&[#]8230;
Vesaire&[#]8230; Vesaire&[#]8230;
O kadar çok ki bunlar.
Saymakla bitiremeyiz.
Lafa gelince, herkes çok iş yapıyor.
Ama ortada bir icraat yok.
Herkesin bu kentle ilgili bir derdi var.
Ama bunlar, kişiler veya kitleler olarak samimi olarak dile getirilmiyor.
İfade edilmiyor.
Aynen böyle.
Çünkü bizimkiler; sa-mi-mi-yet-siz!
Her ne kadar bizlerin eksiklikleri olsa da, medya kadar cesur değiller.
Bu kapsama girenlerin yine büyük çoğunluğu, o beğenmedikleri medyadan medet umuyor.
Gazeteciler yazacak, onlar arkada iş tutacak.
Mantıkları bu.
Siz kimsiniz?
Niye buralardasınız?
İş üretmeye gelince, yoksunuz.
Baskı kurmaya gelince, yoksunuz.
&[#]8220;Ortak akıl&[#]8221; denilince, kaçıyorsunuz.
Milletvekillerinden şikayetçisiniz.
Belediyeden şikayetçisiniz.
TTK&[#]8217;dan şikayetçisiniz.
İktidardan şikayetçisiniz.
Muhalefetten şikayetçisiniz.
Yukarıda saydığımız ve sayamadığımız daha pek çok sorundan şikayetçisiniz.
Söz ve yetki sahibi olarak şikayetçisiniz.
Vatandaş olarak şikayetçisiniz.
Eeee, o zaman daha ne?
Ama şikayetlerinizi sadece siz ve çevrenizdeki birkaç kişi biliyor.
Şikayetleri, talepleri ve önerileri, anlaşılır ve ciddiye alınacak şekilde gündeme getirmek işinize gelmiyor.
Çünkü onunla kötü olmak istemiyorsunuz.
Bununla kötü olmak istemiyorsunuz.
Kimisi hemşehriniz&[#]8230;
Kimisiyle başka şeyiniz&[#]8230;
Üç-beş kişi bir araya gelince, aslan kesiliyorsunuz.
Esip, gürlüyorsunuz.
Niye?
Siyasi, ticari veya başka çıkar ilişkilerinizin zedelenmesinden korkuyorsunuz.
Kısacası; karakolda doğruyu söylüyor, mahkemede şaşırıyorsunuz!
Medya yazacak, siz susacaksınız.
Gazeteciler kötü olacak, siz dost kazanacaksınız.
Kimse kusura bakmasın.
Biraz da, siz kötü olun da biz izleyelim.
Biraz da, siz kavga edin de medya izlesin.
Bakalım nasıl oluyormuş bu işler.
Kim olursanız olun.
Ya ağlamayacaksınız.
Ya samimi olacaksınız.
Öyle değil mi?
Geçenlerde de paylaştık.
Bu kentteki az sayıdaki girişimci yalnız.
Gerek teknik, gerekse psikolojik desteğe ihtiyaçları var.
Peki, kaç siyasetçi onların kapısını çalıyor?
Hangi milletvekili -seçimden seçime oy istemek dışında- bu konularda özel bir çalışma yapıyor.
Hangi vali, onların kapısını çalıyor?
Hangi vali, onları toplayıp, sorunlarının ve taleplerinin çözüm noktasında moral veriyor?
Hangi bürokrat, gidip denetim yapmanın, eksik aramanın dışında, &[#]8220;Sizin için ne yapabiliriz?&[#]8221; diyor?
Hangi kurum, pozitif katkı sunmayı amaç ediniyor?
Hangi STK, bu girişimcilerin sorunlarına gerçekçi bir dille çözüm arayabiliyor?
Hangisi?
Allah aşkına kaçı yapıyor bunu?
Bu kentin böyle gündemleri olması gerekiyordu oysa.
Öyle değil mi?
Siyasetçiler, bunları konuşmalıydı.
Bürokratlar, bunları konuşmalıydı.
STK&[#]8217;lar, bunları konuşmalıydı.
Medya, bunları konuşmalıydı.
Kentin gerçek gündemi böylesi ciddi konular olmalıydı.
Öyle değil mi?
Yazmıştık, paylaşmıştık.
Yine paylaşalım.
Diyoruz ki;
Hizmeti tartışalım.
Hizmeti konuşalım.
Hizmet için kavga edelim.
Enerjimizin büyük çoğunluğunu bu tartışmalara aktaralım.
Üretimi, paylaşımı, istihdamı tartışalım.
Var mı kimse?