"Ağabeylik" muhabbeti gündem oldu...





MHP Zonguldak Milletvekili Sayın Zeki Çakan ile CHP Zonguldak Milletvekili Sayın Şerafettin Turpcu´nun açıklamaları ve gelen yorumlar, "ağabeyliğe" ne kadar ihtiyaç duyulduğunu bir kez daha göstermiş oldu.



Bu tartışmaların gösterdiği bir nokta da, "ağabeyimizin" olmadığı...



Zaten biliyorduk, ama bir kez daha teyit edilmiş olundu.



Bütün bunların yanı sıra bir tartışma da ağabeyin kriterleri...



Geçen ki yazımızda kısmen belirttik, ama özetlemek gerekirse en büyük kriter: "Kentini düşünmek..."



Ali Rıza Tığ´ın yıllar öncesinden sürekli yazarak dillendirdiği, "kendini değil, kentini düşünmek" ağabeyliğin olmazsa olmaz kriteri...



Bu bağlamda tartışılan isimlere bakıp sizler karar verin:



"Zonguldak´ın ağabeyi kim olmalı?"







xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx



"Bana dokunmayan yılan..."


Zonguldak´ın bu halde olmasının birçok nedeninden beri de, "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" mantığının güdülmesi...



Bu anlayış, bürokrat kesiminden tutun, işadamlarımıza, hatta gazetecilik camiasına kadar yansımış...




Hatta bu anlayıştan daha öteye geçilip, "düşmanımın dostu düşmanım...", "düşmanımın düşmanı dostum..." mantığıyla kısır döngüde hareket edilir olmuş.



Örnek mi?


Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti...



Cemiyette nasıl usulsüzlükler yapıldığını, ne amaçlar için kullanıldığını, kanunen gereken ödemelerin yapılmadığını ilgililer biliyor.


Cemiyet Başkanlığı sıfatını taşıyan kişinin hangi kurumlardan, nasıl para aldığını ilgililer biliyor...


Alınan paraların nasıl kullanıldığını ilgililerin ötesinde birçok kişi biliyor...



Emlakçılık işlerinde neler yaptığını, kimleri, nasıl, ne durumlara düşürdüğünü ilgililer biliyor...



Kimlerle hangi pozisyonlarda fotoğraf çektirdiğini, kimlerin özel hayatının içine ettiğini ilgililer biliyor...



Bunlar ve daha niceleri bilinmesine rağmen biz gazeteciler dahil birçok kişi sağıra yatıyor...



Bazımız, "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın", bazımız, "pislik bana da sıçramasın", bazıları ise, "ranttan ben de pay kapayım" diye üç maymunu oynuyor...



Olan da, elbette mesleğimize ve Zonguldak´ımıza oluyor...



"Cemiyet Başkanı" sıfatı olduğundan gazeteci sananlar, gazetecilik mesleğine laf atıyor...


Cemiyet Başkanlığı sıfatından korkulup yapılan yanlışlıklar ve usulsüzlükler görmezden geliniyor...


Özellikle Cemiyet binasıyla ilgili iddialar yenilir yutulur cinsten değilken, TTK Genel Müdürü ve yetkililerin, "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" mantığıyla hareket edip yapılanları görmezden gelmesi anlaşılır gibi değil...



Sonuçta, bu binadaki her tür işten binanın sahibi olarak TTK Genel Müdürlüğü ve yetkililer sorumludur. Üç maymunu oynamanın; ne kuruma, ne de Zonguldak´a faydası vardır.



Sonuç olarak; "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" değil, "bana dokunmayan yılanın da başı ezilmelidir" denilmelidir.



Yılan bu, ezmezsen başını elbet sana da bulaşır, bulaşıyor da...





xxxxxxxxx


GÜNÜN SÖZÜ:




"Üstüne basa basa, altını çize çize söylüyorum. Kantarcı´nın açtığı dava bir parsel için açılmış dava değil. Dava, Filyos Serbest Bölgesiyle ilgili alınmış Bakanlar Kurulu kararının iptaliyle ilgili..." - Filyos Belediye Başkanı Ömer Ünal






SÖZÜN ÖZÜ:





"Onur ve şeref, adamlığın kartvizitidir. Matbaada basılmaz..."


Anlamlı Sözler