1 Kasım'da yapılacak milletvekili genel seçimi nedeniyle siyasi partiler, aday listelerini bugün Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) verecek.
Kesin aday listeleri ise, 28 Eylül'de ilan edilecek.
Görülen o ki, listeler büyük ölçüde değişmeyecek, ancak yine de 7 Haziran seçimleri sonrası yaşanan oy kayıpları ve tartışmalar nedeniyle AK Parti ve CHPde küçük de olsa değişiklik beklentisi olanlar var.
[*] [*] [*] [*]
Milletvekili aday listelerinde kısmen de olsa değişiklik olacak mı?
AK Parti Milletvekilleri Hüseyin Özbakır ve Faruk Çaturoğlu ile CHP Milletvekilleri Şerafettin Turpcu ve Ünal Demirtaş, aynı sıralamayla mı aday gösterilecekler?
Bu sorunun en büyük nedeni, 7 Haziran seçimleri sonrasında AK Partide ortaya çıkan 40 binlik oy kaybı, CHPde ise, büyük fırsat yakaladığı halde 3 milletvekili çıkaramamış ve AK Partinin aday çıkarmadığı Ereğlide istediği sonucu yakalayamamış olması...
7 Haziran seçimleri sonrasında AK Partide yaşanan liste, CHPde ise kontenjan aday tartışmaları, genel merkezlere ve Genel Başkanlara iletilmişti.
Meselenin aslında özü bu...
[*] [*] [*] [*]
MHPnin ilk üç sırasında 7 Haziranda olduğu gibi Zeki Çakan, Yavuz Erkmen ve Ahmet Emre Bayramoğlu isimlerinin olmasına kesin gözüyle bakılıyor.
[*] [*] [*] [*]
Halk bazında bakıldığında meselenin özü şu:
Kim veya kimler, bu kente hak ettiği değeri verebilir?
Kimler, bu kenti hak ettiği şekilde temsil edebilir?
Hala bunu anlamayanlar var.
Anlamak istemeyenler var.
Kendisini bulunmaz Hint kumaşı zannedenler var.
[*] [*] [*] [*]
Partiler bazında baktığımızda başka şeyler var.
Orada temsil gücü, kentin geleceği tamamen ikinci planda
Kentle ilgili bir düşünceleri, endişeleri olsa, zaten baştan böyle yaklaşmazlardı.
Partiler, oylarını arttırmak istiyor.
Örgütler, genel merkezin gözüne girmek istiyor.
Bunu sağlamak için herkesin bir gerekçesi var.
O gerekçeleri ve söylemleri zaten biliyorsunuz.
Ve dahası
Birileri, milletvekili olma şerefine nail olmak istiyor.
Birileri, yangından mal kaçırma sevdasında
Durum aynen budur.
[*] [*] [*] [*]
Hal böyleyken, partilerin aday listelerinde kimin olması ayrı bir önem taşıyor?
Genel Başkanların, yat- kalk talimatlarını uygulama gibi ağır bir sorumluluk altına girmenin ötesinde; kente, halka, olaylara karşı ne kadar sorumlu olacaklar?
Söz dönüp dolaşıp kente geliyor.
Bu kentte bazı şeyleri hazla başaramadıysak, bunun sorumlusu bizler değiliz.
Bunun sorumlusu medya değil.
Bunun sorumlusu, öncelikle yöneticiler
Milletvekilleri
Belediye başkanları
[*] [*] [*] [*]
İktidar parti milletvekilleri, kendilerinden önceki 13 yılı eleştiriyorsa, aslında anlatmaya çalıştığımız şey burada net olarak görülüyor.
AK Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır, yolların rezil hallerini fotoğraflayıp Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğana gösterebiliyorsa, bu hem iyidir, hem de acı bir itiraftır.
Geçmiş dönem milletvekillerinin, bürokratların beceriksizliklerini, ihanetlerini deşifre etmektir.
[*] [*] [*] [*]
Bu kentin kötü yönetildiğinden şikayet edenlerin çoğu bu kente ihanet etti.
Bugün de bu ihanetler devam ediyor.
Kimse kusura bakmasın.
Bunları sorduğunuz, sorguladınız zaman hedef olursunuz.
İşlerine pek gelmez.
[*] [*] [*] [*]
Çok canlı bir örnek
Eğer Sayın Hüseyin Özbakır, yolların fotoğrafını çekip Cumhurbaşkanı Erdoğana verdiği halde bugün aynı rahatlık devam ediyorsa, bir durmak lazım orada.
Haberlere göre Cumhurbaşkanımız şaşırmıştı.
Burası şehrin dışı mı? diye sormuştu.
Eğer buna karşın bugün Zonguldak yollarında devam eden çalışmalar rutinin ötesine geçemediyse, orada bir durmak lazım.
[*] [*] [*] [*]
İşte böyle bir durumda büyük ihtimalle değişmeyecek listelerde yer alanların kim olduğu çok daha fazla önem kazanıyor.
İktidar olsun, muhalefet olsun.
Hiç fark etmiyor.
13 yıllık iktidar döneminde bir milletvekilinin yolların durumunu ülkenin bir numarasına anlatabilmiş olması büyük aşama!
Ya sonrası!
Ya diğer sorunlar!
[*] [*] [*] [*]
Siyasetçiler, belediye başkanları, bürokratlar kenti kötü yönetebilir.
Ya STKlar nerede?
Herkese mavi boncuk dağıtıp, üyelerden gelen paranın üzerindeki Atatürkleri sayan STKlar nerede?
Eğer onlar sesleri çıktığında siyasilerin hedefi olacaklarını düşünüyorlarsa, kendi korkaklıklarındandır.
Onların korkaklığının; iktidarların, bürokratların, siyasetçilerin gücünden daha büyük olmasındandır.
Koltuk sevdalarının, o koltuklarda uzun yıllar kalmak istemelerindendir.
[*] [*] [*] [*]
Şimdi listeler verilecek.
Belki aynı isimlerle seçime gidilecek.
Belki AK Parti listesinde sürprizler olacak.
Belki CHPnin listesinde...
Elbette bunlar önemli.
Ama asıl önemli olan, bu isimleri kent olarak çalıştırabilmek.
Zonguldak hep şikayet etti.
İktidar ve muhalefet mensupları, olaylara tek taraflı bakmaya çalıştı.
İktidarın ihanetlerini gösteren CHPliler, CHPli Zonguldak Belediyesinin ihanetini görmezden geldi.
CHPli Zonguldak veya diğer belediyelerin beceriksizlikleri üzerinden siyaset yapan AK Partililer, iktidarın ihanetini saklamaya çalıştı.
Yani kent olarak samimi olmadık.
Adamına göre muamele yaptık.
Kişilere ve olayların muhataplarına çıkara göre, memleketine göre yaklaştık.
Ne oldu?
Kim kazandı?
Kim kaybetti?
Hep beraber kaybettik.
Hala başka yerlerde neden aramaya çalışmak, hedef saptırmak, bahaneler üretmek ahlaki değil.
Siyasetçilerimiz, bürokratlarımız, STKlarımız ve toplum olarak hepimiz bu kafayla gittiğimiz sürece hep aynı şeyleri konuşacağız.
Artık önce bunun kararını verelim.
HAKUT kurulmalı
Memur-Sene bağlı Diyanet-Sen Çaycuma İlçe Temsilcisi Kenan Tunç, artan intihar olayları üzerine bir açıklama yaparak, çözüm önerisinde bulundu.
Diyor ki:
Derhal HAKUT'ları devreye koymalıyız...
Devam ediyor:
Nasıl ki AKUT ekipleri enkazlardan yaralı kurtarıyorsa, Hayat Kurtarma (HAKUT) Ekibi de psikolojik ve bunalım enkazlarından insanlarımızı çekip alacak ve kurtaracaktır. En azından bunun için mücadele edecektir...
Peki, bu nasıl olacak?
Dikkat ederseniz, intihar eden insanlar son zamanlarında değişik hareket sergilemektedirler. Bu insanlar durup dururken insanlara iyi davranırlar, alışılmışın dışında iyilik yapmaya çalışırlar. Ya da bunun tam tersi. Çok iyi bilinirken, kendilerinden beklenmedik hareket yaparlar...
İşte bütün bu durumlar şüpheli durumlardır. Hareketlerinde birdenbire değişiklik gözlenen böyle insanlar kuracağımız bu ekiplere bildirilmeli ve bu ekipler de o şahıslarla ilgili olarak derhal harekete geçmelidirler. Bu hareket, bir iyilik hareketi, bir kurtarma hareketidir. Bu hareketin özü, bir insan kurtaran bir alemi kurtarmış olur ilahi mesajına dayanmaktadır.
Adına HAKUT diyeceğimiz bu ekibe bir haftada iki insanı intiharla kaybeden Çaycuma'da çok büyük ihtiyaç vardır.
Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde mi olacak, Aile ve Sosyal Politikalar bünyesinde ya da başka bir kurum bünyesinde mi, bilemem, ama HAKUT'un bir an evvel kurulmasının şart olduğu kaçınılmazdır.
Bir kaç hafta içinde tam üç ölümlü intiharın yaşandığı Çaycumamızda HAKUT derhal kurulmalı ve faaliyete geçirilmelidir...
Faaliyet alanı ve yapılması gerekenler bir can kurtarma derdinde olan gönül insanları tarafından masaya yatırılıp tek tek ortaya konulmalıdır.
Bir kardeşimizi kurtarabilirsek, ne mutlu bize...
Bir gönlü yaşatabilirsek, ne mutlu bize
Bir derde derman olabilirsek, ne mutlu bize
Sadece kendimizi düşünüp derdi-kederi olan arkadaşlarımızı görmezden gelir ve onları kendi hallerine bırakırsak, vah bize, eyvah bize...
Lamı cimi yok.
HAKUT şart oldu!
Hem de acilen...
Başka ipler ve iplerde sallanan bedenler görmeden...
Bize düşen varsa, bir şey yapmaya hazırız.
Çağrı güzel de acaba merak ediyorum, bunları dert edinen kaçta yönetici var?