Türkiye seçimler ülkesi.


Yerel seçim, genel seçim, ara seçim, erken seçim.


Geçim derdi olan bir ülkenin bu kadar seçim yapması ne kadar ilginç değil mi?


Gerçi son yıllarda seçimler neredeyse gününde yapılıyor ama.


2011 yılının Haziran ayında genel seçimler yapılacak.


Seçimlere yedi ay kaldı.


Ama adaylar birer ikişer dökülüyorlar.


Bazıları &[#]8220;Seçimlerde aday adayıyım&[#]8221; demeye başladı bile.


Bu isimlerden birçoğu sadece aday adayı olarak kalacak.


Ama bu kartvizit bile onlara yetecek.


Buna inanın.



Gerçek adaylar bekliyor



Seçimlerde kesin aday olması beklenen isimler ise pusuda.


Onlar zemini yokluyor, zamanı kolluyorlar.


Hiç sesleri çıkmıyor.


Siyaset trenine son dakikada binip ön sıraya yerleşecekler.


Bu hep böyle olmuştur.


Hatırlayın bakalım.


Ak Parti&[#]8217;de herkes Halit Gülay aday olacak derken, Ankara&[#]8217;dan Köksal Toptan, Ereğli&[#]8217;den Fazlı Erdoğan, Zonguldak&[#]8217;tan da Polat Türkmen listeye girmemiş miydi?


Hatırlayın bakalım.


CHP&[#]8217;de ilk dönem Devrek&[#]8217;ten Nadir Saraç bire, Harun Akın ikiye nasıl girmişti.


Sonraki seçimde herkes Harun Akın&[#]8217;ın birinci sıra olacak derken Ali Koçal bir, Ali İhsan Köktürk ikiye nasıl girmişti?


Siyaset bu işte.


Az konuşan, kulisi iyi yapan, Ankara&[#]8217;da işi sıkı tutan listeye giriyor.


Herkesin haberi olsun.


Bugün konuşanların çoğu listede bile olmayacak.



Peki bu yorumlar ne?



Bizde yerel basında çıkan haber ve yorumları dikkatle izliyoruz.


Bir çoğuna gülüyoruz.


Mesela bu genel seçime Halkın Sesi Partisi&[#]8217;nin girip girmeyeceği bile belli değil.


Ama Ak Parti&[#]8217;nin alternatifi olarak gösteriliyor.


Şu anda mecliste gurubu bulunan, ama önümüzdeki seçimde baraj sorunu olan bir partinin bir ve ikinci sırasına öyle isimler yazıyorlar ki şaşırıyoruz.


O partinin Zonguldak&[#]8217;tan milletvekili çıkartma şansı bugün itibariyle hiç yok.


Ama bu haberler çok okunuyor.


İnternette çok tıklanıyor.


O yüzden yerel basında bu tip haberler artıyor.


Gülmeye eğlenmeye devam edeceğiz.


Hele 2011 yılına bir girelim.


Siz görün Ocak ayından sonraki curcunayı.


Biz Türk toplumu olarak düğünü, derneği, seçimi seviyoruz galiba.


Futbol izlerken herkesin teknik direktör olduğu ülkemizde, siyasetle bu kadar ilgili olmamız şaşırtıcı olmamalı aslında.


Avrupalı bu işlerle bu kadar ilgili değil mesela.