Geçtiğimiz günlerde cemaatin Zonguldak&8217;taki yapısıyla ilgili bir sohbete tanık olduk.
Kısa süre öncesine kadar et ile tırnak gibi olan ve siyaseten AK Parti&8217;de buluşan isimler, çıkarlar, duygular, bir süredir yol ayrımında.
Türkiye&8217;nin her noktasında olduğu gibi Zonguldak&8217;ta da cemaatle bağı olanlar, cemaatle bağlarını devam ettirenler gözlem altında.
Buna karşın toplumun iktidar-cemaat çatışmasında anlayamadığı çok şey var.
Bunların bir kısmına hissiyatla bakılsa da, öngörülerin, ön yargıların anlatamadığı, açıklayamadığı işler var.
Mesela, iktidar kendi içindeki cemaatçilerden, cemaate sempati duymuş olanlardan kurtulma savaşı veriyor.
Hatta kurunun yanında yaşları da yakıyorlar!
Böyle işliyor sistem.
Dün olanların tam tersi oluyor yani&8230;
Al Jazeera&8217;den İrfan Bozan&8217;ın yaptığı röportajdan gidelim.
İrfan Bozan, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ile konuştu.
Hanefi Avcı, dünün tersini söyleyenlerin ötesinde, geçmişte ne söylediyse, bugün de aynısını söylüyor.
Tespitleri de ilginç&8230;
Yerel gündemden biraz olsun uzaklaşma, Türkiye&8217;de asıl meseleleri görme adına bu röportajın bazı bölümlerini paylaşıyorum.
Avcı, Gülen Cemaati&8217;nin hâlâ operasyon yapma gücü olduğunu söylüyor.
Avcı&8217;ya göre, Cemaat yıllardır devletin kritik kurumlarını dinledi ve devletin arşivine sahip.
- Kitabınızın adı &8220;Cemaat&8217;in İflası&8221; ama kitabı okuduğumuzda hâlâ ayakta ve faal olan bir Cemaat yapılanması varlığına dikkat çekiyorsunuz. İçerik ile başlık çelişmiyor mu?
- İflastan kastettiğim, Cemaat iflas etti, yok oldu anlamında değil. İflası mecazi anlamda kullandım. Cemaat kendisini İslami kimlikle tanımlıyor. İslam&8217;da iflasın bir manası var. İslami metinler diyor ki; eğer siz insanlara kötülük yaparsanız, insanlara hukuksuz ve adaletsiz davranırsanız; öbür dünyada bunlardan hesap sorulurken sizin iyi amelleriniz onlara verilir, yaptığınız kötülüğün bedelini ödersiniz. İyi amelleriniz biterse, çok kötülük varsa, bu defa o insanların kötü amelleri size verilir ve siz o zaman iflas etmiş olursunuz; yani her şeyini kaybetmiş, elindeki sermayesi gitmiş insan olursunuz. Biz Cemaat&8217;in yaptıklarıyla öbür tarafta iflas etmiş olduğunu anlatmak için bu adı koyduk. Hatta bu kitabın asıl yazılış amacı; Cemaat çok ciddi olarak var, siz Cemaat´i bitti zannediyorsunuz, yapılan birkaç işlemle Cemaat pasifize oldu diyorsunuz; tam tersine çok ciddiye almanız gereken çok ciddi bir yapı olarak hâlâ var. Kamu duyarlılığını artırmak için bu kitabı yazdım. Tüm toplumu dinleyip izleyebilen; başbakanların, bakanların, herkesin telefonlarını dinleyebilen, tüm devlet toplantılarına girip bakabilen, TSK, MİT gibi devletin devasa kuruluşlarına kumpas yapabilen bir yapıdan söz ediyoruz.
- Cemaat&8217;in yukarıda saydıklarınızı yapabilecek gücü hâlâ var mı?
- En azından operasyon yapabilme kabiliyeti var. Evet epey darbe yedi, birtakım unsurları tayin oldu. Birtakım elemanları tutuklandı. Destek veren işadamları desteğini çekti ama bu Cemaat´in gücünden çok şey kaybettirmedi. Hâlâ illegal çekirdek, gövde yapı güçlü ve operasyon yapabilecek, her türlü provokasyonu yapabilecek gücü ve imkânı var. Bugün MİT bile devletin belli kurumlarından bilgi alırken zorlanır. Emniyet aynı şekilde zorlanır. Cemaat bir saniyede tüm devlet arşivine sahip olur. Devletin hafızası Cemaat&8217;te... Cemaat tüm devlet arşivine sahip... Ellerinde yüzlerce kamu görevlisine şantaj yapacak bilgiler var. Kimi nasıl terbiye ettiklerini biliyoruz. İstediği zaman istedikleri bilgiyi kullanabilirler. O güç ve bilgi ellerinde var. Bence tüm MGK toplantılarının kayıtları ellerinde var. Tüm Dışişleri Bakanlığı toplantılarının kayıtları ellerinde mevcut&8230;
Bu böyle hafife alınamayacak kadar Cemaat´e güç ve kudret veren bir durum.
- Nasıl önlenebilir?
- Şimdi kapatılan özel yetkili mahkemelerde Cemaat&8217;in militanı haline dönüşmüş birçok hâkim ve savcı var. Bu kişiler hakkında yapılmış yüzlerce şikâyet var. Bunlar haklı şikâyetler. Bu şikâyetleri dikkate almadan bu hâkim ve savcıların tekrar yargı içine konması büyük bir hataydı. Bunların kararlarının tarafsız olmadığı Anayasa Mahkemesi ve diğer bazı mahkemelerin kararlarıyla netleşmiş. Bunlar yargı içine konamaz. Hükümet sadece kendi davalarına bakarak bunları görmezden geldi, yargı içine karıştırdı. Bu vahim bir tehlikedir. Bu hâkim ve savcılar her baktıkları davada sorun yaratabilirler. Bu kişilerin araştırılıp soruşturulması gerekiyor.
- Kitabınızda Cemaat ile AKP arasında 2011´deki genel seçim öncesinde bir milletvekili pazarlığından bahsediyorsunuz. Cemaat&8217;in 80 civarında milletvekili istediği ama AKP&8217;nin buna yanaşmadığını yazmışsınız. Nedir bu olayın ayrıntıları?
- Cemaat belli oranda milletvekili istiyor. AKP de belli oranda karşılamayı düşünüyor, fakat Cemaat&8217;in istediği sayının hükümeti tıkama ihtimali olan sayı olduğu anlaşılınca AK Parti vazgeçiyor. Cemaat&8217;in planı hükümeti tıkayacak bir sayı. Hükümet bu planı öğrenince vazgeçiyor.
- Bu pazarlığın yapıldığından ne kadar eminsiniz?
- Pazarlık değil de onlar milletvekili istiyorlar. Bu aslında Türkiye&8217;de olur. Birtakım gruplar siyasi partilerden milletvekili isterler. Burada tam bu istem kabul edileceği sırada Cemaat&8217;in yaptığı planı hükümet öğreniyor, son ana kadar oyalıyor, son anda göstermelik birkaç kişi koymak suretiyle onların oyununa gelmiyor.
- Yıllarca beraber yürüyen bu iki güç daha fazla beraber yürüyemezler miydi?
- Aslında beraber yürüyorlardı ama az önce de söylediğim gibi bir yerde hakim güç bir kişi olur. Hakimiyet noktasında sorun çıkmaya başladı. Aslında hükümet bazı uygulamalara karşı çıktı. Karşı çıktığını bazı uygulamalarıyla, açıklamalarıyla ima etti. Düşündü ki bu ima ile Cemaat düzeltir. Mesela İlker Başbuğ&8217;un tutuklanması sonrasında hükümet tahliyesini istedi. Başbakan birkaç konuşmasında bunu da deklare etti. Düşündü ki, bunu anlarlar, tahliye ederler ama Cemaat Başbakan&8217;ı hiç kazımadı.
- Her şey 17-25 Aralık&8217;ta mı koptu?
- 17-25 Aralık&8217;ta hükümet anladı ki bıçak artık kendi boğazına dayanmış ve kendi kellesi alınacak, iş artık savaşa dönüştü.
- Kitabınızda &8220;Cemaat 17-25 Aralık&8217;ı planladıysa bunun devamını da planlamıştır. Hükümet gidince yerine kimin geleceğini de düşünmüştür&8221; diyorsunuz. Cemaat kimlerle ittifak yapmıştı, kimler gelecekti?
- Cemaat gibi üç adım sonrasını planlayan, hesap eden bir hareket var. Siz hükümeti kesin ortadan kaldırmaya yönelik bir plan yapmışsınız, &8220;Peki bunlar gidecek de yerine kim gelecek?&8221; diyemezsiniz. Mutlaka yerine geleceği hesap etmiş olmanız lazım. Peki yerine geleceği hesap ederken kimdi bunlar? Kimler gelecekti? Bu bir soru. İkincisi Türkiye&8217;de belli güçler var. Bir hükümet gelirken, giderken, sözleri halk nezdinde etkili olacak bir Cumhurbaşkanlığı makamı var. Acaba Cumhurbaşkanlığı makamının ne yapacağını tahmin ediyorlardı? Orası ile bir görüşme yaptılar mı? Temasları var mıydı? Veya ayrı bir hesap kitap var mıydı? Bunu bilmiyorum. Bunu hesaba almamış olmaları mümkün değil. İkincisi bu ülkede bir ordu var. Her ne kadar Ergenekon, Balyoz davaları yıpratsa da alacağı tavır dengeleri değiştiriyor. Mesela TSK´nın ne tür tavır koyacağını düşünüyorlardı. Hiç onu hesaba katmadan, ´biz bu hükümeti yıkalım, sonra yerine istediğimiz birilerini koyalım´ diye düşünemezsiniz. Anayasa yargısı ne yapacak, bu konuda net bilgi sahibi olmanız lazım. Bu konular hakkında biz net bilgilere sahip değiliz. Ama bu hesaplar yapılmadan da bu işin olmayacağı kanaatindeyim. Daha sonrasında hükümetin ya da yönetimin tavırlarına baktığınız zamanda da bir farklılık görüyorsunuz. Cumhurbaşkanı ile hükümet arasındaki ilişkileri normal seviyede görmüyorsunuz. Hükümetin yüksek yargıya bakışında farklılıklar görüyorsunuz. Demek ki, diyorsunuz ki, bizim bugün aydınlatamadığımız ama gelecekte aydınlanması gereken bu kurumların tavırları neydi? Cemaat bu kurumlara nasıl rol verdi? Bir irtibatı var mıydı? Onlarla görüştüler mi? Yoksa görüşmeden yorum yaparak mı fikir sahibi oldular? Bunlar bence aydınlanması gereken, ortaya çıkarılması gereken bir durum olarak karşımızda duruyor.
- AK Parti cenahı ´Cemaat bizi kandırdı´ savunması yapıyor. Sizce gerçekten kandırıldı mı? Kandırıldıysa nasıl oldu?
- Sadece hükümet değil bu ülkenin aydınları, demokratları da aldandılar.
´Geçmişle hesaplaşıyoruz, militarizmle hesaplaşıyoruz, faili meçhullerle hesaplaşıyoruz, biz ülkeyi modern, demokratik hale getireceğiz´ dediler, herkes bunları alkışladı. Ben de alkışladım. Bir müddet sonra olayın böyle olmadığı anlaşıldı. Olayın rengi değiştikçe destek yavaş yavaş çekilmeye başladı. Şu anda küçük bir azınlık demokrat grup dışında herkes bu desteğini çekti.
- Hükümet de mi böyle düşündü?
- Abartarak söylüyorum, hükümet 360 milletvekili çıkarmış ama hükmedemiyor.
Belli güçler hükümete meydan okuyor, dinlemiyor. Militarist kesimler beyanatlar veriyor. Birileri de çıkıyor, ´bunlara haddini bildireceğiz´ diyor. Hükümet o zaman bunlara sarıldı, bunları destekledi. Bizim daha sonra gördüğümüz Ergenekon, Balyoz belgelerini hükümet hep daha önce gördü. Bizim görmediğimiz, sokağa çıkmayan başka belgeleri de gösterdiler. Belki de bunların birçoğu sahteydi.
Zonguldak&8217;ta, Zonguldak&8217;ın milletvekili adaylarıyla Zonguldak&8217;ı konuşuyoruz genelde&8230;
Doğu konusunda ne düşünüyorlar mesela?
Cemaat yapılanması konusunda ne düşünüyorlar?
Milli ekonomide ne düşünüyorlar?
Bu konuda bireysel düşünceleri var mı?
Özgüvenleri ne durumda?
Bizler bunları sormayınca, onlar da konuşmuyorlar.
Eğer cemaat bir suç örgütüyse, iktidar da bu suç örgütünün ortağı oldu.
Şimdi, &8220;kandırıldık&8221; deniliyor.
Hanefi Avcı her şeyi çok güzel anlatıyor.
Cemaati bu kadar güçlendiren kimdi?
İşin trajik ve komik yanı şu&8230;
Düne kadar cemaat konusunda iktidarı uyaran muhalefet, bugün cemaate sığınıyor.
Cemaatten medet umuyor.
Özellikle de CHP&8230;
2-3 sene öncesine kadar cemaat konusunda iktidarı ve cemaati sert dille eleştiren muhalefet, cemaat konusunu ağzına almıyor.
Yani iktidarın suç ortağı olduğunu kabul eden CHP&8217;nin oylarını biraz olsun arttırabilme adına cemaatle aynı yatağa girmesi ne oluyor?
Bunları da konuşmak lazım mesela&8230;
Bunları da sorgulamak gerekir&8230;
Hatırlatmak istedim.
Türkiye&8217;nin ve Zonguldak&8217;ın böyle bir gerçeği de var!