Gazetemiz yazarlarından, deneyimli esnaf ve küskün oda başkanı, Zonguldak tahlilcisi ve gidişat şüphecisi, değerli büyüğümüz Ali Kaya´dan bir mektup geldi...
Esasında günlerdir buradan paylaştığımız &[#]8220;kent-göç-esnaf&[#]8221; ilişkilerinin ötesinde çelişkilerini özetleyen harika bir mektup olmuş...
Haftalık yazılarıyla duygularını zaten paylaşabilen Ali Kaya, mektubunda özellikle, "Bu özel bir mektuptur. Gazetede yayımlanması için yazmadım" dese de, paylaşmamak doğru olmazdı.
Bizim bir kaç gündür anlatmaya çalıştığımız olayın sadece bir penceresiydi.
Kaya, bu mektubunda, tespit ve tahlil ile birlikte yönetsel anlamda çıkış yolunu da göstermiş.
Bu nedenle sadece bize değil, Zonguldak esnafına değil, Türkiye´deki tüm esnaf temsilcilerine, siyasetçilerine, demokrasi tahlilcilerine ve yerel dinamiklere yazılmış, mutlaka okunması gereken bir mektup.
Zonguldak´ın yerelinde yaşanan basiretsiz duruşları, sessizliği, kambur yöneticileri çok net ortaya dökmüş bir yazı.
Bu kısa ve etkili tahlili paylaştığı için teşekkür ediyor, bu özel mektubu paylaşıyoruz...
[*] [*] [*] [*]
Sevgili Atilla;
Sürekli, &[#]8220;Nerede bu Esnaf Odaları?&[#]8221; diye sorup duruyorsun.
Haklısın, ama alacağın yok
&[#]8220;Niye&[#]8221;sini anlatayım;
[*] [*] [*] [*]
Ben tam 21 yıl başkanlık yaptım.
Son 3+5, yani 8 yılını &[#]8220;emrivaki&[#]8221; diyebileceğimiz şekilde yapmak zorunda kaldım.
Aday çıkmadı, üyeler ısrar etti vs&[#]8230;
Görev yaptığım sürece bütün çabam, senin hayal ettiğin esnaf örgütlerini görmek, yaratılması için çaba harcamakla geçti.
Bu yolda benimle birlikte davranan Orhan İnce, Hüsnü Kavas, Baki Kahyaoğlu, Hikmet Hacıabbdurrahmanoğlu, Tekin Şanal gibi arkadaşlarla bir şeyler yapmaya çalıştık. Ama olmadı.
Her seferinde duvara tosladık.
Bu başarısızlık nedeniyle kendi isteğimle başkanlıktan ayrıldım.
[*] [*] [*] [*]
Birincisi; senin hayal ettiğin gibi bir örgüt yok.
Olmaması için devlet bütün yasal düzenlemeleri yapmış.
Odaların faaliyet alanı belediye sınırları içersinde&[#]8230; Yani Zonguldak&[#]8217;taki oda, bırak Çaycuma&[#]8217;yı, Kozlu ya da Kilimli&[#]8217;den bile üye kaydedemez. İlçe ve beldelerde bir de &[#]8220;karma odalar&[#]8221; var ki, başlı başına bir garabet örneği. Bakkalından işportacısına herkes bu odada... Bu oda ne yapabilir ki?
Aidatları komik derecede düşük&[#]8230;
Üstelik bu aidatları da almak için zorlanıyorlar.
Yetkileri yok, örneğin tüketiciye zarar veren, hata yapan bir üyesini cezalandıramaz. Kamu alanında temsil yetkileri yok. Örneğin belediye meclislerinde söz ve oy hakları yok.
Kısaca odalar güçsüz. Güçsüz olunca da üyesine hizmet edemiyor.
Eğitemiyor. Hakkını arayamıyor.
Üyeler de, odalarından bir şey alamayınca, ilgi göstermiyor.
Genel kurullara katılmıyor, hesap sormuyor, aidatını da ödememeye çalışıyor.
Oysa odalar, il sınırları dâhilinde örgütlenebilseler, aidatları dişe dokunur halde olsa ve tahsilat için mekanizmalar oluşturulsa, ortaya çıkacak manzara başka olurdu.
Mesleki eğitim, denetim, kalite, üyeye hizmet, üyenin odasına ilgisi, katılımı, hesap sorması, seçilecek yöneticilerin kalitesi bugünkü gibi mi olurdu?
Yani sözün özü, devlet Esnaf Yasası&[#]8217;nı, &[#]8220;esnaf örgütlenemesin&[#]8221; diye çıkarmış.
Biraz da bu nedenle esnaf örgüt yöneticilerini çoğu esnaf bile değil.
Zonguldak´a bak; uzun yıllardır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ve Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi&[#]8217;nde başkanlık yapanların esnaflıkla ilgisi ne kadar?
Halen ülkedeki sendikalı sayısı bir milyon 200 bin.
Bugün 5 milyon olduğu söylenen esnaf örgütlü olsa, hangi iktidar kendini rahat hisseder ki?
Hatırlarsan, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit&[#]8217;e bir esnafın kasa fırlatmasıyla başlayan, Ankara Siteler esnafı, İstanbul Mahmut Paşa esnafı, Erzurum esnafı yürüdüğünde, İstanbul Alibeyköy esnafı kepenk kapattığında, ortadaki panik inanılmazdı.
Esnaf örgütleri ortadan kayboldu. Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan ve Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, eylemi durdurmak için bir yerlerini yırttılar.
Bugün Zonguldak&[#]8217;ta kepenk kapatma kararını bu örgütlerin almasını bekleme&[#]8230;
Üyesiyle organik bağı olmayan, kendi üyelerinin sıkıntısını duymayan, yaşamayan yönetici eylemin önünde yer alır, ama öncülük yapmaz, önünde engel olur.
[*] [*] [*] [*]
İkincisi; esnafın sınıfsal özelliği de senin beklentilerine uygun değil.
Marksist terminolojiye göre, esnaf küçük burjuvadır.
Ne burjuva, ne de proleterdir yani.
Arada bıçak sırtındadır.
Köşeyi dönerse, burjuvalaşır.
İflas ederse, proleterleşir.
Bu yüzden hep tedirgindir.
Çünkü iş yapamazsa, sonu kötü olur.
Yani bir anlamda tezgâha, dükkâna mahkûmdur. İşinin gereğidir bu.
Onu suçlayamazsınız. Aklı-fikri tezgâhında, dükkânındadır. Siftah edip-edememek, yeterince satış yapabilmek, çekini-senedini, kredi taksitini, evinin geçimini, çocuğunun eğitimini, düşünmek, onun aklını-fikrini meşgul eder&[#]8230;
Hatta bu nedenle hastanede ölüm döşeğinde, musallada tabutta yatan eşinin-dostunun, arkadaşının yanına gidemez, tatil yapamaz.
Cuma namazına bile kartonla gidip en dışta durur ki, bir an önce tezgâha dönebilsin.
Fazla okumaz, tiyatroya, resim sergisine gitmez.
Entelektüel birikimi olmaz, olamaz. Bu genellemenin dışına çıkanlar da var elbette.
Bu nedenle esnaf sınıfsal anlamda kararsız, cesaretsiz ve kaypaktır.
Devletten de çok korkar.
Çünkü devlete karşı gelirse, vergi ve sigorta müfettişlerinin canına okuyacağını bilir.
[*] [*] [*] [*]
Üçüncüsü; bu yapılanmanın üst kuruluşları olan federasyon ve konfederasyonların hali de faksızdır. Onlar da, üyelerinden kopuk, eyyamcı, devletle sonsuz uyum içinde ve uysaldırlar. Aksi halde başlarına gelecekleri bilirler.
Sinan Aygün&[#]8217;ün sesini nasıl kıstıklarını hatırla&[#]8230;
[*] [*] [*] [*]
Dördüncüsü; tüm bunların üstüne Türk toplumunun devlet korkusunu, güce tapmasını, itaatkâr oluşunu, dini inançlarının getirdiği şükretme gerekliliğini ekle, beklentinin boşunalığını anlayacaksın.
[*] [*] [*] [*]
Sonuncusu; bakma sen Güneydoğu&[#]8217;daki kepenk kapamalara&[#]8230;
Orada PKK var, kalaşnikof var, infaz var.
Yani, tatlı canın uçup gitmesi var.
Bu tarafta esnaf hala, &[#]8220;İşler; gün gelir ayı besler, ay gelir günü beslemez&[#]8221; tedirginliğini yaşar durur.
Akşam olunca eve, sabah olunca tezgâha gider-gelir.
Dikkat et;
Sanki köşeden biri bakıp sana parmağını sallıyor;
&[#]8220;Tahrikçi misin, nesin lan sen?&[#]8221;
Atilla, o adam taharri memuru olmasın?
Sevgilerimle&[#]8230;
Ali Kaya
[*] [*] [*] [*]
Biz Ali Ağabeyin mesajını aldık...
Umarız, asıl mesajı alması gereken tüm kesimler de alır...