Yıkılacak Fevkani Köprüsü altındaki isyerlerinden çıkmak istemeyen esnaf meselesi, bir güvenlik sorunu haline dönüşmeye başladı!

Buradaki esnaf, belediyenin kiracısı!

Belediye, köprüyü yıkacak...

Esnaf, köprü altındaki işyerlerinden çıkmamak için direniyor!

Yer istiyorlar!

Yer gösteriliyor...

Orayı beğenmiyorlar!

Lavuar alanından yer istiyorlar!

Garanti istiyorlar!

"Bedava olsun" istiyorlar!

Şöyle düşünün...

Benim bir apartmanım var.

İçinde kiracılar oturuyor.

Ben, apartmanı yıkacağım...

Sana yer göstermek zorunda mıyım?

Gider, yeni bir ev bulur, oturursun!

Köprüaltı esnafının bugün verdiği kira, bir ev kirası kadar!

O nedenle çıkmak istemiyorlar!

Bir de yeni yapılacak işyerleri, günün koşullarına göre satılacağı için o kadar para vermek istemiyorlar!

50-60 esnafın çıkarı, Zonguldak’ın kaderi olamaz!

Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, yeni geldiği için bu esnafa müsamaha gösterdi.

Bir aylık süre tanıdı.

Ama köprüaltı esnafı, işin tadını kaçırdı!

Köprüaltı esnafı diyor ki:

“Bize seçime kadar süre verilsin! Seçimde nasıl olsa Dr. Ömer Selim Alan, Zonguldak Belediye Başkanlığı’nı kaybeder! Bizim de saltanatımız sürer gider!”

Fevkani Köprüsü altında işyeri olan bazı uyanıklar, 108 metrekarelik işyerini ikiye bölerek, iki ayrı kiracıdan ayda 20 bin 500 lira alıyor!

Zonguldak Belediyesi’ne ödemesi gereken aylık 2 bin 923 lira kirayı bile ödemiyor!

Bir de gelip, Zonguldak Belediyesi önünde eylem yapıyor!

Zonguldak Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan, Fevkani Köprüsü’nün yıkımı konusunda asla geri adım atmamalı...

Köprü yıkılırsa, bağıran 50-60 esnaf olur!

Ama yıkılmazsa, bağıran 100 bin insan olur!

Aklıselimin galip geleceği bir tavır sergilenmeli...

50-60 kişinin, kentin önünü tıkamasına müsaade edilmemeli.

Şiir gibisin...

İlham gibisin sevgilim...

Ne zaman geleceğin belli değil.

Şiir gibisin sevgilim...

Kaç mısrada biteceğin belli değil.

Ölüm gibisin sevgilim...

Ne zaman gideceğin belli değil.

                                                      A.R.T.

Zonguldak Fıkrası: Bunuy borcu çok!

Ocakta tehlikeli bir iş yapılıyor. Risk çok, gerilim yüksek... Şamata da bir o kadar fazla...

Şef, işçilerden birine işi tarif ediyor, işçi yapmaktan çekiniyor. Korkak yanaştığı için konsantre de olamıyor. Sürekli yanlış yapıyor.

Şef, anlatmaya çalışırken, öbür arkadaşı yanaşıyor:

- Şefim, o işi ben yaparun.

Şef, soruyor:

- Neden o değil de, sen?

Cevap hazır:

- Bunuy borcu çok. "Garıyı alan arkamdan söve" diye gorkuya. Bende ev va, araba va. Adam bol bol dua ede bana

(Kaynak: Ahmet Öztürk)