Bursa&[#]8217;da aşırı hızla otobüs durağına girip 5 kişiyi öldüren üniversiteli genç 5 yıl hapis cezasına çarptırılmış, 10 ay yatıp tahliye olmuş.


Ağır Ceza Mahkemesi&[#]8217;nde 15 yıla kadar hapisle yargılanan genç &[#]8220;taksirle ölüme neden olmaktan 5 yıl 10 ay hapis cezası almış ve 10 aydır cezaevinde olduğu için salıverilmiş.


Bu sonuç, cinayet gibi kazada ölenlerin yakınlarının acılarını daha da artırmış.


Bursa&[#]8217;daki olay gazetelere 5 cana 10 ay hapis başlıklarıyla yansıdı.


İkinci haber Mardin&[#]8217;den.


13 yaşındaki N.Ç.&[#]8217;ye defalarca tecavüz eden 28 kişiyi, &[#]8220;kızın rızası&[#]8221; ve &[#]8220;zaman aşımı&[#]8221; kurtarmış.


Milliyet Gazetesi &[#]8220;verilen cezalar vicdanları yaraladı&[#]8221; diye yazmış.


Siyasetçilerin af konusunu dillerine dolamaları üzerine 1,5 ay önce yazdığım &[#]8220;popülist politikalar ve af meselesi&[#]8221; başlıklı bir yazıda cezaların yetersiz olduğunu belirterek, 5-10 senede bir af çıkarılmasının yetersiz olan cezaları daha da yetersiz hale getirdiğini ifade etmiştim.


İşte size biri Bursa&[#]8217;dan diğeri Mardin&[#]8217;den iki örnek.


Böyle çok örnek var.


Bizde &[#]8220;kabahat daima ölendedir&[#]8221; diye bir söz var.


Yaşananlar bu sözü doğrular nitelikte.


Bursa&[#]8217;da otobüs durağında bekleyenlerin ne suçu, günahı vardı?


5 canın bedeli bu mu olmalı?


Belli ki yasalarımız yetersiz.


4 hafta önce yazdığım &[#]8220;Sağlığımızla oynuyorlar&[#]8221; başlıklı yazıda sahte ve bozuk gıdalardan söz ederek, cezaların yetersizliğine bir kez daha değinmiştim.


Bozuk ve sahte gıda olayları, at, eşek, köpek eti satılması olayları bu yazımdan sonra da devam etti.


Yurt çapında birçok yerde operasyon yapıldı, son kullanma tarihi geçmiş küflü konservelerden at ve eşek eti satanlara varıncaya kadar çok sayıda olay ortaya çıktı.


Uygun olmayan koşullarda, pis yerlerde, kirli malzemelerle gıda ürünü imalatı yapılması konusu da ayrı bir dert.


Cezalar yetersiz olduğu için bu olayların önüne geçilemiyor.


Bu yazımda trafik cezalarının yetersizliğine de değinmiştim.


Bazı kendini bilmezlerin cezaların yetersiz oluşunu fırsat bilerek insanların üzerine bilerek araba sürdüklerini yazmıştım.


İşte Bursa örneği.


Şahıs bilerek ya da bilmeyerek insanların üzerine araba sürmüş.


5 can gitmiş. Yazık günah.


Bursa&[#]8217;nın yanı sıra Mardin&[#]8217;deki olay da Milliyet&[#]8217;in yazdığı gibi vicdanları yaralıyor.


İyi halden ceza indirimleri ve infaz gibi düzenlemeler de 5-10 senede bir çıkarılan aflar gibi yetersiz olan cezaları çok daha yetersiz hale getiriyor.


Cezaların artırılarak caydırıcı hale getirilmesi gerekiyor.


Toplumda bu yöndeki beklentiler çoğunlukta olmasına rağmen ne yazık ki aksi yönde gelişmeler yaşanıyor.


Adalet Bakanlığının iki yıla kadar hapis cezası alanların cezaevine girmesini engellemeye yönelik bir uygulama üzerinde çalışma başlatması bu gelişmeler arasında bulunuyor.


Uygulamanın adı &[#]8220;elektronik kelepçe&[#]8221;


Daha çok Amerika&[#]8217;da kullanılan bu yöntemle suçlular tutuklanmıyor, takip ediliyor.


Amerika&[#]8217;da birçok eyalette idam cezası var ve cezalar yeterince caydırıcı.


Bu uygulama onlara uyar, bize uymaz.


Amerika&[#]8217;dan elektronik kelepçe ile birlikte idam cezasını da alsak hiç fena olmaz.


Yeni bir düzenleme şart.




Osman Turna&[#]8217;nın verdiği mesaj



Çevre Meclisi Üyesi, Mali Müşavir Osman Turna, çok çarpıcı bir benzetme yaptı: Bartın keman, milletvekilleri ve belediye başkanı kemanın telleri.


Kemanın iyi ses vermesi için akordunun iyi olması gerekir.


Milletvekilleri ve belediye başkanı arasında uyum olmadığı için bizim keman ne yazık ki iyi ses vermiyor.


Açıklamaların çoğunda sen ben kavgası var.


İşin içine siyaset giriyor ve hizmet noktasında birlikte hareket edilemiyor.


Bu da daha çok sorun çözmemize ve mesafe almamıza engel oluyor.


Parti politikalarının, siyasi hesapların ve oy kaygısının yöre ve ülke menfaatlerinin önüne geçmemesi gerekir.


Seçilmişlerin müşterek menfaatlerde birleşmesi lazım.


Osman Turna&[#]8217;nın dediği gibi Bartın&[#]8217;ın daha yaşanılabilir bir şehir haline gelebilmesi için seçilmişlerin uyum içinde hareket etmesi gerekiyor.


Eleştiriden ders almasını bilmeyen bir toplum olarak verilen mesajları almaya çalışmak gibi bir huyumuz da yok.


Bakalım bu mesajı alabilecek miyiz?




Eleştiriden ders almayı bilmek lazım



Yazısı dizisi haline getirip bugün yirmi beşincisini klavyeye (kaleme) aldığım memleketimden gazetecilik manzaralarını daha çok &[#]8220;herkes kendi kapısının önünü süpürmeli&[#]8221; düşüncesiyle yazıyorum.


Herkes kapsının önünü süpürürse ortalık tertemiz olur.


Tozları halının altına iterek bir yere varamayız.


Yazılarımla, bilerek ya da bilmeyerek yapılan hataları, yersizlikleri ve yetersizlikleri ortaya koyup son yıllarda giderek daha çok ayağa düşen mesleğimizin doğru, dürüst ve düzgün bir şekilde yapılmasını sağlamaya çalışıyorum.


Bazıları yanlışlarını yüzlerine çarptığım için bana kızıyorlar.


Halbuki kızacaklarına ders alsalar kendileri için daha yararlı olur.


Böyle yapabilseler kendilerini geliştirmiş olacaklar, gazetelerini az hatayla, daha düzgün ve daha kaliteli çıkaracaklar ama nerede öyle hayırlı evlatlar.


Bu zihniyettekiler yanlış yapsalar bile doğru yapıyorsun, bravo, devam et denilmesini isterler, beklerler.


Biz onların istediklerini yapamayız, beklentilerine cevap veremeyiz.


Bizim yoğurt yiyişimiz böyle.


Herkesin işini doğru, dürüst ve düzgün bir şekilde yapması gerekir.


Gazetecilerin bu dediklerime daha çok dikkat etmesi gerekir.




Hayvan severler hayvanlarına sahip çıksın



Erzurum&[#]8217;un Pazaryolu ilçesinde köy imamı bir çocuk babası 22 yaşındaki Özer Bakır&[#]8217;ı öldüren ve başkalarına da saldıran ayı için Çevre ve Orman Bakanlığının verdiği &[#]8220;vur emri&[#]8221; hayvan severlerin tepkileri üzerine durdurulmuş.


Ayıyı öldürmek için bölgede 3 gün iz süren Avcılar Derneği Başkanı Abdullah Erzurum &[#]8220;İnsan hayatını ikinci plana atan hayvan severler, o zaman gelip ayılarına sahip çıksınlar&[#]8221; demiş.


Başkan doğru söylemiş.


Bartın&[#]8217;da ayı sorunu yok ama köpek sorununun maşallahı var.


Hayvan severlerin de maşallahı var.


Hayvanlara toz kondurmuyorlar, bu uğurda yeri geliyor insan hayatını bile hiçe sayıyorlar.


İnsan öldüren saldırgan ayılar ve köpekler de savunulmaz ki.


Erzurumlu başkanın dediği gibi madem öyle ayılarınıza ve köpeklerinize sahip çıkın.


Her hayvan sever sokaktan birkaç hayvan alıp evine götürse ya.


Hayvan severler sözde değil özde bu işi yapsalar sorunun çözümüne çok önemli bir katkı yapmış olurlar.