Dile kolay...

248 saat...

14 bin 880 dakika...

Bir köpek ya da bir cihaz, sizin yaşadığınızı tespit ediyor.

Zonguldaklı maden işçileri "domuzdamı" dedikleri yöntemle sizi tonlarca enkazın altından sağ çıkartıyor.

Enkazdan her çıkan canlı için çok farklı duygular içinde oldum.

Benim gibi tezcanlı biri...

Enkaz altında kaç saat durabilir ki?

Hani; telefon, batarya, şarj aleti filan olsa, vakit geçer.

Atabildiğim kadar haber atarım...

Köşe yazarım.

Ama o da bir yere kadar.

Mesela, ben çok üşürüm.

248 saat nasıl durulur bir enkazın altında?

Yemeden, içmeden, konuşmadan...

Ne büyük bir sınav.

Ve 248'inci saatte bir el uzanıyor size...

Zonguldaklı bir maden işçisi...

"Eyi misin ağanın?" diyor.

Tabi sen ne demek istediğini anlamıyorsun.

"Çıkınca mancar yidürcen sana" diyor.

"Mancar ne?" diyorsun.

Sen "Dünya yukarıda" diyorsun.

"Bütün dünya bizi kurtarmak için gelmiştir" diyorsun.

Ama seni Zonguldaklı bir maden işçisi kurtarıyor.

Bağından, bahçesinden, köyünden zorla koparıp, jandarma zoruyla madenci yaptığın Zonguldaklı kurtarıyor.

Ve o zaman anlıyorsun ki, Zonguldak, bu ülke için kömürünü de veriyor, ömrünü de...

 “Zonguldak’tan gelen işçiler, saatlerce aç-susuz çalışıyorlar, yorulmak nedir bilmiyorlar” diyorlar.

Zonguldaklı maden işçileri, kurtarma çalışmalarında gösterdikleri ve herkesin olağanüstü olarak nitelediği çabayı, her gün, her saat gösteriyor Zonguldak’ta...

Ama bu çabayı, Zonguldak’ta yeraltında olduğu için kimse görmüyor.

Biz de yukarıda iki telefon edip, iki haber yazarken, “Of ya, yorulduk!” filan diyoruz.

TTK Üzülmez Müessese Müdürlüğü Asma Maden Ocağı’nda çalışan rahmetli babamın eve geldiğinde yemek yiyip, bir bardak çay içerken uyuya kaldığı günler geliyor aklıma...

Elinde çay bardağıyla uyunur mu?

Ve o çay hiç dökülmez mi?

Elinden bardağı alamazdık.

Sımsıkı tutardı.

Sonra farkına varır, soğumuş çayı içer, öyle yatardı.

Ömrünün son günlerinde, Amelebirliği Hastanesi'ndeki tedavisinden dönerken, “Yeraltında çalışırken hep seni düşünürdüm. En küçük sendin. En çelimsiz sendin. 'Bu çocuk nerede iş bulur da evine ekmek götürür' derdim. Beni mahcup ettin” dedi.

O masmavi gözlerinden iki damla yaş süzülüverdi.

Şimdi o, yine yerin altında beni düşünüyordur.

Ben de ne zaman zora girsem, onu düşünüyorum.

Mekanın cennet olsun baba...

Depremde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızın mekanı cennet olsun.

Allah, ne muradınız varsa versin maden işçileri...

Masaj salonuna kamera!

Çaycuma Belediyesi’nin Atatürk Spor Merkezi içindeki SPA bölümünü bir işletmeci çalıştırıyordu.

Geçen yıl yabancı uyruklu kadınların masaj yaptığı şikayetleri vardı!

Bu yıl ise, masaj odasına kamera yerleştirildiği yolunda iddialar ilçeyi ayağa kaldırdı!

Kadınların, yöneticiler tarafından izlendiği iddiaları üzerine, Çaycuma Belediyesi, işletmeci ile olan sözleşmesini feshetti!

İşletmeci, masaj odalarına belediye yönetiminin talebiyle kamera konulduğu iddiasında!

Masaj odasına kamera konularak ne amaçlandı?

Bu iş, kimin aklına geldi?

Bu meraklı kim?

Allah’tan biri çıktı, bu olayı ifşa etti!

İzlendiği iddia edilen kadınlara ulaştık.

Eşlerinin öğrenmesi halinde çok ciddi sıkıntı yaşanacağı için resmi bir şikayette bulunamadıklarını söylüyorlar.

Peki, şimdi ne olacak?

SPA merkezinin masaj odalarındaki kameralar sökülecek mi?

Eğer bu kameralar bir bilgisayara bağlıysa, ki bağlıdır!

Görüntüler nerede?