Pusula, uzun süredir Yasin Hamzaçebi olayını irdeliyordu.
Zonguldak 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 45'inci oturumda duruşma savcısının mütalaası, bizim doğru yolda olduğumuzu, yalan yazmadığımızı, kamuoyunu aldatmadığımızı gösterdi.
Savcının Yasin Hamzaçebi için istediği hapis cezasını hesaplamak bir saatimizi aldı. İstenen cezanın alt limiti 69 yıl... Üst limitini biz hesaplayamadık. İşi 107'de bıraktık!
Yasin, CEO'su olduğu gazetede, "Böyle bir mütalaa yok. Dava açacağım" filan diyor, ama maalesef böyle bir mütalaa var.
İstediği yere dava açsın. Ama sakın kaçmasın.
20 Şubat 2018 günü mahkeme kararını açıklayacak.
Sonra Yargıtay süreci başlayacak. Yasin için zor günler başlayacak.
Hırçınlığının nedenini anlıyorum. Bugüne kadar gemisini güzel yüzdürmüştü!
Ama artık karaya oturdu!
Araları kötüymüş!
AK Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır, geçenlerde bir televizyon programında konuşmuş. AK Parti Milletvekili Özcan Ulupınar ile aralarının kötü olduğunu söylemiş. Partiye zarar vermeyecek kadar diyalogları varmış.
Benim duyduğuma göre, Hüseyin Özbakır, kendisi hakkında yazılan yazıların Özcan Ulupınar'dan kaynaklandığını düşünüyor.
O nedenle Hüseyin Özbakır'a yakınlığıyla bilenen bir gazetede, Özcan Ulupınar hakkında yazılar çıkıyor.
Şunu kamuoyu huzurunda çok net bir şekilde söyleyeyim: Özcan Ulupınar, bugüne kadar Hüseyin Özbakır hakkında en ufak bir haber yazdırmamıştır. Yazılması yönünde imada bile bulunmamıştır. Hatta, "Yazma, yeter artık. Adam benden biliyor" diye defalarca uyarmıştır. Ben kendi üzerimize düşeni söyleyelim. Herkes üzerine düşeni yapsın.
Kanatlı Osman!
Milletvekillerinin sosyal medya hesaplarını yakından izliyoruz.
Ne oluyor-ne bitiyor, anlamaya çalışıyoruz.
Ancak dikkatimi çeken bir durum var.
Milletvekillerini en çok ziyaret eden kişi, Türkiye Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Birliği Genel Başkan Yardımcısı Osman Bayraklı...
Bu arkadaş mecliste kanatlı hayvan mı yetiştiriyor, anlamadım.
Sorunlarını çözemediği için mi her gün mecliste, yoksa başka bir gerekçeyle mi, çözemedim!
Kıssadan Hisse: Önce yoldaş, sonra yol...
Adamın biri, kötü yoldan kazandığı parayla bir inek almış. Sonra, yaptıklarından pişman olmuş. İyi bir şey yapmak için, ineği Hacı Bektaş Veli'nin dergahına bağışlamak istemiş. O zamanlar dergahlar, aşevi işlevi de görüyormuş.
Adam gitmiş, Hacı Bektaş Veli'ye danışmış. Hacı Bektaş Veli, "helal değil" diye bu ineği geri çevirmiş.
Bunun üzerine adam, Mevlevi dergahına gitmiş. Mevlana, bu hediyeyi kabul etmiş...
Adam, daha önce Hacı Bektaş Veli'nin bu ineği kabul etmediğini söylemiş. Mevlana'ya bunun sebebini sormuş.
Mevlana, "Biz bir karga isek, Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz. Ama o kabul etmeyebilir" demiş.
Adam üşenmemiş, kalkmış Hacı Bektaş Veli'nin dergahına gitmiş. Hacı Bektaş Veli'ye, Mevlana'nın ineği kabul ettiğini söylemiş. "Bunun sebebini bir de siz açıklar mısınız?" diye sormuş.
Hacı Bektaş Veli, şöyle cevap vermiş:
"Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise, Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir, ama onun engin gönlü kirlenmez. Onun için hediyeni kabul etmiştir."
Hisse: Birbirlerini yermeyen, kırmayan, dostlarının sözlerini iyiye yoran, yücelten böylesine bilge insanlar nerede şimdi?