Kent Konseyi Başkanı Yesari Sezgin artan kaçak yapılaşmalara dikkat çekmiş.
Kaçak binalar kentin kanayan yarası.
Sorunu herkes biliyor.
Çareyi herkes biliyor.
İş uygulamaya gelince sıvışan sıvışana.
Sezgin bunları söylemek için geç bile kaldı.
Çünkü doğruyu söylese sıkıntı yaşayacak.
Olayın özüne gelirsek herkes aynı şikayeti dile getiriyor.
Çarpık kentleşme.
Yolsuz kentleşme.
Kaçak katlar.
Daireye dönüştürülen otoparklar.
Ortaya karışık.
Rezil bir memleket fotoğrafı ortaya çıkıyor.
Kimseye izah edemediğimiz bir manzara.
Gündüzleri felaket.
Gecenin gizeminde tüm çirkinlikler kayboluyor.
Her gece yeni bir aşk yaşanıyor.
Geceleri kentin güzelliği karşısında büyülenenler sabah olduğunda sırt çeviriyor.
Pek çok yönetici gece yaşadıklarını hatırlamıyor bile!
&8220;Bu gece bu kentle mi beraberdim&8221; diye hayıflanıyor.
Akşam olunca yine aynı kentle, yine aynı ışıklarla, aynı dalgalarla, aynı siluet ile birlikte oluyor.
Tüm homurtularıyla, tüm şehvetleriyle
Durum ancak böyle özetlenebilir.
Bu döngü hep böyle.
İnsanoğlu hem şikayet edip hem aynı şeyi yapar mı?
Zonguldak&8217;ta yaşıyorsa yapar.
Zonguldaklıysa yapar.
&8216;Yapmaz&8217; diyenler varsa hadi onları da görelim!
Çıksınlar ortaya.
İki vatandaş gidip kaçak yapıları yapanları değil ama yaptıranları savcıya şikayet etmiyor.
Kentlilik haklarında bunlara yer var.
Gerekçeler ne olursa olsun.
Zonguldak&8217;ta dostluklarla iş ahlakı birbirine karıştığı sürece bu işler düzelmeyecek.
Yapılması zorunlu hizmetlerin bile bile kafasına kakılmasına ses çıkaramayan vatandaşın basireti bağlanmış.
Şikayet değil, çözüm getirecek, yasa uygulayacak kaç tane yönetici var.
Kimse kimseyi kandırmasın.
Doğru tek olduğuna göre aslında yöntemde belli.
Bizde işler iki öpücüğe bitti.
Yıllardır böyle.
Doğru yöntemi bulup uygulamakla görevli yerel yöneticiler bize çirkin bir kent bıraktılar.
Ekip arkadaşları, çalışma arkadaşları da bu zihniyete eşlik etti.
Bu olayları kimse doğru dürüst dile getiremedi.
Yapılaşma sorununun, imar sorununun hızla devam ettiği bu kentte bu olumsuzluklar beraberinde başka başka olumsuzluklar getirdi.
Göç bunlardan biri.
Bu kente en çirkin binaları kazandıranları kutluyoruz.
Bu kentte viyadük yapıyorum diyerek viyadük üzerinde yaya yolunu unutanları kutluyoruz.
Bunları söylediğinizde hemen küsüveririler.
Pek çıtkırıldımlar.
Halkımız bir acayip.
Halk olabilmenin birinci görevi söylediğinin tersini yapanları baş tacı yapmamaktır.
Ama Zonguldak tersini yaptı.
Yesari Sezgin bu gerçeği daha fazla söylemek zorunda.
Fotoğraf meydanda.
Kimse kimseyi kandırmasın.
Kimse bahane bulmasın.
Bu kentte kaçak yapılaşmalar her dönem seçim yatırımı oldu.
Seçim dönemlerinde kaçak yapılaşmalara zabıta gönderenler cezalandırıldı.
Rahmetli Hüseyin Öztek&8217;i bu yönüyle hala arıyoruz.
1976&8217;da Mithatpaşa Tüneli&8217;nin Projesini çizdirdi.
Ondan sonra gelenler kusura bakmasınlar ama yan gelip yattılar.
Şov yapıp, oy kaptılar.
Öptüler, kokladılar, sarmaş dolaş oldular.
Çöp toplamayı, festivalleri, kanalizasyonu, parke yolları kafamıza kaktılar.
Öteki berikini, beriki ötekini kırıp dökerek zaman geçirdi.
Arada kentin gerçek sorunları kaynayıp gitti.
Medya mı?
Medya olaya seyirci kaldı.
Yani herkes bir yönüyle bu kentin günahına girdi.
Ahını aldı.
Halk hiçbir zaman gereğini yapamadı.
Halkın gereğini yapamadığı yerde birileri hep işine baktı!
Hiç endişeniz olmasın.
Aynı anlayış, aynı manzara devam edecek.