Devrim Dural’dan Mustafa Çağlayan’a: Zonguldak’ın gerçek sorunlarına odaklanın
Devrim Dural’dan Mustafa Çağlayan’a: Zonguldak’ın gerçek sorunlarına odaklanın
İçeriği Görüntüle

Emir Karatekin'in Çankırı'yı ele geçirmesi ise kaynaklarda genel olarak 1082 yılı civarına tarihlenmektedir. Çankırı Belediyesi'nin tarihçesinde Karatekin'in 1082'de Çankırı'yı aldıktan sonra Kastamonu ve Sinop yönünde hâkimiyet alanını genişlettiği belirtilir. Ancak onun hangi siyasî güç adına hareket ettiği konusunda Danişmendnâme ile diğer tarihî kaynaklar arasında farklılıklar bulunmaktadır. Bizans ve diğer kaynaklar onu Süleyman Şah'a bağlı bir komutan olarak göstermektedir.
1084 yılı civarında Karatekin'in hâkimiyet alanının Batı Karadeniz'e doğru genişlediği ve Ulus, Bartın ve Devrek yörelerinin de bu süreçte Türklerin kontrolüne girdiği, hem Zonguldak hem de Bartın'ın yerel tarih kaynaklarında aktarılmaktadır. Bununla birlikte “bugünkü Zonguldak ilinin tamamının bütünüyle fethedilmesi” ifadesi, XI. yüzyılın siyasî ve idarî coğrafyasını günümüz il sınırlarıyla özdeşleştirdiği için ihtiyatla kullanılmalıdır. O dönemde bugünkü Zonguldak ili şeklinde bir idarî birim bulunmuyordu.
Türklerin bu ilk hâkimiyeti uzun süreli olmadı. 1086 yılı, Anadolu Selçuklu tarihi açısından önemli bir kırılma noktasıydı. Süleyman Şah'ın ölümü sonrasında Anadolu'daki Selçuklu siyasî yapısı ciddi bir sarsıntı yaşadı. Bizans İmparatorluğu ise I. Aleksios Komnenos döneminde yeniden toparlanmaya başlamıştı. Bu gelişmeler sonucunda Batı ve Kuzey Anadolu'daki bazı Türk kazanımlarının Bizans tarafından yeniden kontrol altına alınması mümkün hale geldi. Zonguldak'ın resmî tarih anlatımında da bölgenin 1086'da yeniden Bizans hâkimiyetine girdiği belirtilmektedir.
Bu nedenle Emir Karatekin'in Zonguldak yöresindeki harekâtını, bölgedeki Bizans hâkimiyetine indirilen ilk önemli Türk askerî darbelerinden biri olarak değerlendirmek mümkündür. Ancak bu kısa dönemli hâkimiyeti, daha sonraki yüzyıllarda görülen kalıcı ve yoğun Türk yerleşimiyle aynı tutmamak gerekir.
Emir Karatekin'in hâkimiyet kurduğu bölgelere Türk topluluklarının ve Türkmenlerin gelmiş olması mümkündür. Ancak Zonguldak, Bartın ve Devrek çevresindeki ilk Türk hâkimiyetinin çok kısa sürmesi nedeniyle, bu dönemde Çankırı'daki ölçekte kalıcı ve yoğun bir aile yerleşiminin gerçekleştiğini kesin olarak söylemek güçtür.
Çankırı'da ise Türk hâkimiyetinin daha kalıcı bir yapıya kavuştuğu görülmektedir. Emir Karatekin'in 1082 civarında Çankırı'yı ele geçirmesinin ardından bölge, Türk siyasî ve kültürel hâkimiyetinin önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Çankırı'da Kınık, Dodurga, Avşar, Bayındır ve Eymür gibi Oğuz boylarıyla ilişkilendirilen yer adlarının bulunması, bölgede sonraki dönemlerde gerçekleşen Türkmen yerleşiminin önemli göstergeleri arasında değerlendirilebilir. Ancak bu köy adlarının tamamını doğrudan Emir Karatekin dönemindeki tek bir iskân hareketine bağlamak doğru değildir.
Zonguldak, Bartın ve Devrek gibi Batı Karadeniz yörelerinde ise süreç daha farklı gelişmiştir. Bu bölgelerdeki Türk hâkimiyetinin kısa sürmesi, kalıcı yerleşimlerin oluşmasını sınırlamış olmalıdır. Dolayısıyla Karatekin dönemini, Zonguldak yöresinde Türk nüfusunun tamamen yerleştiği bir dönemden ziyade, bölgeye yönelik ilk önemli Selçuklu hâkimiyeti ve askerî genişleme dönemi olarak değerlendirmek daha doğru olur.
Bu gelişmeler, 1071 Malazgirt Savaşı sonrasında Bizans İmparatorluğu'nun Anadolu'da yaşadığı siyasî ve askerî sorunlarla yakından bağlantılıdır. Romanos Diogenes'in Malazgirt'te esir düşmesi Bizans'taki siyasî mücadeleleri ağırlaştırmış, ancak Anadolu'nun Türkler tarafından hızla ele geçirilmesini yalnızca onun esir düşmesine bağlamak doğru değildir. 1071 sonrasında yaşanan taht mücadeleleri, askerî isyanlar ve Anadolu'daki yerel güç mücadeleleri Türk ilerleyişini kolaylaştıran faktörler arasında yer almıştır.
Bu ortamda Kutalmışoğlu Süleyman Şah ve onunla bağlantılı Türk komutanları Anadolu'nun farklı bölgelerinde hâkimiyet alanlarını genişletmeye başladılar. Emir Karatekin de bu genişleme sürecinde Çankırı merkezli hareket ederek Kastamonu, Sinop ve Batı Karadeniz yönünde ilerleyen önemli komutanlardan biri oldu. Çankırı'nın 1082 civarında alınması ve ardından kuzeybatıya doğru genişleme, bu sürecin önemli aşamalarındandır.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Amasra, Filyos ve Ereğli gibi kıyı merkezlerinin her birinin 1084 yılında Karatekin tarafından kuşatıldığı veya ele geçirilmeye çalışıldığı konusunda kesin tarihî kanıt bulunmadan ayrıntılı kuşatma senaryoları oluşturmak doğru değildir. Bu nedenle “Karatekin Filyos ve Ereğli kalelerini kuşattı, ancak mancınıklarını taşıyamadığı için kaleleri alamadı” şeklindeki ifadeler tarihî gerçek olarak sunulmamalıdır.
Bununla birlikte kıyıdaki tahkim edilmiş merkezlerin, iç bölgelerdeki yerleşimlere göre farklı bir askerî konuma sahip olduğu açıktır. Amasra, Ereğli ve Filyos gibi Karadeniz kıyısındaki tarihî merkezler, deniz ulaşımı ve tahkimatları nedeniyle iç kesimlerdeki yerleşimlerden farklı stratejik özellikler taşıyordu. Bu nedenle Karatekin'in Batı Karadeniz'deki hâkimiyetini, bütün kıyı kalelerinin aynı anda ele geçirilmesi şeklinde değerlendirmek yerine, iç kesimlerden kıyıya doğru genişleyen bir Selçuklu hâkimiyet girişimi olarak görmek daha isabetlidir.
1084–1086 arasındaki gelişmelerin anlaşılmasında I. Aleksios Komnenos'un 1081'de Bizans tahtına çıkması da önemlidir. Aleksios döneminde Bizans, bir yandan Balkanlar'daki tehditlerle mücadele ederken diğer yandan Anadolu'da kaybettiği hâkimiyeti yeniden kurmaya çalışmıştır.
Asıl önemli gelişme, Süleyman Şah'ın 1086'da ölümüyle Anadolu Selçuklu siyasî yapısının ciddi biçimde sarsılmasıdır. Bu durum Bizans'ın Batı ve Kuzey Anadolu'da yeniden güç kazanmasını kolaylaştırmıştır. Zonguldak yöresinin de bu siyasî değişim sonucunda yeniden Bizans hâkimiyetine girdiği, bölgenin resmî tarih anlatısında açıkça belirtilmektedir.
Böylece Emir Karatekin'in Batı Karadeniz harekâtı kısa süreli bir Türk hâkimiyeti meydana getirmiş olsa da bu hâkimiyet kalıcı olamamıştır. Buna rağmen bu dönem, Zonguldak ve çevresinde Türklerin ilk önemli siyasî ve askerî varlıklarından biri olması bakımından büyük önem taşır.
Zonguldak yöresinde kalıcı Türk yerleşiminin oluşması ise sonraki yüzyıllarda gerçekleşmiştir.1269'da, Selçukluların saldırılarından kurtulmuş bir Bizans liman kenti olarak anılmaya devam etmiştir. Bizans'ın şehir üzerindeki kontrolünün ne zaman sona erdiği bilinmiyor. Ancak 1403'te, Kastilyalı gezgin Ruy González de Clavijo, Timur'un sarayına elçi olarak giderken buradan geçerken, şehrin Selçuklular tarafından iskan edildiğini ve kalenin askersiz olduğunu gördüğünü belirtmiştir. . Bölgenin iç kesimlerinde Türk hâkimiyeti zaman içerisinde yeniden güçlenmiş; XIII. yüzyıldan itibaren Çobanoğulları ve daha sonra Candaroğulları gibi Türk beylikleri bölgede etkili olmuştur. Osmanlı döneminde ise bölgenin farklı kesimleri aşamalı olarak Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Bu nedenle Emir Karatekin'in 1084 civarındaki harekâtını, Zonguldak'ın Türk tarihindeki ilk önemli Selçuklu hâkimiyeti olması, sonraki beylikler ve Osmanlı dönemlerini ise bu hâkimiyetin yüzyıllar içerisinde kalıcılaşmasının sonraki aşamaları olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.

Hayati Yılmaz ile
Zonguldak Tarih

Kaynak: Haber Merkezi