Adet yerini buluyor.


Kurumlar ve kişiler bir yılın muhasebesini yapıyor.


Bir yılda neler yapıldıysa onları açıklıyor.


Ama açıklanmayan şeyler var.


Yapılanlar açıklanıyor da yapılmayanları her nedense kimse açıklamaya yanaşmıyor!


Onları da biz açıklayalım;



Bir


Zonguldak&8217;ta kısır bir genel seçim yaşandı.


Aday adayları arasından Zonguldaklının istedikleri dikkate alınmadı. İktidarıyla ve muhalefetiyle siyasi partiler Zonguldaklılara; &8220;Siz ne anlarsınız bu işten. Kimi aday göstereceğimizi, kimi milletvekili yapacağımızı size mi soracağız?&8221; dediler.



İki


Zonguldak&8217;ın Belediye Başkanı İsmail Eşref Milletvekili Adaylığı için istifa edip adeta kaçtı. İşlerinin başına geçti. Yerine emekli öğretmen Muharrem Akdemir geldi.


Zonguldak zaten dipteydi hepten dip yaptı. Belediyede başlayan yönetim krizi artarak devam etti. Vaziyeti idare ettirme çabası devam ediyor. Zonguldak zaten kaybetmişti yine kaybediyor.Zonguldak kazanmaya başlayamadı!



Üç


Zonguldak&8217;ta kanalizasyon arıtma sistemi inşaatı başladı ancak bu işi de yüzümüze gözümüze bulaştırdık. Biz değil tabiî ki yöneticiler bulaştırdı. Demiryolları üzerinden taşınmayan lağımlar Emirgan Rampası ve diğer rampalardan pompalarla çıkarılacak. Sistem hayata geçtiğinde doğacak aylık 150 bin liralık elektrik faturasını halka yansıtılacak. Zonguldaklı bu konuda bilgilendirilmedi, bilenler müdehale etmedi!



Dört


Zonguldak&8217;tan giden, kapatılan kurumlara yenileri eklenmeye devam etti. Kurumların personel eksiklikleri yeterince giderilemedi. Bireysel çabasıyla yaratıcılıklarını gösteren müdürler bu yıl da ortaya çıkmadı. Günü kurtarma anlayışı bu yılda devam etti. Günü kurtarmaya çalışanlar bu sene de sevilmedi!



Beş


Futbolda olduğu gibi siyaset liginde de sonlara düştük. Ankara&8217;daki temsilcilerimiz ve yerel temsilcilerimiz sahalara antrenmansız çıkmaya devam etti. Ayağına top gelen mecburen vurdu. Hizmet için siyaset anlayışı geliştirilemedi.



Altı


Ulaşım başta olmak üzere tüm alanlarda somut ve sonuca giden gelişmeler 2011 yılında da sağlanamadı. Mithatpaşa Tüneli&8217;ne kazma vurulamadı. Kampus Hastane&8217;nin yeri netleştirilemedi, hava kirliğine önlem alınamadı. Pusula gündeme getirmese doğalgaz ihalesi de hala bekliyor olacaktı. Kentsel dönüşüm, imar ıslah planlarının hayata geçirilmesi, TTK&8217;ya işçi alımı dahil ne varsa her şey havada kaldı. Lavuar Alanı Projesi hayata geçirilemedi.



Yedi


2011&8217;de amanda aman çok iyi şeyler olmadı. İş, hem kentin siyasetçileri, hemde üyesi oldukları STK&8217;lar tarafından yalnız bırakılmaya devam edildi. İş dünyasından dinamizm yaratacak adımları atma konusunda kimse üzerine düşeni yapmadı. SOMA&8217;nın Zonguldak&8217;ta aldığı 3 bin kişilik istihdam yaratacak yatırım kararı, Rıfat Güpgüpoğlu&8217;nun Filyos&8217;a 400 kişilik otel yaptırma kararı dışında önemli bir istihdam alanı yaratılamadı. Dedeman Zonguldak Otel dışında bir yatırım gerçekleşmedi.



Sekiz


Valiler, Belediye Başkanları market ve bakkal &8211; çakkal açılışlarına katılmaktan bu yıl da vazgeçmedi. Oralara ayrılan zamanlar daha önemli işler için ayrılmadı.



Dokuz


Seçim öncesi apar topar başlatılan yurtiçi uçak seferleri seçimden 2 hafta sonra kaldırıldı. Kimse ne olduğunu tam olarak anlayamadı. Bu işten kafası en sağlam çıkanlar seferlerin başladığından haberi olmayanlar oldu. Hiç kimse Zonguldak&8217;la neden dalga geçildiğini açıklayamadı.



On


Sosyal yaşam alanları daha da darlaştı. İnsanlar 2011&8217;de daha çok evlere kapandı. Düşük ücretle işe yerleştirilenlerin sayısı arttıkça işsizlik oranları düştü ancak kimse devlet eliyle emekte yapılan sömürüyü görmedi. Görenlerin de sesi yetmedi.



On bir


Zonguldak göç almadı. Göç vermeye devam etti. Siyasetçiler, gazeteciler, bürokratlar, milletvekilleri, işadamları, emekliler, öğrenciler ve aileleri göç etmeyi sürdürdü. &8216;Göç yok, göç durdu&8217; diyenler bile teker teker göç etmeye başladı. Bu acı gerçeği görmesi gerekenler ise hala görmedi!



On iki


Zonguldak medyası da 2011&8217;de iyi bir sınav veremedi. Nitelik, içerik, etik, çok seslilik, demokrasi ve giderek değer kaybetti. Gazete ve yayıncı sayısı hızla arttı ancak içerik zenginliği düştü. Patron gazeteciliği arttı, nefret söylemleri arttı. Bu olumsuzluklara siyasetçilerin büyük çoğunluğu sorunları işleme ve çözüm arama konusunda medyanın gerisinde kaldı. Medya her şeyi gördü ama kendi gerçeğini görmedi, görmek istemedi.



On üç


Kentin idarecileri birbirlerini dinleyip anlama zahmetine katılmadı. Belediye Başkanları ile kurumlar kavga etmekten vazgeçmedi. Birlikte iş yapabilme zahmetini ve cesaretini gösteremediler. Rekabet ile korkuyu birbirlerine karıştırmaktan vazgeçmediler. Egolarına yenilmekten vazgeçmediler. Kentin ve ilçelerin her türlü sorunu için dayanışma yerine birbirlerine çelme atmaya çalışmaktan vazgeçmediler.



On dört


Zonguldak gerçek liderini, gerçek ağabeyini, babasını 2011&8217;de de bulamadı.



On beş


2010 sonu, 2011 başında aynı temenniler dile getirildi ama onlar temenni olmaktan öte gidemedi.


Zonguldak, inşallah, maşallah demekten öteye gidemedi!