Siyasetçiler bu kent için önemli.
Bu kentin insanları siyasetçileri el üzerinde tutuyor.
Partililer onlara umut bağlıyor.
Esnaf umut bağlıyor.
İşçiler umut bağlıyor.
İşsizler umut bağlıyor.
Koca bir kent, ilçeler, köyler umut bağlıyor.
Alkışlıyor.
Pohpohluyor.
Eleştiriyor.
Tartışıyor.
[*] [*] [*]
Siyasetçiler bu kent için önemli.
Çünkü bu kentin önemli ve büyük sorunları var.
İnsanların yaşamsal sorunları var.
Genel ve lokal düzeyde çözüm bekleyen sorunları var.
Kentin, köylerin, mahallelerin sorunları var.
Her yer sorun dolu.
Yönetimsel, makamsal sorunlar var.
Bu kadar sorunun üzerine siyasetçilerin ayrı bir sorun olması gerçekten çekilebilecek gibi değil.
[*] [*] [*]
Samimi olalım.
Bunların bir kısmı kente yüzünü yeterince dönmüyor.
Bir kısmı yan yan bakıyor.
Bir kısmı çabuk küsmüş.
Bir kısmı komplekslerine yenilmiş.
Bir kısmı geldiği görevi sindirememiş.
Bir kısmı iki günde zıvanadan çıkmış.
Bir kısmı kimlik arıyor.
Bir kısmı zaten kimliksiz.
Bir kısmı çok dürüst, çok iyi niyetli ama kabiliyeti yok.
Bir kısmı dalavere işlerine kafası basmadığı için devre dışı kalmış.
Bir kısmı çalışkan ama açık sözlü olduğu için hak ettiği görevleri alamamış.
[*] [*] [*]
Sonuç olarak tablo ortada.
Tablo kötü.
Koltuğa güç vermek için değil, koltuktan güç almak geliyorlar.
İki gün gazetelere çıkınca havaya giriyorlar.
Siyasetin böyle yapıldığına inanıyorlar.
Bu kadar ucuz olduğuna inanıyorlar.
Çünkü öyle görmüşler.
Çözüme katkı sağlamaktan acizler.
Sorunları büyütmekte çok başarılılar.
Toplum adına önemli değerler üretmiyorlar.
Üretmesini bilmiyorlar.
En kötüsü de ya öğrenmiyorlar, ya geç öğreniyorlar.
Sonrasında iş işten geçiyor.
Çünkü başlı başlarına zaten kendileri sorun!
[*] [*] [*]
Şimdi tutuyoruz, zaten sorunlu olan siyasetçilerden bu kentin sorunlarına çözüm bulmalarını, çözümü doğru dürüst tartışmalarını, toplumsal değerler üretmelerini bekliyoruz.
Aslında böyle yapmakla kendimize haksızlık ediyoruz.
Çünkü yapamazlar.
Çünkü siyasette seviye düştü.
Düşmeye devam ediyor.
Bu kentteki pek çok İl ve ilçe Başkanı bugün kentin, sorunların ve sorunları dile getiren medyanın çok gerisinden geliyor.
[*] [*] [*]
Ortalık konuşmuş olmak için konuşan, vitrin telaşıyla dolaşan adamlarla dolu!
Böyle bir durumda yerelde siyaset, egoları tatmin sanatı olarak kalmaya devam eder.
İktidar, muhalefet fark etmez.
Üretmeyen, üretemeyen, ürettiğini toplumla samimi ve gerçekçi olarak paylaşamayan, toplumsal değerler, amaçlar ve talepler adına kavga veremeyen, çözümü dayatamayan isimlerle çıtanın düşmesi kaçınılmaz.
Partisinin tabanını, Zonguldaklıları uyuttuğunu zanneden her siyasetçi bu kente ihanet ediyor!
Bu kentte, siyasetçi olmakla, manavda tezgahtar olmak arasında bir fark olmalı!
Böyle bir idareci var mı?
Bazı olaylar vardı ki yüreğinizi kabartır.
Sizi alıp götürür.
Duygulandırır.
Sinema filmi Kelebeğin Rüyası işte bunlardan biri.
Fragmanı bile çok büyük heyecan verdi.
Hikaye artık biliniyor.
İkinci Dünya Savaşı döneminde Zonguldak´ta yaşayan ve genç yaşta veremden ölen şairler Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu´nun yaşam öyküsünü anlatıyor.
Zonguldak&[#]8217;ın tarihsel sürecinde yaşanan zor günleri ve çekilen acıları bir aşk hikayesiyle anlatıyor.
O dönemde şairlerin Mehmet Çelikel Lisesinde edebiyat öğretmeni olan Behçet Necatigil´i de Yılmaz Erdoğan canlandırıyor.
Çekimleri Zonguldak ve İstanbul´da yapılan filmde başrolleri Kıvanç Tatlıtuğ, Belçim Bilgin, Mert Fırat ve Farah Zeynep Abdullah paylaşıyor. Film, 22 Şubat´ta vizyona girecek.
İddialı bir yapıt.
Uluslararası festivallere de şimdiden iddialı hazırlanıyor.
Bu film sayesinde Zonguldak&[#]8217;ı bu kentin acılarını, şairlerini ve hüznünü milyonlarca kişi görecek.
İnsanlar Zonguldak&[#]8217;a artık çok daha farklı bakacaklar.
Belki bu filmin çekildiği alanları görmek isteyenler olacak.
Örneğin liman arkasında pek çok sahne çekildi.
TTK Yayla Konağı&[#]8217;ndan pek çok sahne çekildi.
Daha pek çok yerde önemli sahneler çekildi.
Bunlar aynı zamanda müthiş bir tanıtım fırsatı.
Ama kim anlayacak?
Kim görecek?
İşte liman arkası ve oradaki tünellerin hali.
İnşallah dışarından birileri filmin ardından buraları görmeye gelmez!
Filmde rezillikler kamufle edilmiş.
Ama kafasını kullanabilen bir kent bu filmin çekildiği her noktayı turizme katkı olarak değerlendirebilir?
Diyorsunuz ki;
Bizde bunları düşünüp uygulayabilecek idareci var mı?