Torba Yasa’nın çalışanlara getirdiği kolaylıklar, işverenlere getirdiği ekonomik yük sonrası ne demişti yaklaşık 4 bin 500 işçinin 22 patronu:

“İşçinin maaşında gözümüz yok.

Özel sektör madenciliğinin, devam etmesi, devlete vergi ödemelerinin devam etmesi isteniyorsa, TKİ modeline göre devlet bizden kömürü satın alsın.

TTK, bir ton kömürü kaça mal ediyorsa, onun yarı fiyatına bizden alsın.

Biz de kömür üretimimizi 2 katına çıkaralım.

İşçi sayımızı 2 katına çıkaralım.

Vergiler, SGK primini iki katına çıkaralım.”

[*] [*] [*]

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’e sormuş gazeteci arkadaşlar.

Ne demiş Çalışma Bakanı Faruk Çelik?

"O işçiler çıkartıldı mı, onu bilemiyorum.

Torba Yasa’da maden işçilerin durumları, çalışma saatleri ve ücretleri iyileştirildi.

Ne olacak yani, maden işinde, yerin bin metre altında çalışan işçiyi asgari ücretle mi çalıştıracaksınız?

Nedir yani, böyle bir bakış açısı olur mu?

Bununla ilgili bir düzenleme geldi.

Bunun için iş bırakma olduğunu kabullenmek mümkün değil, böyle bir şey olduğunu zannetmiyorum.

Hep al cephesinde herkes, ver cephesi yok.

İşçinin ücreti ile işyerinde kar edilmez.

Yani bir işveren, işçinin ücretinden kısarak işini sürdürüyorsa, ‘daha büyük bir felaketle karşı karşıyayız’ demektir."

[*] [*] [*]

Bakan Çelik, yine benzer bir açıklamasında işverenlere sesleniyor.

Diyor ki:

“İşverenlere çok net söylüyorum, kefenin cebi yok.

Ya insanı önceleyecek, ya da piyasadan çekileceksiniz.

Gelişmiş ülkelerde önce insanı korumak, sağlıklı ortamda çalışmasını sağlamak esastır.

Maddi değerleri insanın önüne koyarsanız, bunun faturalarının nasıl ağır olduğunu görüyoruz.

76 milyonun yüreğine ateş düşürüyorsunuz, buna hakkınız yok. Kefenin cebi olmadığına göre, işverenler iş yerlerinde güvenli çalışma ortamını sürekli denetlemek zorundadırlar."

[*] [*] [*]

Son iki gün içinde yaşananlar bize gösterdi ki, ortaya çıkan tablonun hemen ardından henüz bir çalışma başlatılmamış.

Cumartesi günü bu sütunlarda çıkan yazıda, milletvekillerini göreve davet ederek, kimsenin mağdur olmayacağı bir formül üretme yolunda çağrımız olmuş ve, “Düşün önümüze” demiştik.

Yazı İşleri Müdürümüz İlknur Yılmaz, TBMM eski Başkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Zonguldak Milletvekili Köksal Toptan’ı aradı.

Ne yapacaklarını sordu.

[*] [*] [*]

Diyor ki Toptan:

“Yeni bir çalışma yapmamız gerekiyor.

Önceki günde arkadaşlarla bir araya gelerek ‘neler yapabiliriz?’ ve sorunlarla ilgili bir görüş alışverişinde bulunduk.

Ben onlardan aldığım bilgileri önümüzdeki hafta Enerji Bakanımızla paylaşacağım.

Sonrasında belki bu maden ocağı işletmeciliğini yapan arkadaşlarımızla Bakanımızı ziyaret edeceğiz.

Önemli olan madencilik sektörünün yeniden yapılanması gerekiyor.

İfadelerine göre de üretime devam etmeleri mümkün değil.

Şimdi kıdem tazminatları da yeni fiyatlarla değerlendirilecek.

İşçilik ve üretim maliyetlerinin de artacağını ifade ettiler.

Bir takım adamların geçmişte olduğu gibi kaçak ocaklar açacaklarını, iş sağlığından yoksun, devletini vergisini ödemeden, sigortası, ruhsatsız ocak sayıların artacağını ifade etiler.

Onun için makul bir yerde sonuçlandırmak lazım.

Bu 4-5 bin işçiyi ilgilendiren bir konu.

Hem ulusal hem de yerel noktada da benim yakından takip etmem gereken bir konudur.”

[*] [*] [*]

Toptan, aslında eksik söylüyor.

Bu tablo, tüm maden sektörlerini yakından ilgilendiren bir konu…

Zonguldak gibi Soma’da da benzer gelişmeler var.

Herkes hesabını-kitabını yapacak.

Geçen de söyledik.

Madencilerin bu çıkışını blöf veya para hırsı olarak değerlendirenler de var.

“Kapatsınlar” diyenler de var.

Bu tepkinin sosyolojik nedenlerini ve sonuçlarını da ayrıca dikkate almak gerekir.

Ne olmuş da pek çok kişi bu yönde düşünüyor?

Bunları da sorgulamak gerekiyor.

[*] [*] [*]

Son yaşananları ve gelinen noktayı çok önemsiyoruz.

Kent adına çok önemsiyoruz.

Neden mi?

Zonguldak’ta yaşamayanlar, Zonguldak’ın derdiyle pek haşır-neşir olmayanlar bunu pek anlayamaz.

Bir işletmede çalışan 100 kişinin kent için ne anlama geldiğini anlamayanlar, pek anlamaz, anlamak istemez.

En büyük neden şu:

Zonguldak’ın elinde istihdam alternatifleri yok.

Kentteki sosyal travma büyüyor.

İktidar, bu kentin sosyal ve ekonomik endişelerine gereken saygı göstermedi.

Kayseri’ye, Gaziantep’e, Siirt’e ve daha pek çok kente gösterdiği önemi göstermedi.

İktidarın veya temsilcilerinin pek çok söylemi yalan çıktı.

Göç devam ediyor.

Acılı ve sancılı şekilde devam ediyor.

Bu nedenle bu kentin herhangi bir mahallesinde kapanan bakkalın bile büyük önemi var.

Bakmayın siz caddelerdeki süslü neonların yanıp sönmesine…

Kaldı ki, eksikleriyle, fazlalıklarıyla ortada bir maden gerçeği var.

Keşke tüm ocakların kapatılarak, ölümlerin olmadığı, ancak bunca insanın mağdur olmayacağı bir formül olsa…

Yok.

Arayan da yok!

[*] [*] [*]

Gelelim Sayın Toptan’ın söylediklerine…

Gelelim diğer milletvekillerinin ne söylediklerine…

Bu buluşmaları önemsiyoruz.

Ancak bu görüşmeler hemen yapılmalı.

Bu hafta sonuna kadar neden yapılmasın?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin, “Ağabey” dediği Toptan, bu randevuyu neden hemen sağlamasın?

Şahsen hiç birinin siyasi ikballerini riske atarak, ciddi anlamda kavga verebileceklerini beklemek hayal…

Bugüne kadar temenniler ile inşallah-maaşallah ile geçti yıllarımız.

Bundan sonra başka bir şey beklemek zor…

[*] [*] [*]

Kent adına mücadele; Zonguldak’ta başka, Ankara’da başka konuşmakla olur mu?

Olmaz.

İktidarıyla, muhalefetiyle bugüne kadar öyle yapıldı.

Zonguldak’ta siyasi tribünlere oynadılar.

Ankara’da, “Aman onu kızdırmayalım. Buna hedef olmayalım” mantığı güttüler.

Tablo ortada.

Böyle deyince alınıyorlar.

Biz mi yarattık bu tabloyu?

Birileri gerçekten bu kenti düşünse, böyle bir tablo olur muydu?

Demek ki, birileri görevlerini yapmamış.

Siyasetçisinden bürokratına bu kente ihanet etmiş!

Özetle, çalışanlar adına yapılan kazanımlardan dolayı sevinirken, kent adına endişeleniyoruz.

[*] [*] [*]

Bakan’ın dediği gibi yani:

“Ya insanı önceleyecek ya da piyasadan çekileceksiniz.

Ya Zonguldak’ı önceleyecek, ya Zonguldak’tan çekileceksiniz.”