Bu meslekte yoğun stres ve düzensiz seyreden tempo bizlerden çok şey alıp götürüyor.
Gazete bitse de işiniz bitmez.
Olmanız gereken yerler, konuşmanız gereken kişiler vardır hep.
Gece gündüz hiç fark etmez.
Bazen konuşmanız, bazen dinlemeniz gerekir.
Karşılaştığınız her detayı, algıladığınız her bilgiyi beyninizde depolamak, yeri geldiğinde yazmak ve yeri geldiğinde olayları ve gelişmeleri analiz etmek için kullanmak zorundasınız.
Bu yüzden belleğinizin canlı ve dinamik olması için mutlaka boş yeri olması gerekir.
Pusula düzenli tatil uygulamasının olduğu bir kurum olmasına karşın geçen yıllarda bu kuralı uygulayamamıştım.
Çünkü bir mecburiyetim yoktu.
Artık mecburum.
Çünkü artık tek değilim.
3 Eylül&8217;de gerçekleşecek olan düğünümüzün ardından bir süre hem Zonguldak&8217;tan hem yazılardan uzak kalacağım.
Evlilik mesleki yaşantımda neleri ne kadar değiştirecek bilemiyorum.
Bir dönem ağız birliği yapan dönemin CHP Milletvekilli Ali Koçal ile Ak Parti Milletvekilleri Fazlı Erdoğan ve Polat Türkmen; eleştirilerden kurtulmanın yolunu; &8220;Senden kurtulmanın yolu seni evlendirmek&8221; diyerek özetlemişlerdi.
Uzun süren yalnızlığın ardından evliliğin yazılarıma ve mesleğe bakışımda neyi değiştireceğini gerçekten bende merak ediyorum.
Bazen stres topu haline gelip pireyi deve yaptığım zamanlarda kader arkadaşım Ali Rıza Tığ&8217;ın; &8220;Hayatta daha önemli şeyler var. Şimdi göremiyorsun. Evlendiğinde anlayacaksın. Bu kadar sinirlenmene gerek yok&8221; sözlerini hiç unutmam.
Ve ne zaman iş veya başka nedenlerden dolayı gerilsem bu sözü duyacağımı bilirim.
Ama tam da bunları yazarken gelip; &8220;Bu yeni yapılan asfaltlar neden çökmüş&8221; diye sorunca yukarıdaki sözünü hatırlatıyorum.
Cevabım; &8220;Zaten çökecekti. Çünkü altı boş!&8221; oluyor.
İnsanın hayatta daha önemli şeyler olduğunu görebilmek için o anı yaşamak gerekiyor.
Bir süreliğine Zonguldak&8217;tan ayrılırken aslında kentin sorunlarını görmekten ve yorumlamaktan da kurtuluyorum.
Keşke dönüşte bambaşka bir memleketle karşılaşsak.
Ama olmayacak.
Sorunlar aynen devam edecek ama ben sorunlara aynı gözle bakar mıyım bilemiyorum.
Sokrates;&8220;Evlenin! Evlilik çok kutsal bir müessesedir. Evlenin! Hanımınız iyi çıkarsa mutlu olursunuz, kötü çıkarsa filozof olursunuz&8221; demiş.
Mutlu olursam neyse de filozof olursam vay bu kentin yöneticilerinin ve siyasilerinin haline!
Neyse ki iş yaşantımın temposunu bilen ve kabul eden bir eşim olacağı için şanslıyım.
Elif Şenel&8217;e teşekkür ediyorum.
Sonuç olarak yazılara ve kente ara vermenin zamanı.
Tüm dostlarımızın ve okurlarımızın Ramazan Bayramını kutluyorum.
Herkesin ailesiyle güzel günler geçirmesi dileğiyle.
Şimdilik hoşçakalın.
Suistimaller!
Zonguldak&8217;ta bugünlerde yine garip şeyler oluyor.
Yöneticiler ne kadar değişirse değişsin bazı alışkanlıklar ve uygulamalar değişmiyor.
Devletin, yerel yönetimlerin bir defaya mahsus izin verdiği ne varsa bakmışsınız suistimal edilmiş.
Burası Zonguldak.
Zaten her yerde bir suistimal var.
Kurumların, kişilerin iyi niyetini; &8220;Yürü ya kulum&8221; diye anlayanların önüne geçmek bazen neredeyse mümkün olmuyor.
Suistimal etmeyenlerin; &8216;Salak&8217; muamelesi gördüğü bu toplumda başka ne bekleyebilirsiniz?
Elini verenin kolunu kaptırmamak için direndiği memlekette iyiliklerden doğan marazlar bugün kaldırımları, yolları işgal etmiş durumda.
Toplumun güven duygusunu zedeleyen bu suistimalleri birileri çıkıp disipline edemediği sürece hep daha fazlası istenecek.
Hep daha fazlası alınacak.
Hep daha fazlası işgal edilecek.
Haddini bilen, sınırını bilen, kurallara uyan, işgali ayıp saydığı için belki de mağdur olanlar bu memlekette &8216;salak&8217; olarak anılmaya devam edecek.
Geçtiğimiz haftalarda Somali&8217;daki kuraklıktan etkilenen, açlıktan ölenler için başlatılan yardım kampanyalarına yoğun ilgi vardı.
Gerçi GSM şirketlerinin de vatandaşların gönderdiği yardım mesajlarından nimetlendiği ortaya çıktı.
Orası ne kadar helal ne kadar haram bilemiyoruz.
Her türlü ticari oyunlarla ve laf kalabalığı ile vatandaşın üzerine çıkıp tepinmeyi zevk edinen GSM şirketleri bunlara da yasal bir dayanak mutlaka hazırlamıştır.
Somali&8217;yi hallettik!
Sıra Türkiye&8217;deki çok zor şartlarda yaşayanlarda.
Burada da gerçek muhtaçlar ile bu işi duygu sömürüsüne dönüştürmüş olanları ayırt etmek zor.
Burada en büyük görev muhtarlara düşüyor.
Muhtarlar mahallelerinden ki gerçek ihtiyaç sahiplerini izleme ve destek olma konusunda eksik kalıyorlar.
Bu yardım işlerine fena halde siyaset bulaşmış durumda.
Öyle oluyor ki gerçek ihtiyaç sahibi pek çok kişi birisinin kapısını çalmaya utanıyor.
Hazır bayram gelmişken bu konuda duyarlı olmanın tam zamanı.