ZONİAD&[#]8217;ta işadamlarıyla buluşan Vali Erol Ayyıldız; &[#]8220;Devlet kavramı artık sadece resmi kurumlardan ibaret bir alan değildir. Toplumun bizzat kendisidir.


Eğer devleti bir havaya benzetirseniz, o hava bir bütün olarak ele alınır.


O havanın içerisinde halk, işadamları, resmi kuruluşlar, herkes var.


Dolayısıyla İlin Valisi olarak veya herhangi birisi olarak ´Ya ben devleti temsil ediyorum´ dediğin zaman karşı taraftaki vatandaş da ´Ben neyim. Ben de devletin parçasıyım en az senin kadar biz de temsil ediyoruz´ diyebilir.


Küçülen dünyada sizin ne kadar resmi hüviyetiniz olursa olsun sizi ayakta tutan sizin varlığınız ve etkinliğinizdir.


Bu da ekonomidir, ana dinamiği de iş adamıdır.


İş adamlarının dünyadaki ve ülkedeki etkinliği ekonomiyi ayakta tutmalarına göre ortaya çıkıyor.


Hatta küçülen ve küreselleşen dünyada da onun kadar hürmet görüyorsunuz&[#]8221; demiş.


Ayyıldız konuşmasının sonunda eklemiş;


Zamanın ihtiyacı olan ekonomi ve istihdam sağlanması noktasında Zonguldaklı işadamlarından büyük şeyler bekliyoruz.


Biz bunu beklerken, vali olarak sizlerin sorunlarınızı çözmek zorundayız&[#]8221; demişti.


Ayyıldız da diğer Valiler gibi çok güzel konuşuyor.


Temennilerine ve iyi niyetine katılmamak mümkün değil.


Ancak bu kente daha fazlası lazım.


Bunun için Sayın Vali&[#]8217;nin Zonguldak için yapacağı en faydalı iş büyük projelere kafa yorarken zihniyet değişiminin önünde engel olan lokal kalkınma projelerini uygulayamayan, bürokrasinin hantal, korkak, hımbıl, tembel, kaytaran topçularının kulağını çekmektir.


Çok Vali gördük.


Bürokratını çalıştıramayan Valiler sadece konuştu.


Üç günlük işler 3 yıla, 3 yıllık işler 30 yıla yayıldı.


Bu kentin Valileri hep büyük yerlere gitti ancak Zonguldak aynı şeyleri konuşmaktan öte gidemedi.




Masalarda kardeş, ayılınca kalleş!



Rektör Mahmut Özer&[#]8217;den Zonguldak&[#]8217;la ilgili çok acı bir tespit geldi.


Diyor ki Rektör Bey;


&[#]8220;Önemli olan yöneticilerin şehrin deneyimli insanlarının Zonguldak&[#]8217;a bir vizyon vermesi lazım.


Zonguldak&[#]8217;ın en büyük sıkıntısı şu;


Konuşanı çok fazla ama iş yapanı çok az.


Yani bir problem çok fazla konuşulduğu zaman çok iş yapıyor anlamına gelmiyor.


En sonunda insan şunu söylüyor;


Kötü de olsa bir şeyler yapılsın. Çünkü halk ortaya bir şey çıkmayınca bıkıyor.


Ama ben Zonguldak&[#]8217;ın geleceğini iyi görüyorum&[#]8221;.


Bu tespite katılmamak mümkün değil.


Toplum önderlerinin önderlik edemediği kentte bazı şeyleri değiştirmek mümkün olabilir mi?


Olmaz, olamaz.


Kartvizit yapmak için her yere maydanoz olan ve her seçim olan yere burnunu sokanların olduğu kentte sonuç ne olur?


Ya hep iyi ye hep kötü veya &[#]8216;idare eder!&[#]8217;.


Adamına ve çıkarlara göre bu cevap değişir.


Her taban, her kurum kendi yönetim mekanizmasını sağlıklı sorgulayamadığı sürece değişen bir şey olmaz.


İyi ile kötüyü ayırt edemeyen, ayırt etse de söyleyemeyen bir toplum olduk.


İşte Rektör Bey söylüyor.


&[#]8220;Zonguldak&[#]8217;ın en büyük sıkıntısı şu;


Konuşanı çok fazla ama iş yapanı çok az&[#]8221;


Yani yok denecek kadar az!


Bunu biz demiyoruz.


Rektör Bey söylüyor.


Kişiler değişmeden anlayış değişmez.


Kişiler değişmeden kurumlar, bürokrasi, siyasetteki algı değişmez.


Sorun çözme kabiliyeti, sorun çıkarma kabiliyeti değişmez.


Anlayış değişmez.


Hal böyle olunca yapılanları takdir edebilen de pek çıkmaz.


Sapla samanın karıştığı yerde burada da haksızlıklar yapılır.


Başlar ayak olur.


Ayaklar baş!


Masalarda kardeş olunur, ayılınca kalleş!


Hizmetleriyle değil, başka yerleriyle konuşmaya heveslilerin kenti burası!


Arada iyi örneklere de haksızlık yapmayalım.


Ancak onların sayısı gerçekten az.


Aralarında öyleleri var ki sütten ağzı yanmış yoğurdu üfleyerek yiyor.


Hiçbir şey yapmamanın çok önemli bir şey yapmak olduğunu öğrenmişler.


Acı ama gerçek.


Biz buyuz arkadaş!


Ne niyetimiz adam gibi, ne hizmetimiz adam gibi.




Mükellefiyet dönemi


Zonguldaklı pek çok yazar ve araştırmacı maden ocaklarında uygulanan silah zoruyla zorunlu çalıştırma sürecini yazdı ve yorumladı.


Gerçekte bunların belki de çok azı biliniyor hatırlanıyor.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&[#]8217;ın Dersim olayları nedeniyle "Devlet adına özür dilenmesi gerekiyorsa özür diliyorum" diyerek başlattığı tartışmanın ardından Zonguldak&[#]8217;ın bu gerçeği üzerine de bir özür beklenebilir.


Bu Saffet Can&[#]8217;ın ikinci mükellefiyet döneminde çalıştırılmış isimlerle yaptığı bir röportajına yer verdik.


Başbakan&[#]8217;ın dersin konusundaki yaklaşımın altında politik hesaplar yatabilir.


Ancak Zonguldak&[#]8217;ta bu olay politize edilmeden değerlendirilmeli.


Gerçi temelinde isyan ve başkaldırı olmayan olayların sahipleneni de pek çıkmaz bu ülkede.


Ve başka bir konuda şu.


İyi sinemacılar mükellefiyet döneminde yaşanan acıları ve olayları sinemaya aktarmaları için teşvik edilmeli.