Soma&8217;da bir facia oldu.
Nedenleri ve sonuçları üzerine kafa patlatıyoruz.
Her kafadan bir ses&8230;
Baştan beri yaşananlar, süreci fazlasıyla politize etmiş durumda.
İşte bizim hastalığımız bu.
Ve yeniden nüksetti.
Soma&8217;da bir facia oldu.
Madencilikte en kötü şartlarda da, en iyi şartlarda da böylesi kazalar olabilir.
Olacaktır da.
Bazen en kötü şartlarda böylesi facialar ucuz atlatır.
Bazen en iyi şartlarda önemsiz görülen küçük bir detayla 300-350 işçinin canını alırsınız.
SOMA Grubu, ocaklarındaki iş güvenliği ile övünüyordu.
Demek ki, güvenmek yetmiyor.
Netice önemli.
Türkiye, bu olayın sorumlularını arıyor.
Sorumluları en baştan belli&8230;
Devlet.
Buraları taşeronlaştıranlar.
Buraları çalıştıranlar.
Buraları denetleyenler.
Denetlemekle görevli olanlar.
İş güvenliği konusunda eksik çalışan kurumlar.
Yönetmelikleri güncellemeyen, dünyadan bihaber yaşayan kurum yöneticileri.
Başka bir sorumlu daha var.
Sendikalar&8230;
İşçi sendikaları.
Onlar renk renk.
Sarı sendikalar&8230;
Kırmızı sendikalar&8230;
Mor sendikalar&8230;
Siyah sendikalar&8230;
Rengarenk sendikalar&8230;
Yandaş sendikalar&8230;
Candaş sendikalar&8230;
Kılıbık sendikalar&8230;
Dönek sendikalar&8230;
Kimliksiz sendikalar&8230;
Siyasi partilerin arka bahçesi olan sendikalar&8230;
Siyasi partilerin ön bahçesi olan sendikalar&8230;
Sendikacılar&8230;
Tek derdi kimlik olan sendikacılar&8230;
Tek derdi para olan sendikacılar&8230;
Tek derdi hava cıva olan sendikacılar&8230;
Sendikaların ne işe yaradığından bihaber yaşayan sendikalar&8230;
Ve bu sendikaları etkisiz, yetkisiz eleman yapan iktidarlar&8230;
Bu iktidar anlayışına peşin peşin teslim olan sendikacılar&8230;
Bir de medya var.
Tel tel dökülen medya&8230;
Süslü medya&8230;
Püsküllü medya&8230;
İşçi düşmanı, emek düşmanı medya&8230;
İşçinin emeğini değil, baldırı çıplakların emeğini manşet yapan medya&8230;
Çalışma yaşamındaki sorunları değil, kadının adını, şarabın tadını manşet yapan, yorumlayan medya&8230;
İşçiye, alın terine, emeğe değil, magazine değer veren medya&8230;
Medya olur da, o medyanın patronları olmaz mı?
Emek sömürüsünün en büyük temsilcisi medya patronları&8230;
Emek sömüren patronların en büyük dostu medya patronları&8230;
İş güvenliği ve işçi sağlığını hiçe sayan medya patronları&8230;
Zonguldak&8217;ta grizu olunca habere koşan, Soma&8217;da patlama olunca demagoji yapan medya patronları&8230;
Türkiye&8217;de neler olup bittiğini hatırlayan medya patronları&8230;
Daha doğrusu durumdan vazife çıkaran medya patronları&8230;
İşine geleni gören, işine gelmeyeni görmeyen medya patronları&8230;
Soruna, çözümsüzlüğe değil, ideolojiye önem veren medya patronları&8230;
Ölen işçiye, yetim kalan evladına, yazık edilen koca bir ülkeye değil, Recep Tayyip Erdoğan&8217;a, Kemal Kılıçdaroğlu&8217;na, Devlet Bahçeli&8217;ye ve diğerlerine üzülen medya patronları&8230;
Bir de siyasetçiler var.
İşçinin ölüsünden bile nemalanmaya çalışan siyasetçiler.
Alın terini, ölümün sessizliğini, yetimlerin çığlığından siyasi rant peşinde koşanlar.
Sorunları ve sorunları gerçekçi, samimi bir dille anlatmaya çalışanları görmezden gelen iktidar.
Muhalefet yapamadığı böylesi sorunlar için kavga etmek yerine iktidarın peşine takılıp giden bir muhalefet.
Bir de işçi sınıfı var.
Ülkesini seven.
İşini düşünen.
Belaya karışmak istemeyen&8230;
Ama canı yanan bir işçi sınıfı&8230;
&8220;Böyle gelmiş, böyle gider&8221; diyen işçi sınıfı.
Dünyadaki gelişmelerden bihaber, iktidarların çizdiği kadere çoktan boyun eğmiş bir işçi sınıfı.
Emeğin gerçek sahipleri&8230;
Kozlu&8217;da, Karadon&8217;da, Soma&8217;da işçiler ölünce, kendini hatırlayan işçiler.
Geride yetimler bırakan, ama işçinin kaderini değiştirmek için masaya yumruğunu vuramayan işçiler.
Sendikasını hizaya çekemeyen işçiler.
Bu ülkede sendikaların, iktidarın ve muhalefetin işçiden bihaber yaşadığını gören veya görmeden yaşayan işçiler.
İşte o işçiler, şimdi kendilerini hatırladı.
Üç gün sonra unuturlar.
Üç gün sonra unutturulurlar.
Siyasetinden medyasına, sendikasından esnafına işte Türk&8217;ün aklı&8230;
Kaçarken aklına geleni, üç gün sonra unutan bir toplum&8230;
İçeriğe, gerçeğe, sağlığa değil, havaya, cıvaya, makyaja para harcayan, yatırım yapan ve tapan bir ülke.
Araplardan da geride!
Bugünlerde bir derdi olanlar sokakta.
Bunlar güzel.
Ama nereye kadar?
İki gün de sapla samanı karıştırmayı seven bir toplumuz.
Yıllardır olduğu gibi yani.
İşin özü arada kaybolmakta&8230;
İnsanlar sokakta.
Kimi gerçekleri göstermek için, kimi çözüme katkı vermek için.
Kimi iktidara iş ve iş güvenliği düzenlemelerini yeniden yaptırmak için, kimi taşeron uygulamasına son vermek için.
Kimi zaten iktidarla bir meselesi olduğu için, kimi demagoji yapmak için.
Kimi fantezi yapmak için, kimi kaos çıkarmak için.
&8220;Maden, iş kazaları&8221; deyince akla Zonguldak gelir.
Soma gelir.
Yapılması gerekenler var.
En başta yeraltı madenciliğinde taşeron uygulamasının sonlandırılması&8230;
Bunların ve iş yaşamındaki diğer sorunların çözümü için, provokatörlerin, siyasi kalpazanların değil, işçilerin ve sendikaların sokağa çıkması gerekir.
İşçi meselesine sahip çıkarsa, tüm iktidarları dize getirir.
Soma faciasından sona ne değişecek, ne değişmeyecek, izleyip göreceğiz.