Şehrimizin çok önemli meselesi &8216;Lavuar Alanı&8217; konusunda birkaç noktayı hatırlatmak istiyorum.
5 Mayıs 2008&8217;de Karabük Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Başkanı Doç. Dr. Aysun Köse, Zonguldak&8217;daki Merkez Lavuarı&8217;nın yıkılmasına karşı çıkmış, &8220;Tarihi bir fırsatı kaçırmışsınız&8221; diye tepkisini göstermişti. Ben, yıkılmasını isteyenlere karşı, 6 Ekim 2006&8217;dan beri Pusula gazetesinde yazılar yazdım.
6 Ekim 2006&8217;daki yazımda, &8220;Lavuar yıkılmasın, külliye olsun&8221; dedim. &8216;Yıkıp yeşil alan yapacaklarmış. Bu binayı tekrar yapmak fırsatı olmaz, binlerce ton demir konstrüksiyon, en büyük depremlere dahi dayanıklıdır. İçini boşaltın, bütün Zonguldak havzasına hizmet edecek yüzlerce tesis yapılabilir. Altı da binlerce arabalık otopark olabilir. Hatta şehir terminali bile yapılabilir&8217;dedim.
11 Ekim 2006&8217;daki yazımda, gene ikaz ettim.
18 Ekim 2006&8217;da yıkılmasını destekleyen, o dönemin TTK genel Müdürü Rıfat Dağdelen&8217;e &8220;Bu lavuarı yıkmayın, içinde insanların faydalanacağı, cazip müesseseler olsun&8221; diyerek, çokça örnekler verdiğim halde, &8216;Nuh&8217; dedi, &8216;Peygamber&8217; demedi. &8220;Bu binayı bir daha devlet yaptıramaz. İçindeki hurda denen malzemeler açık arttırmayla satılırsa, yeniden yapılabilecek olan inşaatın on misli bedelini karşılar.&8221; diye direttim. O da, &8220;Bunları kimse yapamaz&8221; dedi. Ben de &8220;KARDEMİR&8217;i bir liraya sattılar ve şimdi KARDEMİR hem devlete, hem millete kazandırılmadı mı? Size gülünç gelebilir ama, istedikleri şartlarla, burayı gerici diye tanımladığımız dini cemeatlerden birine veriniz, nasıl yapılabilirmiş, bir görün.&8221; dedim.
20 Ekim 2006&8217;da benim bu önerilerime karşı çıkan Zonguldak Şehir Plancıları Odası İl Temsilcisi Yesari Sezgin&8217;e kısır düşündüklerini izah etmeye çalıştım, fayda etmedi.
7 Kasım 2006&8217;da &8216;SONRA PİŞMAN OLMAYALIM&8217; başlıklı yazımda, &8216;şimdi bir anket yapılsa, yüzde 96 yıkılsın çıkar. Yıkıldıktan iki sene sonra, bugünkü halini gören Zonguldaklıların yüzde 96sı keşke yıkılmasaydı&8217; der.. Zonguldaklı böyledir&8230;
27 Kasım 2006&8217;da yıkılmasını istemeyenleri &8216;KÖRLER&8217;, olmadı &8216;KÖTLER&8217;, olmadı &8216;HAİN&8217; diye aşağıladılar. Ben yine, bir konsorsiyum kurularak, bu muazzam tesisin havzamıza kazandırılması gerektiğini yazdım.
8 Aralık 2006&8217;da hiç olmazsa, bu binanın Üniversite&8217;ye devredilmesini, zira Üniversitenin birçok birimini fazlasıyla toplayabilecek kapasitede olduğunu söyledim.
20 Şubat 2008&8217;deki yazımda, &8220;Ortada lavuar &8216;tabutu&8217; duruyor. Bakalım ölüyü nasıl gömecekler? Son bina da yıkılınca, lavuarın yıkılmasını en çok arzu eden, TOKİ Kaymakamı, Şehr-i Muharrir Harun Ersoy&8217;a özel getirttiğim kınayı takdim edeceğim. Bu kompleks Yahudilerin veya Almanların olsaydı, katiyen yıkmazlardı.&8221; dedim.
Bu yazıma karşı, Harun Ersoy, &8220;Bana gelince Merkez Lavuarının tümüyle yıkılmasından yanayım. Umarım iyi şeyler yapılır da, kına yakanlar kervanına katılmayız. Hazırladığı malum kına da, Hüseyin Şeker&8217;in elinde kalır, uygun bir yerde kullanır inşallah&8230;&8221; diye yazmıştı.
Ben de, Şubat 2007&8217;de sevgili dostumuz, &8216;TOKİ Kaymakamı&8217; ve &8216;Şehr-i Muharrir&8217; Harun Ersoy&8217;a &8220;Benim gibi uyduruk yazılar yazan birisine sataşıyorsun, bu sana yakışmıyor. Ben kına için &8216;münasip yer&8217; deyişini kullanmadım. Şimdi hak ettin. Sen kınadan anlamazsın. Bende hakiki Arap kınası var. Dediklerin olmazsa, münasip yerine törenle yakarsın..
Ben şimdiden yıkılmasını isteyenlerin, bize &8216;KÖT&8217; ve &8216;HAİN&8217; diyenlerin mahcubiyetlerini ve pişmanlıklarını görür gibiyim.&8221; diye cevap yazmıştım.
8 Haziran 2007 de yıkım rezilliği bitmişti.
Yıkamadıkları bina için bir önerim oldu: &8216;Buranın dünyaca meşhur bir genelev olmasını istedim. Yıkılmasını isteyenler, hiç olmazsa uluslar arası bir üne kavuştuğumuzu söylerler. Bu ince işlerden anlayanlar çok sevinirler. Binanın tepesine de o kadar büyük bir çatal çatal, geyik boynuzu konur ki, alamet-i farika olur. Geceleri, binayı kırmızı fenerlerle donatırsın, vesselam&8230;harika olur. Yıkamadıkları o üç kuleye de, birine Secaattin Gonca, birine Rıfat Dağdelen, diğerine de Harun Ersoy ismi konsun. Hiç olmazsa isimleri ebedileşir. Bunları da paraşütle atlama kulesi yaparsınız.&8217;
Böyle saçmalıklar Zonguldaklılar için çok normal:
Tarihi Hükümet Konağı&8217;nı yıktık &8211;
Kok Fabrikası&8217;nı yenileyeceğimize, yıktık &8211;
Gazi Okulu&8217;nu dünyanın en saçma sapan kültür sarayı yaptık &8211;
Tersanemizi içinde çalışanlara bedava vereceğimize, yağmalattık &8211;
Tarihi Kapuz memba suyunu hafriyatla doldurduk &8211;
Şehrin ortasına 21. yüzyılın en acaip 12 katlı binasını diktik&8230;
Termik santrallarımızın, değerlendirilmediği için havaya giden enerjileri, denize giden atıkları&8230;
Mezarlıklarımız bir alem..Karmakarışık&8230;
Yetmedi, Saltukova&8217;ya pır pır uçaklar için havaalanı yaptık. Fakat, etrafındaki dağlar yüzünden sorun olunca dağları tıraşlamaya başladık.
Bunun gibi örnekler çok&8230;Şimdi de yurdumuzun en kıymetli topraklarından birine sahip Filyos&8217;u öldürmek için hazırlanıyoruz. Denizlerimizi öldürdük, sıra ormanlarımızda ve topraklarımızda.
Fırsat bulup da hazırlanabilirsem, &8216;Dünyanın en aptal şehri: Zonguldak&8217; diye, Guinness rekorlar kitabına müracaat edeceğim!
Derdimi anlatabiliyor muyum? Ahmet Öztürk&8217;ün ve Mustafa Eyriboyun&8217;nun kulakları çınlasın!
Okuyanlarımın sağlık ve huzur içinde olmalarını dua ederim.