Son günlerde medyada dolaşan bir veda mektubundan bahsediliyor.

Mektup, &[#]8220;Biz eski Türkiye&[#]8217;nin insanları, yeni Türkiye&[#]8217;yi terk ediyoruz&[#]8221; diye başlıyor.

Bir yerinde deniliyor ki:

&[#]8220;Biz artık insan yerine konmak istiyoruz.

İyilik yaptığımızda &[#]8216;enayi&[#]8217;, saygısızlık yapmadığımızda &[#]8216;ödlek&[#]8217;, eğitimliysek &[#]8216;entel&[#]8217;, görgülüysek &[#]8216;elit&[#]8217;, dürüst isek &[#]8216;saftirik&[#]8217;, oruç tutmuyorsak &[#]8216;kafir&[#]8217; diye yaftalamadığımız bir hayatımız olsun istiyoruz.

Öyle ya, başka hangi dilde &[#]8216;entel&[#]8217; diye hakaret var?

Ne acıklı değil mi?

Daha basit bir hayat istiyoruz.

Daha güzel bir hayat istiyoruz.

Ayıp mı?&[#]8221;

[*] [*] [*] [*]

Devam ediyor:

&[#]8220;Her şeyden önemlisi, koca bir hayatın henüz en başında olan Uzay&[#]8217;ın sorumluluğu var artık üzerimizde.

Sadece kendimiz için değil, onun için gidiyoruz en çok.

Bu ülkede her şey çok zor&[#]8230;

Çalışmak, kazanmak, okumak, eğlenmek, dinlenmek, seyahat etmek, çocuk büyütmek&[#]8230;

Maalesef istediğiniz kadar çok para kazanın, bazı şeyleri satın alamıyorsunuz.

Kendi fanusunuzda belki huzur bulabilirsiniz, ama burnunuzu kapıdan dışarı çıkardığınız an bu kötü insanlarla muhatapsınız.

Sokakta, trafikte, okulda, işyerinde&[#]8230;&[#]8221;

[*] [*] [*] [*]

Sözler çok dokunaklı...

Devam ediyor:

&[#]8220;Belki çocuğunuzu yılda 40 bin TL vererek en iyi okula gönderiyorsunuz, ama canını; eğitimsiz, saygısız, hatta kuvvetle muhtemel daha önce içeri girip-çıkmış eski bir dolmuş şoförünün kullandığı servise emanet ediyorsunuz&[#]8230;

Siz gece-gündüz çalışıp-didinip tüm servetinizi yıllarca bu okullara, kurslara yatırıyorsunuz ki, çocuğunuz mezun olduğunda bin 500 TL maaşla, dayısının torpiliyle yönetici olmuş bir hanzonun altında çalışabilsin&[#]8230;&[#]8221;

[*] [*] [*] [*]

Ve hepimizin altına imza atabileceği o gerçeği söylüyor:

&[#]8220;Bu ülkede artık gerçekten, taraf olmayan bertaraf oldu.

Göz göre göre hem de&[#]8230;&[#]8221;

[*] [*] [*] [*]

Diyor ki:

&[#]8220;Ramazan&[#]8217;da sigara içene verdikleri tepkinin yarısını 45 çocuğa tecavüz edildiğinde vermeyen insanlarla nasıl yaşanır?

Yaşayamıyoruz.

Niye terk edip bu ülkeyi onlara bırakıyoruz?

Niye hep biz gidiyoruz?

Çünkü gitmezsek, hep biz ölüyoruz.&[#]8221;

[*] [*] [*] [*]

Çoğu zaman yazıların içeriğinde taşıdığı doğruların önemine, yazanın politik kimliğine göre karar veriyoruz.

Ve belki de en baştan kaybediyoruz.

Yıllardan beri kaybettiğimiz gibi.

Sokağa çıkalım.

Ve birbirimize nasıl baktığımıza bakalım.

[*] [*] [*] [*]

Tam olarak kaynağını bilemiyoruz, ancak her veda mektubunda olduğu gibi içinde bir hazin sonuç var.

Elbette yazan kişinin politik duruşuna bakarak, &[#]8220;bu zaten &[#]8230;..&[#]8221; demek isteyenler çıkabilir.

Başkalaşmanın ve başkalaştırmanın acı tebessümüyle okuyoruz bu mektubu&[#]8230;

Kim benim gibi?

Ben kim gibiyim?

Bu ülkede neden varım?

Neden yaşamalıyım?

Neden gitmeliyim?

Tüm bu soruların yanıtını politik girdaplarda değil insani bir iz düşümünde aramak gerekir.

[*] [*] [*] [*]

Her veda mektubunun gerekçesi de, sonucu da herkes tarafından aynı oranda kabul görmeyebilir.

Ama mektubun içeriğinde o insani kaygıların öne çıktığı yönleri görmek gerekir.

Bu vatandaşımızın tam tersi bir dünya görüşüne sahip olan pek çok insanın da görüşlerini, duygularını yansıtan yönü olduğunu görmek mümkün&[#]8230;

Kimine göre kolaycılık, kimine göre başka bir şey&[#]8230;

Ama eski Türkiye&[#]8217;nin insanlarından pek çok insan, bugün benzer şeyleri düşünüyor.

Acı, ama gerçek&[#]8230;

Bu ülkede artık taraf olmayan bertaraf oluyor.

Taraf olanlar da, diğer taraftarlar tarafından linç ediliyor.

İnsanlar farklı kesimlerce bir yere taraftar olmaya zorlanıyor.

Ve bunun adına işimize gelirse &[#]8220;demokrasi&[#]8221;, gelmezse &[#]8220;dikta rejimi&[#]8221; diyoruz.

Bir bakalım en yakın çevremizden&[#]8230;

Nasıl görünüyor acaba?

[*] [*] [*] [*]

Bazen hangimiz çekip gitmek istemiyoruz ki&[#]8230;

Özleyeceğimizi bile bile&[#]8230;

Hasretle yanacağımızı göre göre!

FETÖ&[#]8217;cü kurum müdürleri nerede?

FETÖ operasyonları kapsamında ilginç şeyler yaşanıyor.

Dün de yazdım.

Bir kurumda en alttaki memurlar, 17/25 Aralık öncesi cemaat evlerine sohbete gittikleri, bununla birlikte Bank Asya&[#]8217;da hesap açtırdıkları için memurluktan şutlanıyor.

Şutlanan, orada çalışan&[#]8230;

Şutlayan kim, kurum müdürü...

Çalışan bunları yapmış da, kurum müdürü ne yapmış?

&[#]8220;Burada 15 adet Zaman Gazetesi satılıyor. Bunu 25 yapmalıyız&[#]8221; demiş.

Zaman Gazetesi&[#]8217;ni göstere göstere işe gelmeyenlere kötü gözle bakmış.

Görevden aldığı veya ihbar ettiği, &[#]8220;Bu FETÖ&[#]8217;cü&[#]8221; dediği o çalışanlarla aynı evlerde sohbete gitmiş.

Hatta oralara gelmeye zorlamış.

Ve o görevlere gelirken cemaat üyelerinin desteğini almış, ilgisini görmüş.

Mesela, FETÖ&[#]8217;den tutuklanan Atatürk Devlet Hastanesi&[#]8217;nden Mehmet Hamzaçebi konuşsun...

Musa İnce konuşsun&[#]8230;

Orhan Küçük konuşun&[#]8230;

Benzer konumdaki pek çok isim konuşsun&[#]8230;

Onlar cemaatin talimatlarını yerine getiren müdürlerin kimler olduğunu daha iyi bilirler!

Bugün bir bakıyorsunuz, o işçi ve memurlar, FETÖ&[#]8217;cü olduğu için işinden oluyor, onunla birlikte aynı evlere giden, aynı cemaatle yatağa giren o müdürler, kimin FETÖ&[#]8217;cü olduğuyla ilgili çetele tutuyor.

Açık ve net bir şekilde sormak gerekiyor.

İşinden uzaklaştırılan bunca çalışanın arasında o kurum müdürlerinden neden kimse yok?

Açık ve net bir dille söylüyoruz.

Devlet memuriyetten atar-atmaz, bilemeyiz.

Ama cemaat desteğiyle kurumların başına gelen tüm müdürler, pasif görevlere çekilmeli.

17/25 Aralık sonrası FETÖ&[#]8217;cü çalışanlarla ilgili hiçbir işlem yapmamış tüm müdürler, aktif görevlerinden alınarak, düz memur yapılmalı!