31 Mart seçimlerinin ertesinde,
Biz,
Tahsin Erdem eleştirilerimize başlamıştık.
Biz hariç,
Diğer medya grupları,
Rölantiye çekildiler.
Şimdi hepsi düşman oldu.
Orası ayrı.
Peki biz neden devir teslim ile beraber,
Eleştirilere başladık?
Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden bir hocamın hikayesini aktarayım.
Bir gün hocam ile oğlu maç izliyor.
Oğlu ufak yaşlarda.
Babası hangi takımı tuttuğunu soruyor.
Çocuk, “Baba hangisi Türk” diyor.
Babası “Hiç biri” diyor.
Çocuk, “Peki hangisi Müslüman” diyor.
Babası, “Hiç biri” diyor.
Çocuk, “Peki baba hangisi yeniliyor. Ben onu tutacağım” diyor.
Özetle,
Türklerde,
Anadolu irfanı vardır.
Mazluma, yenilene, ezilene hürmet vardır.
Kurtuluş Savaşı’nda,
Yunan Başkomutan esir alınıyor.
Atatürk karargahta kahve ve sigara ikram ederek, “Misafirimizsiniz” diyor.
İşte,
O devir teslim töreninde,
Ömer Selim Alan’a yapılanları,
Biz kendimize yediremedik.
Kazanan taraf alçak yürekli olur.
Kaybeden tarafı ezmek,
Aşağılamak,
Hürmet etmemek,
Avrupa Saraylarında,
Frenklerin yaptığı muameledir.
Biz o gün bugün,
Tahsin Erdem’i eleştiriyoruz.
Çünkü,
Nasıl bir dönem yürüteceğinin ilk sinyalini,
Devir teslim töreninde,
Romanları,
Ömer Selim Alan’ın üzerine salarak verdi.
Akabinde ise,
Eleştirmek için,
Çok bir şey yapmamıza gerek kalmadı.
Öngörümüz bizi haklı çıkardı.
Çorap söküğü gibi geldi herşey.
Dün yazdım.
Bugün de yazıyorum.
Kendilerini övmeyen,
Kendileri gibi düşünmeyen herkesi düşman görüyorlar.
Ömer Selim Alan’ın tek suçu,
Eski başkan ve seçimde rakibi olması.
Ona bile kinlenmişler.
Erdem hanedanı hariç diğerleri kim ki?
Böcekten ibaret.
Avam!
Hal böyle gelince,
Pazar günü malumun ilanı oldu tabi.
Tahsin Erdem’in,
Eksilerdeki psikolojisi,
Kadrajlara yansıdı.
Bugün de hakeza öyle.
Harun Yücel’i ağırladığı fotoğrafa bakın.
Ferhan Şensoy’un repliği ile devam ediyorum.
“Örneğin bir ruh hastası iki kere ikinin beş ettiğine kesin kez inanır ve bundan mutlu olur. Oysa bir sinir hastası iki kere ikinin dört ettiğini bilir ona sinirlenir. Benim ruh sinir hastası klinik durumum var. İki kere ikinin beş etmesinden yanayım, edememesine sinirleniyorum.”
Tahsin Başkan da kendi doğrularında çatışmaya başladı.
İki kere ikiyi beş etmeye çalışıyor.
Ama edemediğini biz söyleyince sinirleniyor.
Hesap uzmanının da böylesi işte!
* * * * * * * * *
Ulusal gündemde,
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan var.
Özarslan,
Özel’in kendisine küfür ettiğini söylüyor.
Özel ise bugün açıklamasında,
Küfür konusuna hiç değinmedi.
İlgimi çeken,
CHP’nin grup toplantısı oldu.
Özel,
Ankaragücü taraftar grubunu,
Meclise çağırmış.
Tribün liderleri meclise gelmiş.
Keçiören Belediye Başkanı,
Kendi adına,
Slogan atmaları için tribün liderine daire teklif etmiş.
İddialar o yönde!
Bizim Belediye Başkanı Tahsin Erdem,
Tribün liderlerine,
Lehinde tezahürat etmeleri için,
Ev teklif etmedi.
İş sözü verdi.
Tribün liderinden,
Tribün liderine fark var işte.
Yahu tribünler,
Bu kadar kar sağlıyor mu gerçekten?
Mesela,
Pazar günkü kahvaltıda,
Tahsin Erdem’e,
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile özdeşleşmiş ‘Dik dur eğilme’ sloganı atıldı.
Tribüncü gençler getirilmiş.
AK Parti sloganları öğretilmiş.
Bağırtılmış.
İnşallah çocuklara,
Harçlık falan verilmiştir.
Milletin üzerine basa basa yürümeye alıştınız.
Çoluk çocuğun gazıyla,
Tahsin Erdem sahneye fırladı.
‘Ayağa kalkın’ diye bağırdı.
Özgür Özel sanki yeni ayağa kalktı.
Özgür Özel ayaktayken,
İmamoğlu için,
İnönü Parkı’nda horon tepiyordunuz.
Özgür Özel ayaktayken,
Partilileriniz,
Size ‘Erdoğan’ın fotoğrafını indirin’ diye yalvarıyordu.
Ne ayağa kalkması!
Otuz yıllık Belediye Başkanı Halil Posbıyık ayıp olmasın diye ayağa kalktı.
Usül, erkan da bırakmadılar.
Şimdi o cenaha sorsanız,
Parti tabanını konsolide ettiler.
* * * * * * * * * *
GÜNÜN FIKRASI
İspanya'da tatilini geçiren turist, restoranda tipik bir İspanyol yemeği yemek istemişti. Listeyi uzun uzun inceledi. ‘Cojano’ adi dikkatini çekti. Ne olduğu hakkinda hiçbir fikri yoktu. Parmağını basıp, garsona işaret etti. Garson bir tabak içerisinde yemeğini getirdi. Nefis bir şeydi ama içindekinin ne olduğunu çıkaramadı. Bir çesit etti ama ne?
Garsonu çağırdı ve sordu...
Garson anlatti :
-Bugün boğa güreşlerine gittiniz mi bayım?
-Evet...
-İşte bu yediğiniz yemek bugün arenada öldürülen boğanın yumurtalıklarından yapıldı.
Adam ertesi gün gene ayni restorana gitti.
Tadı damağında kalan yemeği, Cojano'yu bir kez daha istedi. Lezzetle yedi. Artık ahbap oldukları garsona hatır sormaya geldi:
-Nasıl memnun kaldınız mı bayım?
-Kaldım kalmasına ama bir sey dikkatimi çekti. Dün yediğim cojano biraz
daha büyüktü gibi geldi bana.
Garson başını iki yana salladı :
-Her zaman boğa kaybetmez bayım...