Zonguldak&[#]8230;

Acıları kendinden büyük&[#]8230;

Umutları kendinden büyük&[#]8230;

Hayal kırıklıkları kendinden büyük&[#]8230;

Karanlıklar da olmasa, ayıplarıyla çırılçıplak.

Tüm sorunlarına karşın kayıp şairlerin ruhları çıkagelir kimi zaman.

Kentin etekleri tutuşuverir.

Önceki gece böyle bir akşamdı.

Yazarımız Derya Aydan şöyle diyordu;

&[#]8220;Sis&[#]8221; başlıklı yazısında

&[#]8220;Öyle yoğundu ki sis, kaldırıma dizili ağaçlardan birini görüyordum her defasında, bir kaç adımdan sonra diğeri beliriyordu uzaktan, dal dal, hayal meyal&[#]8230; Öyle güzeldi ki. Ve birden dank etti kafama. &[#]8216;Hayat bu işte&[#]8217; dedim. Sen yürüdükçe yavaş yavaş çıkıyor karşına. Koşarsan eğer, bodoslama dalabilirsin bir şeylere, görmüyorsun ki önünü. Durursan hiçbir şey çıkmaz karşına, ama gördüklerini iyice hazmedersin bu sefer de. Yürüyeceksin yavaş yavaş, kendi hızında, baka baka. İstesen de daha ileriyi göremezsin, ancak tahmin edebilirsin. Göremediğin bir şey için ne diye endişelenesin? İşte çıktı bir ağaç daha, kıvrılmaya başladı yol.. Sen de kıvrıl öyleyse, dön onunla birlikte, uyum sağla. Devam et. Hayat sana akacak zaten işte böyle, yavaşça... &[#]8216;Şu an´a odaklan sen sadece, görebildiklerine; güzelliklerini fark et, bak iyice, tam da şu anda mutlu ol, huzurlu ol. Şu andan başka, şu anda gördüklerinden, birlikte olduklarından, yaptıklarından başka bir şeyin yok çünkü&[#]8230;&[#]8221;

Önceki gece dalga dalga yayılan sis, Derya Aydan&[#]8217;ın sözlerinin özeti gibiydi. Kente tepeden bakarken &[#]8220;süt liman&[#]8221; adeta &[#]8220;süt denizi&[#]8221; gibi serpilivermişti karanlığın içinde.

Attila İlhan&[#]8217;ın &[#]8220;Sisler Bulvarı&[#]8221;nı anımsatıyordu bu manzara.

Şairin dediği gibi; &[#]8220;sokak lambaları öksürüyordu&[#]8221;

Neonların üzerinde uzanan sis kentin kalbini susturuyordu adeta.

Aynen Attila İlhan&[#]8217;ın dediği gibi fazla söze gerek bırakmıyordu;

SİSLER BULVARI

elinin arkasında güneş duruyordu

aylardan kasımdı üşüyorduk

ağacın biri bulvarda ölüyordu

şehrin camları kaygısız gülüyordu

her köşe başında öpüşüyorduk

[*][*][*]

sisler bulvarı´na akşam çökmüştü

omuzlarımıza çoktan çökmüştü

kesik birer kol gibi yalnızdık

dağlarda ateşler yanmıyordu

deniz fenerleri sönmüştü

birbirimizin gözlerini arıyorduk

[*][*][*]

sisler bulvarı´nda seni kaybettim

sokak lambaları öksürüyordu

yukarıda bulutlar yürüyordu

terkedilmiş bir çocuk gibiydim

dokunsanız ağlayacaktım

yenikapı´da bir tren vardı

[*][*][*]

sisler bulvarı´nda öleceğim

sol kasığımdan vuracaklar

bulvar durağında düşeceğim

gözlüklerim kırılacaklar

sen rüyasını göreceksin

çığlık çığlığa uyanacaksın

sabah kapını çalacaklar

elinden tutup getirecekler

beni görünce taş kesileceksin

ağlamayacaksın! ağlamayacaksın!

[*][*][*]

sisler bulvarı´ndan geçtim sırılsıklamdı

ıslak kaldırımlar parlıyordu

durup dururken gözlerim dalıyordu

bir bardak şarabda kayboluyordum

gece bekçilerine saati soruyordum

evime gitmekten korkuyordum

sisler boğazıma sarılmışlardı

[*][*][*]

bir gemi beni afrika´ya götürecek

ismi bilmiyorum ne olacak

kazablanka´da bir gün kalacağım

sisler bulvarını hatırlayacağım

kırmızı melek şarkısından bir satır

lodos´tan bir satır yağmur´dan iki

senin kirpiklerinden bir satır

simsiyah bir satır hatırlayacağım

seni hatırlatanın çenesini kıracağım

limanda vapur uğuldayacak

[*][*][*]

sisler bulvarı bir gece haykırmıştı

ağaçları yatıyordu yoksuldu

bütün yaprakları sararmıştı

bütün bir sonbahar ağlamıştı

ağlayan sanki istanbul´du

öl desen belki ölecektim

içimde biber gibi bir kahır

bütün şiirlerimi yakacaktım

yalnızlık bana dokunuyordu

[*][*][*]

eğer sisler bulvarı olmasa

eğer bu şehirde bu bulvar olmasa

sabah ezanında yağmur yağmasa

şüphesiz bir delilik yapardım

hiç kimse beni anlayamazdı

on beş sene hüküm giyerdim

dördüncü yılında kaçardım

belki kaçarken vururlardı

[*][*][*]

sisler bulvarı´ndan geçmediğim gün

sisler bulvarı öksüz ben öksüzüm

yağmurun altında yalnızım

ağzım elim yüzüm ıslanıyor

tren düdükleri iç içe giriyorlar

aklımı fikrimi çeliyorlar

aksaray´da ışıklar yanıyor

sisler bulvarı ayaklanıyor

artık kalbimi susturamıyorum