İrem Yağcı olayı yeniden gündemde.
Ne olmuştu?
İrem, Kurban Bayramı´nın son günü Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi´ne getirildi.
Teşhis koymakta zorlandılar.
Sonra ne yiyip içtiği soruldu.
Yedikleri arasında mantar da vardı.
´Tamam o zaman mantar zehirlenmesi´ diyip sevk etmenin yolunu aradılar.
Ama göz ardı edilen bir gerçek vardı.
Birincisi İrem ile birlikte mantar yiyen 8 kişi daha vardı.
Onlarda neden bir zehirlenme belirtisi yoktu?
İkincisi ise yapılan 4 tahlilde mantar zehirlenmesini gösteren bir sonuç alınamadı.
ZKÜ Tıp Fakültesi Hastanesi´ne göndermek istediler.
Olmadı.
Tıp Fakültesi ´yerimiz yok´ dedi.
Konuya muhatap isimlerden öğrendiğimize göre yer vardı.
Ancak kimin neye göre ´yerimiz yok´ dediğinin açıklaması yapılmadı.
Bu sefer mantar zehirlenmesi için başka hastaneler aranmaya başlandı.
Uzun uğraşlar sonunda Ankara´da yer bulundu.
´Gönderin´ dediler.
Tam gidecekti ki bu sefer ambulans sorunu çıktı.
Önce şoför bulunamadı.
Gidecek olan ambulansın stepnesi de yoktu.
Bu da yetmedi stepneyi söküp diğer ambulansa takmak istediler.
Sökemediler.
Dakikalar saatler böyle geçti.
Mevcut ambulans Ankara´ya hastane kayıtlarına göre üç, İrem´in yakınlarına göre tam altı saat gecikmeli hareket etti.
Sevk için ´tam donanımlı´ olması gereken ambulansta hekim yoktu.
Acil Tıp teknisyeni olarak görevli kadın 7 aylık hamileydi.
Gerede´de işler tersine gitmeye başladı.
Ambulansta çocuklarının başında evlatlarının son nefesini vermesini izleyen aile, şoförün yanında oturan görevli teknisyene seslendi.
Ambulans durdu ve teknisyen arka tarafa geldi.
Müdahale ederken oldukça acemice ve tedirgindi.
Edebilse de yapabileceği bir şey yoktu.
En yakın hastaneye gittiler.
Oradaki doktor yaşanan ihmali fark etmiş ve ölümü şüpheli bularak Adli Tıp Kurumu´na gidilmesi gerektiğini ifade etmiş.
Bu süreçte Pusula yaşanan ihmaller zincirini hep gündemde tuttu.
Konu TBMM´ye taşındı.
CHP Milletvekili Ali Koçal, Sağlık Bakanı´na bu ölümün nedenlerini ve eksiklikleri sordu.
Bakan yanıt verdi;
´Adli Tıp Raporu gelsin öyle konuşalım´
Adli Tıp Kurumu´nun ön raporu geldi;
"Beyincik kanaması" diyor.
Mantar zehirlenmesine bağlı ya da değil.
Madem beyin kanaması o zaman şunu sormak gerekiyor:
"İrem neden saatlerce mantar zehirlenmesi şüphesiyle sevk için bekletildi?"
Teşhis doğru yapılsaydı o zaman müdahale için sevkine gerek kalmayacak, belkide erken müdahale ile kurtulabilecekti.
En azından bu şans yaratılacaktı.
Şimdi ne olacak?
Sağlık Bakanlığı, Adli Tıp Kurumu´nun raporunu nasıl yorumlayacak?
Rapor elden ele dolaşıyor.
Ancak babaya verilmiyor?
Bunu da anlamış değiliz.
Savcılık soruşturmasından nasıl bir sonuç çıkacak?
Devlet nasıl özür dileyecek?
Yoksa Sağlık Bakanlığı ´Bizim açımızdan soruşturmaya gerek yok´ diyerek yeni bir skandala daha mı imza atacak?


Yanlış iğne

Bir dostumuz hastaneye yorgunluk ve stres şikayetiyle gitmiş.
Doktoru birkaç gün yatak tedavisi gerektiğini söylemiş.
Dostumuz istemeyerekte olsa hastaneye yatmış. Genç bir hemşire gelmiş. İğneyi çakmış.
Dostumuzun bacağında ve ayağında müthiş bir yanma meydana gelmiş.
Deyim yerindeyse sürünerek hemşire odasına kadar gitmiş.
Nezakete bakın ki bağırıp çağırıp hemşireyi ayağına getirmemiş.
Yanmanın iğnenin doğal etkisi olduğu belirtilerek, ´geçer´ denilmiş. Günler geçti. Dostumuz bin pişman. Bir ayağı basmıyor. Meğer hemşire hanım iğneyi sinire çakmış. Şimdi fizik tedavi ile eski sağlığına kavuşturmaya çalışıyorlar.
Pek bir faydası yok.
Adam o kadar iyi niyetli ki yazılsın çizilsin istemiyor.
Bu yüzden o dostu ve hastaneyi şimdilik yazmıyoruz.