Günlerdir şikayet alıyoruz.

Bir o kadar biz de dertliyiz.

Haddinden fazla planlı ve plansız kesintilerden...

Cumartesi, vatandaşların şalterinin attığı gün oldu.

Özellikle son günlerde Terakki Mahallesi ve Soğuksu'da yaşanan bazı yenileme ve tasarruf amaçlı çalışmalar nedeniyle vatandaş mağdur.

Dört gündür elektriksiz kalan yerlerde kamu hizmetleri de verilemez durumda. Soğuksu Giysi Pazarı, Soğuksu Aile Sağlığı Merkezi, Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği ve pek çok işyerini olumsuz etkileyen kesintilerin 4 gündür etti.

Bugün ne olur, bilemiyoruz.

[*] [*] [*] [*]

Onunla da kalmadı.

Mağduriyetin yaşandığı yerlerden biri de lavuar alanında kurulan Şehit Hasan Bilgin Kan Alma Birimi oldu.

[*] [*] [*] [*]

Kar ve kış şartları nedeniyle düşen bağışların sayısını arttırabilmek ve vatandaşa kolaylık sağlamak için kurulan birim, açıldıktan bir hafta sonra elektriksiz kaldı.

Yapılan çağrı ve duyurular üzerine merkeze gelenler kan veremediği için tepkili.

[*] [*] [*] [*]

Arada arayıp bize sallayanlar oldu.

Diyorum ki:

"Kardeşim, bana neden sallıyorsun? BEDAŞ'ı ara, Kızılay'ın Müdürü Selim Alan'ı ara..."

Diyor ki:

"Biz BEDAŞ' ulaşamıyoruz. Siz daha iyi ulaşırsınız."

[*] [*] [*] [*]

Sanırım internetten yaptığımız paylaştığımız haberler etkili olacaktır.

Buradan da devam ediyoruz.

Garip olan başka bir gerçek şu...

Kış ortasında, hava sıcaklığının dip yaptığı bir ortamda planlı kesintiler var.

Ve tam gün yapılıyor.

Okullar felç...

İnsanların evinde bebeği var, hastası var.

[*] [*] [*] [*]

EnerjiSA, "Yatırım yapıyoruz" diye övünebilir, ama önemli olan bu yatırımları insanların en az mağdur olacağı şekilde yapmak, yapabilmek.

Son günlerde yaşanan tüm bu manzaranın altından çıkan isim ise, geçtiğimiz günlerde göreve başlayan BEDAŞ İl Müdürü Onur Altunbaran...

Genel kanı, Müdür Beyin kendisini üst yönetime gösterme çabası...

Kurumlar dertli...

Vatandaş dertli...

Muhtarlar dertli...

Hizmet iyi-güzel de, galiba bir yerde hata var.

Eksik var.

[*] [*] [*] [*]

Başka bir konu da şu...

Pek çok yerde sokak lambalarının sökülmesi...

Muhtarlar diyor ki:

"Tasarruf edeceğiz diye sokak lambası mı sökülür?"

Belki yenileri ile değiştireceklerdir!

O kadar da olumsuz bakmamak lazım!

Değil mi Onur Bey?

[*] [*] [*] [*]

Valla günlerdir bu tepkileri dinlerken aklıma iki isim geldi.

Biri, BEDAŞ, KEDAŞ iken Kenan Köktürk...

İkincisi, özelleştirmeden sonra uzun süre kurumun başında olan Selman Nair...

Nair, önce Hatay'da, sonra Ankara'da görevlendirildi.

Sorundan anında haberdar, ama bir o kadar da vatandaş ve kurumla iç içeydi.

Ekibiyle birlikte bütündü.

Kimi zaman özel çabasıyla, kimi zaman pozitif ilişkileriyle sorunu çözerdi.

Kenti tanır, halden anlardı.

Umarız Onur Bey bunlardan ders çıkarır.

Yoksa vatandaşın şalteri bir atarsa çok arıza çıkar!

[*] [*] [*] [*]

Mesela, yaşanan rezalet bu konularda titiz olduğunu bildiğimiz Güler Sabancı Hanımefendinin kulağına giderse, Allah korusun!

Bir de sloganları var, "Enerjini Koru" diye!

Enerji mi bıraktılar Güler Hanım!

Eren blöf mü yapıyor?

Çatalağzı'nda santralleri bulunan Eren Enerji, bugünlerde "tasarruf politikası" adı altında çalışanların işine son veriyor.

Daha da ileriye gidiyor, 160 MW üretim bandını durduracağını söylüyor.

Diğer taraftan el değiştireceği ifade edilen Eren Enerji'nin meselesi her anlamda herkesi ilgilendiriyor.

Düne kadar her şey yolundaydı.

Ne oldu?

Ne olduğunu elbette en iyi Emir Eren bilir.

Para onun...

Mal onun...

Mülk onun...

İster satar, ister satmaz.

Yalnız bu santrallerin kiri, pası bizim...

Mağduru bu kent...

"Yerli kömürü alacağız" diyerek kandırılmış Zonguldaklılar...

Yerli kömürün alınmasıyla üretim patlamasına inandırılmış, tüm olumsuzluklarına karşın işsizliğin azalacağına inandırılmış Zonguldaklılar...

Ve tüm bunların ötesinde Eren Ailesi'nin el kiri kadar bile değeri olmayan Zonguldak...

Eren Ailesi'nin bir peçete gibi kullanıp attığı Zonguldak...

Ve daha fazlası...

Hangi birini yazalım.

Eren gitse ne olur, gitmese ne olur?

Eren gider, Zeren gelir.

Eren'e çıkmayan son santral izni gelene çıkar.

Bu süreçte kurumdan şeffaf ve samimi bir açıklama yapılmadığı gibi bu işlerin ne gerçek yanı biter, ne dedikodusu...

Ne oldu?

Son santral izni de çıksaydı, bunlar yine de konuşulacak mıydı?

Eren blöf mü yapıyor?

Kime blöf yapıyor?

Kime gerçek söylüyor?

Bu kentin anasını ağlattılar bedduasını aldılar.

Çıksınlar, açıklasınlar.

Öyle kolay gidemezler!

Bizim siyasetçiler...

Siyasetçilere bakıyoruz.

Bir de siyaset yapmak isteyenlere...

Olabilir.

Herkes siyaset yapabilir.

İsteyen, bir partide yükselme yolunu seçebilir.

Ama üzülerek görüyoruz ki vitrinde olanlar kötü.

Olumsuz örnekler var.

Mesele, partilere ve davalara sahip çıkmakla bitmiyor.

Ama bittiğini zannediyorlar.

Yıllardır yaşadığımız deneyimler, siyasetçilerin büyük çoğunluğunun ve siyaset yapmak isteyenlerinin tamamına yakının aslında yanlış yolda olduğu.

Siyasetin olmazsa olmazı, üretmektir.

Olmazsa olmazı, toplumun her kesimiyle barışık olabilmek ve kent adına, ülke adına yumruğunu masaya vurabilmektir.

Olmazsa olmazı, eleştiriye tahammül ve varsa eksiklik halkı ve medyayı ikna edebilmektir.

Bizde böyle örnek siyasetçiler az olduğu için devamında gelenlerin de ne yazık ki çapları hepten düştü.

Bir de bürokrasiden gelenler var ki, Allah bu kente kolaylık versin.

Bu kentin her anlamda iz bırakan siyasetçilerinin sayısı son 30-40 yıl için beşi geçmiyor.

Zonguldak'ta neden her şeyin kötüye gitmeye devam ettiğini görmek için siyasetçilerine iyi bakmak lazım.

Sonra STK'lara...

Ve medyaya!