Sevgili okurlar...

Bu hafta bir değişiklik yapalım.

Biliyorsunuz, bir süredir İstanbul'da yaşıyorum.

Ve buradan size "Kent Yaşamından Tanıklıklar" aktarıyorum.

Bu hafta da sizinle İstanbul'dan bir tanıklık paylaşalım.

Geçen hafta, bayramın son günü Burgazada'yı gezdik.

Sait Faik Abasıyanık Müzesi'ni ziyaret ettik.

Çok beğendim ve sizinle paylaşmak istedim.

Yolunuz düşerse, mutlaka ziyaret edin.

Zaten Üstat, sizi müze girişinde bekliyor(!)

[*] [*] [*] [*]

SAİT FAİK ABASIYANIK KİMDİR?

Amatör bir öykü yazarı olarak, benim de hayli etkilendiğim bir yazardır.

1906 yılında Adapazarı'nda dünyaya gelen Sait Faik Abasıyanık, yaşamını İstanbul'da 11 Mayıs 1954'te yitirdi. Öldüğünde henüz kırk sekiz yaşında olan yazar, bu kısa sayılacak ömründe çok sayıda eser verdi.

İlk ve orta öğreniminin bir kısmını Adapazarı ve İstanbul'da gören yazar, Bursa Erkek Lisesi'nden 1928'de mezun oldu. Bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde eğitimini sürdürdü. Daha sonra ekonomi öğrenimi için İsviçre'ye gitti. Bir süre sonra Fransa'ya geçti. Burada 3 yıl kaldı, Fransa'da Grenoble'da yaşadı. 1933'te İstanbul'a döndü.

Geçimini babasından kalan mirasla sürdürdü. Yaşamını Şişli'de Bulgar Çarşısı'ndaki apartman ve Burgazada'daki köşklerinde annesiyle geçirdi.

1934-1940 arasında Varlık, Ağaç, Servet-i Fünun, Uyanış, Ses, Yeni Ses, Yaprak, Yenilik gibi dergilerde yayınlanan öyküleriyle tanınmaya başladı.

Sait Faik; başlangıçta döneminin Türk öykücülüğünün faklı akımlarından etkilenmekle birlikte kısa sürede kendi tarzını yarattı.

İnsanlığın tüm çelişkilerini, bunalımlarını öyküsünün temeline yerleştirdi. Ona göre her şey insanı sevmekle başlar. İlk dönem ürünü öykü kitaplarında Adapazarı ile İstanbul'daki çocukluk ve ilk gençlik yıllarını anlattı.

Sürekli kullandığı ana tema "yaşama sevinci" oldu. Sıradan insanlar, işsizler, hamallar, balıkçılar, sokak kadınları, kimsesiz çocuklar, Yedikule'deki deri işçileri, sabahçı kahvehaneleri, çımacılar, garsonlar, emekçiler ve küçük burjuvalar onun insanlarıdır. O, bu insanlarda evrensel insanı yakaladı. Aynı zamanda bir İstanbul öykücüsüdür.

Ölümünden sonra Burgazada'daki evi müze haline getirildi. Annesi "Sait Faik Hikaye Ödülü" oluşturdu. Çağdaş edebiyata katkılarından dolayı Amerika'daki Uluslararası Mark Twain Derneği'nin onur üyeliğine seçildi

Kırk sekiz yıllık kısa yaşamına 16 öykü, bir şiir ve üç roman sığdırmış olan Sait Faik, modern Türk hikayeciliğinin öncülerindendir

[*] [*] [*] [*]

ESERLERİ...

Öykü: Semaver, Sarnıç, Şahmerdan, Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi, Havada Bulut, Kumpanya, Havuz Başı, Son Kuşlar, Alemdağ'da Var Bir Yılan, Az Şekerli, Tüneldeki Çocuk, Mahkeme Kapısı, Balıkçının Ölümü, Yaşasın Edebiyat (1977, derleme), Açık Hava Oteli, Müthiş Bir Tren...

Şiir: Şimdi Sevişme Vakti...

Roman: Medar-ı Maişet Motoru, Kayıp Aranıyor, Yaşamak Hırsı...

[*] [*] [*] [*]

MÜZE BİLGİLERİ...

Adres:

Burgazada Mahallesi Çayır Sokak

34975 Burgazada/İstanbul

0216 381 20 60

Ziyaret Saatleri:

Çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi, pazar günleri 10.30-17.00 saatleri arası.

Resmi tatil ve bayramlarda müze ziyarete kapalıdır.

[*] [*] [*] [*]

DARÜŞŞAFAKA VE SAİT FAİK...

Babası veya annesi hayatta olmayan, maddi durumu yetersiz, yetenekli çocuklara eğitimde fırsat eşitliği hakkı tanıyan Darüşşafaka'nın misyonuna gönül verenlerden biri de Sait Faik'tir. Vefatından bir yıl önce, Fatih'te bulunan Darüşşafaka Lisesi'nin düzenlediği bir edebiyat matinesine katılan ve ardından okulu dolaşan usta yazar, gördüklerinden o kadar etkilenir ki, annesi Makbule Abasıyanık'a kitaplarının telif hakkını ve mal varlıklarını Darüşşafaka'ya bağışlamayı önerir. Annesi de 8 Kasım 1954 tarihinde düzenlediği vasiyetnameyle yazarın bu arzusunu yerine getirir.

Darüşşafaka, Sait Faik'in Burgazada'daki köşkünü müze haline getirir.

Yazarın adına her yıl öykü yarışması düzenler.

[*] [*] [*] [*]

Ne kadar çabalasanız da müzeler anlatılamaz. Doğrusu, o ortamı sergilenen objeler eşliğinde beyninizde duyarak yaşamaktır.

Müze bu açıdan, bakımlı, düzgün, eşya ve bilgi anlamında zengin...

Özetle Türk edebiyat tarihi açısından önemli bir müze...

Darüşşafaka da üzerine düşeni yapmış.

İskeleden müzeye çıkarken, ya da dönüşte "Anıt Ağacı" da görün. Yakın zamana kadar bu koca çınarın altındaki oyukta bir kundura tamircisi varmış.

Anıt ağacın hemen arkasında Burgazada Cemevi var. Cemevinin çay bahçesi serin. Adanın en ucuz, ama en iyi çayı sizi bekliyor.

[*] [*] [*] [*]

İstanbul'dan selamlar...