Yıllar bize gösterdi ki, en büyük reklam, hizmettir.

Hizmetin kendisidir.

Doğru hizmetin propagandası da önemlidir.

Ancaaak, olmayan hizmetin reklamı, insanları yanıltır.

Bunları neden paylaşıyoruz?

Alaplı’nın reklam düşkünü bir Belediye Başkanı vardı.

Nevzat Çimenoğlu…

Alaplı Belediyesi’yle ilgili her gün 4-5 tane haber gelirdi.

Her haberde başkanın kararlı duruşu, gülen yüzü dikkat çekiyordu.

Sandık ki, Alaplı’da büyük değişim var.

“Adam çalışıyor” mesajını iyi veriyor gibiydi.

Alaplı’ya yolumuz düştüğünde gördük ki, değişen bir şey yok.

Reklam var, hizmet eh işte!

[*] [*] [*]

Sürekli yapılan şişirme haber servisleriyle Alaplı’nın bütün sorunlarını çözdüğünü zanneden Nevzat Çimenoğlu, seçimlerde cemaat oylarını da kaybedince, sandığa çakıldı.

Yerine CHP’li Nuri Tekin geldi.

Nuri Tekin de çok heyecanlı çıktı.

Heyecanına bir diyecek yok, ama Çimenoğlu’ndan da beter reklam düşkünü çıktı.

Son olarak bakıma alınan şelaleye çıkmış, poz veriyor.

Başkan, şelaleye el atmış.

Hatta yetmemiş, şelaleye çıkmış.

Acı ile tebessüm arası bir de poz vermiş.

Aman aman, ne büyük hizmet!

Nuri Tekin veya bu işleri kim yapıyorsa, henüz üçüncü ayda bu işlerin b…nu çıkarmış durumdalar.

[*] [*] [*]

Sadece Nuri Tekin mi?

Ereğli Belediye Başkanı Hüseyin Uysal…

Sağa selam verdi, haber.

Sola selam verdi, haber.

Elini havaya kaldırdı, haber.

Henüz hiçbir icraatı olmadan bu kadar haber olabilen bir Belediye Başkanı herhalde başka yerde yoktur.

[*] [*] [*]

Örnekler çok fazla.

Bazı belediye başkanları, propaganda ve reklam amaçlı haberleri hizmet olarak algılıyor.

O kadar haber ve fotoğrafla icraatı olmuş zannediyor.

Şahsen biz bazı belediye başkanlarının hiçbir somut icraat yapmadan yaptırdıkları haberlerden bıktık.

Hatta bazı haberleri de yayınlamıyoruz.

Varsa gerçekçi bir hizmet, bir çalışmayı anlatan haber, gönderin, yer verelim.

Ama eften-püften meselelerle sayfaları işgal etmeyin.

Yapın adam gibi hizmeti, ondan sonra zaten o haberler nasıl olsa yapılır.

[*] [*] [*]

Bazı belediye başkanları da, tüm bunların üzerine bir de yüzsüzlük yapıyor.

Efendim neymiş:

“Pusula’da neden haberi çıkmıyormuş?”

Yahu arkadaş, sen ne zaman gerçekçi bir iş yaptın da haberin çıkmadı.

Sen hizmet yapmadan pohpohlanmak istiyorsun.

Zaten basın bürolarından gelen haberlerle sayfaları dolduran arkadaşlar var.

Boş ver, sana onlar yeter!

[*] [*] [*]

Tüm bunların yanında bir de yaptığını bile anlatamayan belediyeler vardır.

Onlar iki lafı bir araya getirip yapılan güzel hizmetleri bile anlatamaz.

Onları da biliyoruz.

Sonuç olarak, işini yapan, reklamını kararında yapsın.

Ama hiç kimse unutmasın, gerçek reklam, gerçekçi ve çözüm odaklı hizmetlerle olur.

Kimsenin kendisini haber yaptırıp, fotoğraf makinalarının önünde kasılmasına gerek yok.

Doğru hizmet er veya geç zaten adrese ulaşır.

[*] [*] [*]

Bakmayın siz o reklam kokan fotoğraflara…

Söylemlere, büyük laflara…

Zonguldak’ın ve ilçelerin her köşesi hizmet fakiri…

Partisi ne olursa olsun tüm belediye başkanlarının reklamdan önce yapmaları gereken bir iş var.

Hizmet… Hizmet… Hizmet…

Memleket; hizmete, şeffaflığa, samimiyete aç.

Komik, trajikomik olmaya gerek yok.

Siz hizmeti yapın, halk reklamınızı fazlasıyla yapar.

Osman Ak’ın mesajı…

Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü’ne atanan Osman Ak, merkeze alınan Emniyet Müdürü Metin Seyfi Sazak ve birim amirleri tarafından karşılandı. Ardından makamına geçen Ak, 15 dakika sonra Sazak ile birlikte tekrar dışarı çıktı. Ak, polislerle vedalaşan Sazak´ı aracına kadar getirdikten sonra çiçek vererek uğurladı. Gazetecilerin duygu ve düşüncelerini sorduğu Ak, kısa, ama çok anlamlı bir yorumda bulundu.

"Arkadaşlar, ben memleketime geldim. Buradayım. Görüşeceğiz" dedi.

Ankara eski Emniyet Müdür Yardımcısı olan Ak, 15 yıldır aktif görevde bulunmuyordu. Metin Seyfi Sazak’a, “güle güle”, Osman Ak’a “hoş geldin” diyoruz.

Yakın geçmişte yaşananları unutmamakta yarar var.

Umarız, Zonguldak’ın asayiş ve huzuru için, Emniyet personelinin huzuru ve çalışma barışının sağlanması için en iyisi olur.

Ak’ın, hiçbir ensesi kalının değil, halkın ve haklının polisi olacağına inanıyoruz.

Çekip gidenler…

Bazen hangimiz çıkıp gitmek istemiyoruz bu kentten?

Ruhumuzda derin izler bırakacağını bilerek de olsa, hangimiz vurup kapıyı gitmek istemiyoruz?

Kimi zaman alışkanlıklar engel oluyor.

Kimi zaman duygusal bağlar.

Kimi zaman aşklar.

Eşler.

Evlatlar.

Analar-babalar engel oluyor kimi zaman.

Kimi zaman da kader…

Kendi kaderimiz.

Kentin kaderi.

İşin, ekmeğin kaderi...

Bu güzel kentten göç devam ediyor.

İsteyerek de olsa, istemeden de olsa göç devam ediyor.

Beceriksiz siyasiler, beceriksiz belediyelerin sayesinde bu kentten insanlar hızla göçmeye devam ediyor.

Geride anılar bırakarak.

Zorla göçe zorlanıyor bu kentin insanları…

Gidenleri dinliyoruz.

Pek çoğu daha mutlu…

Yüzlerine renk gelmiş.

Yeni bir umuda bağlanmışlar.