Arkadaşımız Nermin Akkaya, Ak Parti Milletvekili Polat Türkmen´e teşvik konusunu sordu.
CHP Milletvekili Ali Koçal´ın bence son derece yerinde olan öneri ve eleştirilerini hatırlattı.
Aldığı yanıtları habere dönüştürdük.
Sonra ortalık karıştı.
Polat Bey gönderdiği açıklamada anlatım sırasında belki heyecanından, belki doğallığından olacak; kullandığı cümle için "kastı aştı" dedi.
Yani oradaki yaklaşımının gereksiz olduğunu kabul etti.
Cevap hakkını kullandık.
Ancak Cumartesi günü tam tersini söylemiş.
Halkın Sesi´ne konuşmuş.
"Kesinlikle böyle bir şey söylemedim" demiş.
Bu durumda ses kaydını internet sitemizden yayınladık.
İsteyenlere, inanmak istemeyenlere tavsiyemiz ses kaydını dinlemeleri.
Polat Bey de dinleyebilir.
Polat Bey açıklama yaparken bir gaf daha yapmış.
Bu sefer muhatap Zonguldak basını.
"Ben Zonguldak gazetelerini okumuyorum" demiş.
Yine yanlış konuşmuş.
Bunu tüm gazeteci arkadaşlarıma ve basın kuruluşlarına yapılmış bir hakaret sayarım.
Madem öyle, o zaman Polat Bey siyaseti Ankara gazeteleri ile yapacak!
Allah aşkına Zonguldak gazetelerini okumayan, Ankara´da nasıl Zonguldak politikası yapacak?
Bazıları; "Polat Bey´in neden Zonguldak adına politikada bekleneni veremediği belli olur" diyebilir.
Ama ben demeyeceğim.
Çünkü o zaman bazı konulardaki çabalarına da haksızlık yapmış olurum.


[*] [*] [*]


Polat Bey´e tavsiyem; sorunlu konularda, devamında ne olacağını düşünmeden konuşmak yerine önce bir değerlendirme yapması.


Osman Yayla´yı kutluyorum


Zaman zaman CHP´yi eleştirmekten geri kalmam.
Bazen tatlı serzenişler alırım.
Bazen tebrikler.
Biz gazeteciler için sanırım en önemlisi ve güzeli bu karşı karşıya gelmelere rağmen hoşgörüyü koruyabilmektir.
CHP İl Başkanı Osman Yayla, sosyal bir sorunu gündeme getirdi.
Artan hırsızlık olaylarına dikkat çekti.
Bu olayların polisiye, sosyal ve işsizlik boyutlarına girdi.
Aslında bu ulusal bir sorun.
Zonguldak, son yıllarda günübirlik "hırsızlık turları" gerçekleştirilen illerden biri.
Bir girişi var.
Bir çıkışı.
Ama ona rağmen kaçıyorlar.
Ve mağdur insanların sayısı artıyor.
Nedenleri tartışılmalı.
Neler yapılabilir tartışılmalı.
Bu sorunu gündeme getirdiği için Sayın Yayla´yı tebrik ediyorum.
Biz, destek vermeye hazırız.


Devlet Adamı olmanın özellikleri!


Bazı insanlar özeldir. Onlar adaleti uygulamakla görevlendirilmişlerdir.
Makamların kendilerine sunduğu yetkileri herkese eşit uygulamak, onlar için ahlaki bir zorunluluktur.
Makamların verdiği yetkilerin sınırlarını, kişilerle olan ilişkilerine göre esnetmemelidirler. Yani kural neyse onu uygulamak zorundadırlar.
Kişilerle "sorun" olarak gördükleri durumlar karşısında bile kuralları herkese eşit uygulayabilen insanlar, saygı duyulması gereken insanlardır.
Gerçek devlet adamı onlardır.
Devlet adamının tasviri kimsenin şahsi çıkarına göre de çizilemez.
Çizilmemeli.
Ancak herkes devlet adamı olmanın ağırlığını taşıyamaz.
Etrafımız da canlı örnekler var. Bu tipler kendi gibi düşünmeyenleri devletin yetkileriyle cezalandırma yoluna gidecek kadar basitleşebilirler.
Kanunlardaki boşluklar her zaman iyi bir mazeret olarak gösterilebilir.
Boşluklar, uygulayıcıların şahsi düşüncelerine göre doldurulabilir.
İyi devlet adamı hep övgüleri değil, yergileri de duymaya cesareti olan adamdır.
İyi devlet adamı olmak için üst üste görevlere atanmak yeterli değildir.
Siyasi konjektör içinde tercih nedenleri ve gerekçeleri alt üst olmuş bir devlette yaşıyoruz. Etrafımız, "Arkası olan göreve gelir" mantığını ispat edercesine canlı örneklerle dolu.
Görevlerini yapamayanlar kadar, makamlarını keyfi uygulamalara kalkan yapanlar iyi devlet adamı değildir.
Kötü devlet adamlarıdır bunlar.
Bu tarz adamlar her zaman kendilerine taraftar bulabilirler. İşleri güçleri terazi oyunudur! Makamlara tutunmak için onların tarzıdır bu.