Havadar bir yerde oturmuş kara kara düşünürken buldum onu.
&[#]8220;Hayrola?&[#]8221; dedim.
&[#]8220;Neyin var senin&[#]8221;
Anlamsız baktı bana.
&[#]8220;Bir şey yok&[#]8221; dedi.
&[#]8220;Karamsar gördüm seni. İyi şeyler düşünmediğin yüzünden belli&[#]8221; diye üsteledim.
Dostlarım ile dertleşmeyi severim.
Hani belki bir yararım dokunur.
Rahatlamalarına fırsat veririm diye.
Tekrar sordum.
&[#]8220;Ne sıkıntın var. Anlat bakalım.&[#]8221;
&[#]8220;Anlatsam da bir yararı yok&[#]8221; dedi.
&[#]8220;Anlat hele. Kim bilir belki sana yardımcı olurum.&[#]8221;
&[#]8220;Hiç sanmam. Sıkıntım öyle tahmin ettiğin gibi değil.&[#]8221;
&[#]8220;Elbette tahmin edemem. Senin anlatman gerek.&[#]8221;
Yanından biraz yer açtı bana.
&[#]8220;Otur anlatayım. Madem bu kadar merak ettin&[#]8221; dedi.
&[#]8220;Elbette merak edeceğim. Biz dostuz&[#]8221; dedim.
Alçak sesle anlatmaya başladı.
&[#]8220;Yeni fark ettim. Benim içimde bana benzemeyen biri daha var&[#]8221; diye söze başladı.
&[#]8220;İkide birde, bana hayatım boyunca hiç yapmadığım işleri yapmamı söylüyor.&[#]8221;
&[#]8220;O nasıl şey?&[#]8221; diye sordum.
&[#]8220;Nasıl olduğunu anlayamıyorum. Anlasam işi çözeceğim. Sürekli dürtüyor beni. Şimdiye dek yaptıklarını at bir kenara diyor. Biraz katı ol, kır dök, acımasız ol diyor. Senin kurtuluşun bunda diyor. Anlayamadım gitti.&[#]8221;
Meraklandım.
&[#]8220;Senin neden kurtulman gerekiyor ki?&[#]8221; diye sordum.
&[#]8220;Ben de bilmiyorum. Düzenli bir yaşamım var biliyorsun. Hiç kimse ile bir sorunum yok. Kıt kanaat da olsa geçinip gidiyorum. Borcum yok. Alacağım yok. Kimsenin malında mülkünde de gözüm yok. Çoluk çocukla da aram iyi. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın demiyorum ama, bazı konulara da kafa yoruyorum. İçimdeki öteki ben, bir tuhaf etkiliyor beni.&[#]8221;
Sözünü kestim.
&[#]8220;Biz de seni öyle biliriz. Senin ile arkadaş olmaktan kıvanç da duyarız. İçinde olduğunu söylediğin öteki sen, ne zaman ortaya çıkıp baskı kurdu?&[#]8221;
&[#]8220;Bir iki ay oldu herhalde. Sabah işe giderken kulağıma bir ses çalındı. Enayi dedi bana. Enayi, millet tosur tosur uyurken sen sabahın köründe işe gidiyorsun. Eline ne geçiyor bir kuru maaştan başka. Al işte servisini kaçırınca işe gidebilmek için cebinde bir otobüs parası bile yok. Cebinde para olsa ne yazar. O para ile akşama eve ekmek alacaksın. Senin cebinde bir kredi kartın bile yok. Mahalle bakkalına boyun eğiyorsun, yarım kalıp peynir, iki yumurta için. Bir markete gidip şöyle bir araba dolusu mal alabiliyor musun enayiler kralı? diyor. İş arkadaşlarıma bakıyorum, çoğu kart sahibi. Bir yerden alıyorlar, öteki yerin borcunu kapatıyorlar. Arada bir birbirlerine kefil oluyorlar. Biri ödeme yapmayınca ötekilerde sıkıntıya düşüyor. Bunları görüyorum. Ancak içimdeki ses, sen onlara aldırma iyi yapıyorlar. Bir günün beyliği beyliktir. Sende onlar gibi ol diyor.&[#]8221;
Anlatmayı kesti.
Benden bir sigara istedi. Çıkardım verdim, birde kendim yaktım.
&[#]8220;Yahu sen sigara içmezdin&[#]8221; dedim.
&[#]8220;Evet içmezdim. Daha doğrusu içemezdim. Şimdi başladım işte. Şu içimdeki öteki ben yaptırıyor bunu bana&[#]8221; dedi kestirip attı.
Daha birçok şeyler anlattı.
Fırsatlar eşitliğinden yararlanamadığını söyledi. İçindeki öteki kişiliğinin haklı olup olmadığını sordu bana.
&[#]8220;Valla bu günün koşullarında ikinci kişiliğin biraz haklı gibi geliyor bana. Özeniyorsun. Senin ilk benliğindeki doğruluk geçmişte kaldı. Ya kendini koruyup ilkelerin doğrultusunda yaşamaya devam edeceksin, ya da çoğunluğa uyacaksın. Anladın mı?&[#]8221; dedim.
&[#]8220;Çoğunluk öyle mi yapıyor?&[#]8221; diye sordu.
&[#]8220;Koşullar zorunlu olarak çoğunluğu o şekilde yaşamaya mahkûm etti&[#]8221; yanıtını verdim.
Bilmem doğru mu söyledim?