Bir günde yaşayışım değişti. Kalbimin zayıflığı yüzünden böbreklerim suyu tahliye edemediğinden su vücudumda toplanmış. Dört günde doksan beş kilodan yüz yedi kiloya çıkınca, muhalefetime rağmen kızım Berran Aydan eve Kardiyolog bir doktor beyi getirdi. Hepsi bir ağızdan iki-üç günlüğüne hastanede yatmamın şart olduğuna beni ikna ettiler. Tuzağa düşmüştüm. Hastaneye gider gitmez, beni yoğun bakıma karga tulumba yatırıverdiler. Burnum dahil vücudumun her yerine hortumlar döşediler. Yatakta kıpırdadığım vakit omzumdan, sırtımdan ince ince hortumlar sallanıp duruyor.


Rahat evimden, ben nerelere gelmiştim. Çar naçar kaderime razı oldum.


Yemekler tuzsuz olduğundan neşem büsbütün kaçtı. Saatler geçmek bilmiyordu. Çaresiz kalınca sabır için zikire başladım. Oku oku bitmez! Dakikalar saat oldu. Gece başka bir alem. Gelen tanıdık doktorlar beni teselli ediyorlardı. Bir kulağımdan girip diğer kulağımdan çıkıyordu. Böyle iki gün, iki gece geçirdim.


Son gecemde, huy bu ya, etrafı gözlemeye başladım. Biraz yakınımda Devrekli orta yaşlı bir köylü kadını, onun yanında madenden emekli koyu bir laz, ortalığa doğru muhabbet ediyorlardı. Devrekli köylü kadını Almanya&[#]8217;da yaşamış. Alamanya&[#]8217;yı anlatıyor. Laz madencinin de Amerika&[#]8217;da akrabaları varmış. İkisi de birbirine hava atıyor. Madenci &[#]8220;Ben Amerika&[#]8217;da Bastın&[#]8217;dayken&[#]8221; diye anlatıyor. Devrekli kadın &[#]8220;Bu kafayı yemiş&[#]8221; diyor. &[#]8220;Amerika&[#]8217;da Bartın ne arar?&[#]8221; diyor. Madenci &[#]8220;Bartın değil, Bostun&[#]8221; diyor&[#]8230;


Köylü kadını &[#]8220;Amerika&[#]8217;da bastona varıncaya kadar Devrek&[#]8217;te baston çok&[#]8221; diyor.


[*][*][*]
Devrekli kadın hemşire hanımlara &[#]8220;Ne olur, birazcuk duz veriy bağa. Yemek yutamayom&[#]8221;. Hemşire hanımlar &[#]8220;Katiyen olmaz&[#]8221; diye reddedince &[#]8220;Sizin yapduyuzu gevur bile yapmaya&[#]8221; deyince hemşire hanım hışımla &[#]8220;Sen ne diyorsun?&[#]8221; diye onun üzerine yürüdü. &[#]8220;Ben gevurdan aşağı mıyım&[#]8221; deyince ben ara yere girdim.


&[#]8220;Hemşire hanım. Bu Almanya&[#]8217;da hastanede yatmış. Orada yemeklerin tuzu varmış. Bu ondan size böyle dedi. Kusuruna bakmayın&[#]8221; Hemşire hanım uzaklaşınca kadın bana; &[#]8220;Lay bağa bak. Sağa deyom. Seniy kılıcıy keskin gibi. Duz bul bağa ne olusuy&[#]8221; Ben &[#]8220;Kurallara riayet et. Ben bile tuzsuz yiyorum. &[#]8216;&[#]8216;Yarabbi şükür&[#]8217;&[#]8217; demesini bilmiyorsun. Ondan hiç rahat değilsin&[#]8221; diye söylendim.
[*][*][*]
Gece yarısı saklı olan cep telefonları fora çıktı. Benden başka herkesin cep telefonu varmış. Köylü vatandaşlar ilk önce hısım akrabaya selamdan başlıyorlar. Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden isim saya saya öpüyorlar. Damdaki ineğine varıncaya kadar haberleri alıyorlar. Konuşacakları bitince, sil baştan aynı şeyi tekrarlıyorlar.


[*][*][*]
Laz Madenci&[#]8217;nin dört-beş tane bilek saati varmış. Hastanede de saati yokmuş. Telefonda karşısındakine saatlerin markasıyla nerede olduklarını, hangi saati getireceğini, kimin getireceğini, ne zaman getireceğini, getirdiği vakit yoğun bakımda kime verileceğini uzun uzun anlattı. Saat geçen kelimeleri saydım.


Tam yirmi yedi tane oldu.


Konuşma bitince, &[#]8220;Çavuş yahu. Hepsini isteseydin de bir tanesini alıverseydin. Anlatmak için bu kadar yorulmazdın&[#]8221; dedim.
[*][*][*]
Anlatılacak çok şeyler var ama bu kadarı kafi. Allah kimseyi çaresiz hastalıklar ile imtihan etmesin.


Hepinize sağlık ve afiyet dilerim.



Bu arada hastaneye ve evimize gelerek geçmiş olsun dileğinde bulunan büyük küçük tüm dostlarımıza da ayrıca teşekkür ederim.