Zonguldak´tan doğru bazı şeyleri göremiyoruz.
Yaygın basının köşe yazarlar car car bağırıyor!
İki türlü bağıranlar var.
İki kutuplu bağıranlar var.
Bir de idare edenler var.
Onun da ötesinde aslında çok bağırmadıkları için yazıları, sözleri fazla dikkate alınmayanlar.
Anadolu´da ki gazeteciler olarak kentsel ve bölgesel sorunlarla uğraşırken bazı şeyleri atlıyoruz.
İşte gündemdeki konular.
CHP´de İl Kongre süreci devam ediyor.
Osman Yayla- İdris Şahin çekişmesi artıyor.
Yeni Emniyet Müdürü Coşkun hayal görevine başladı.
500 yataklı hastane için yer bulundu.
Kent Konseyi Logosu belirlendi.
Festival Komitesi toplandı.
Zonguldak´ta Çinli işçilerin sayısı artıyor.
Lavuar Alanı&[#]8217;nda düzenleme yapılacak.
Kepenk kapatan esnaf sayısı artıyor.
Gündem çok. Devam ediyoruz.
Kızılay Başkanlığına seçilen Nihat Aygün´e kutlamalar devam ediyor
Yurt içi uçuşların başlayıp başlamayacağı belli değil.
Almanya´ya uçuşlar haftada dörde çıkacak.
Zonguldak Başsavcısı Hüseyin Özbakır´ın da dinlendiği ortaya çıktı.
TTK Genel Müdürü Zonguldak Limanı&[#]8217;nın kiralanabileceğini açıkladı.
Ak Parti İl Başkanı Hamdi Uçar muhalefeti eleştirdi.
Maden işçileri Tekel işçisine destek için Ankara´ya gitti.
Zonguldak gündemi bunun gibi konularla işgal.
Oysa Zonguldak´ta Türkiye´nin bir parçası.
Cumhuriyet´in ilk kenti.
Ama herkes işine bakıyor.
İşine bakarken ülkenin gidişatına da bakanlar vardır herhalde.
Son olarak yargıda son birkaç yıldır yapılan hazırlıkların ardından yaşanan çatışma ciddi anlamda rahatsızlık verici.
´Türk gibi´ sözünden yola çıkarak ´Türk gibi´ davranan siyasi mekanizmaların biriktirdiği sorunlar yüzünden ülke ciddi ciddi uçuruma sürükleniyor.
Böyle bir durumda ´her şey çok iyi, her şey yolunda demek´ pek akıl karı değil.
LE MONDE´da çıkan Guillaume Perrier imzalı Türkiye analizi çok önemli.
Perrier; "Üçüncü Dünya Savaşı, Turkiye´den çıkabilir" diyor.
Gerekçelerini de tüm yanlarıyla analiz ediyor.
Şöyle diyor; "Türkiye, son ve büyük bir hesaplaşmaya doğru gidiyor.
Bu ülke korkulduğu gibi ırka ya da dine dayalı bir bölünme yaşamadı.
Daha korkunç ve daha temel bir bölünmeye gidiyor.
Cumhuriyet boyunca süren &[#]8216;kültürel bölünme.&[#]8217;
Bu artık iyice keskinleşti."
Ülkede yaşananlar karşısında Zonguldak bütün bu gelişmelere duyarsız.
Siyasetçilerin keyfi ve çıkar çatışmaları devam ederken olan halka oluyor.
Partilerin organları genel başkanlarına biat etmekle meşgul.
Herkes genel başkanı gibi düşünmeye devam ettiği sürece halkın iradesini kılıf yapan liderler şımardıkça şımaracaktır.
Lidere teslim olan örgütler aklını başına almalı.
Onurlu ve dik durmalılar.
Genel Başkanları´nın yanlışlarına dur diyebilmek için istifa etmeleri onlara bir şey kaybettirmez.
Üç gün koltukta oturma sevdalarını bir tarafa bırakıp yanlışa yanlış diyebilmeliler.
Lütfen artık birileri çıkıp; "Benim Genel Başkanımın yoğurdu siyah" deme cesaretini göstersin.
İdeolojisi ve siyaseti insan olmaktan öte kendi gibi düşünmeyenleri ötekileştirmek olan zihniyetlere prim verenler de genel başkanları kadar sorumlu ve günahkar değil midir?
Bu durumda ülkeye yapabilecekleri tek iyilik istifa olur.
Ülke bu durumdayken Zonguldak´ta hizmet kavgası yapmanın politika üretmenin pek bir anlamı yok.
Köşe yazılarımızda şu siyasetçiden, bu yatırımdan bahsetmenin de pek bir anlamı yok.
Liderler seçim istemiyor.
Anadolu isterse toplu istifalarla ülkeyi seçime götürebilir.
Manzara utanç verici.
Ülkede bunlar olurken.
Zonguldak bir şey yokmuş gibi davranamaz.