Bu seçim dönemine,
En çok tartışılan mesele,
Hizmet gelir mi, gelmez mi?..
Yani iktidar partisinden bir adayı seçerseniz hizmet gelir.
Muhalefetten seçerseniz gelmez.
Tartışmaların,
Bu eksende devam ettiğini görüyoruz.
Bu tartışmaların minvalinde,
Zonguldak Merkez’de, “Zonguldak’ta ki yatırımları TOKİ yaptı’ siyaseti doğdu.
Ben hayatımda,
Böyle saçma bir şey duymadım.
Zonguldak’ta bir muhalefet türü var ki,
Kanserden farksız.
Adam istiyor ki belediyeye verdiği çöp vergisi ile sahil projesi yapılsın.
Ödediği su faturası ile Elmas Park yapılsın.
Fevkani o yöntem ile yıkılsın.
İnatla,
Bu paraların,
Kendi cebinden çıkmasını istiyor.
Ama kendi cebinden çıkan para da bunları yapmaya yetmiyor ki!
Zonguldak Belediyesi’nin tahsilatları ile,
İşçi maaşları bile ödenemiyor.
Hal böyle ya!
O zaman TOKİ’de yapmasın muhabbetine geliyor.
Şehrine bu kadar düşman insanlar olamaz.
Tabi onlar da haklılar.
Yaz aylarında Zonguldak’ta değiller ki!
Yazlıklara gidiyorlar.
Mis gibi her yer.
Eski Zonguldak’ta ise,
Garibanlar yaşasın istiyorlar.
TOKİ yaptı.
Ömer Selim Alan yaptı tartışmaları yersiz.
Keza cümle baştan yanlış.
Doğrusu ise şöyle, “Ömer Selim Alan isteyemese TOKİ’de yapmazdı”.
Talep etme meselesi var.
Koparıp alma meselesi var.
Bunlar kişisel meziyetler.
Ömer Selim Alan sadece Merkeze değil.
Kilimli’ye,
Kozlu’ya da koparıp alıyor.
İşte Zonguldak siyaseti böyle.
Bir yandan Zonguldak-Kozlu arası raylı taşımacılık vaat eden Ömer Selim Alan var.
Bir yanda ise Mercimek Çorbası satacağız diyen Tahsin Erdem var.
Tahsin Erdem’in Valilik Sosyal Yardımlaşma Vakfı’ndan da haberi yok.
O fakir dediği insanların kapısına,
Her gün sıcak yemek bırakılıyor.
Hem de ücretsiz.
* * * * * * * * *
Yine yukarıdaki yazının paralelinde gitmek gerekirse.
Devrek Belediyesi,
Biliyorsunuz CHP’de.
Çetin Bozkurt’un yönetiminde.
Şimdilerde,
Çetin Bozkurt vaatler veriyor ama,
Devrek’te acaba kendisine,
Köprüyü soran var mı?
Selde yıkılan,
Devrek’in iki yakasını bağlayan köprüyü,
Çetin Bozkurt yapamadı.
İhalesine bile çıkamadı.
Kim yapıyor?
Zonguldak İl Özel İdaresi…
Bakın bu köprü,
Devrek şehir merkezinde.
Özel İdare’nin yetki alanında bile değil.
Şimdi,
Belediye öz kaynakları ile bu köprü yapılmalıydı diyen CHP’liler el kaldırsın!
Öyle ya!
Zonguldak’ta devlet yapınca yaygara kopsun,
Devrek’te devlet yapınca sus pus olunsun.
Biraz gerçekçi olunsun.
Biraz samimi olunsun.
Özcan Ulupınar Devrek’e hizmet ve yatırım getirir.
Milletvekilliği dönemini de sayarsak,
Ankara’da bir ağırlığı var tabi.
Devrek’te,
Meydanı sök, tak ile hizmet var denemez.
Neyse!
Ulupınar Devrek’e iyi gelir.
Ama Celal olanı değil.
Cemal yüzlü olanı…
* * ** * * * * * * *
Hayat böyle.
Zamanı durduramıyoruz ne yazık ki.
Allah sağlık verdi.
Almanya Dinslaken’de başlayan ömrüm,
Bugün 33. Yılına erişti.
Eş dost sağ olsun aradı.
Herkese çok teşekkür ederim.
32. yaş bir eşik gibi.
33 daha sert bir yaş geldi bana.
Miniklere şimdilerde,
‘Batuhan Amca’ diye tanıştırıyorlar beni.
Garibime gitmeye başladı.
Yaşarsak falan,
‘Batuhan Dede’ diyecekler.
Hiç Batuhan diye dede olur mu?
Tabi yeni yaş kutlaması ile birlikte,
Peşine hemen yapıştırıyorlar, “Ne zaman evleneceksin” diye.
İnsanları aynı evde yabancı biri ile yaşamaya nasıl ikna ettiler bilmiyorum.
İnsanları sabah sekizde mesai vermeye de nasıl ikna ettiklerini anlamıyorum.
Ben böyle deyince tembel diyorlar.
Ama Acun Ilıcalı da aynısını diyor.
“Çalışanlarım 11’de gelip erken çıkabilirler’ diyor.
Demek ki bir sözün geçerliliği,
Cebindeki paraya göre değişiyor.
Neyse!
Bugün benim doğum günüm.
Eskiden partilerdik bugünleri.
Bir hafta ayrı ayrı arkadaşlarla.
Şimdilerde olgunlaştık sanırım.
Pasta bile kesmedim.
Yolun yarısına iki kaldı.
Cahit Sıtkı ile bitireyim.
*
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
*
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
*
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
*
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
*
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
*
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
*
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.