Gelik Belediye Başkanı Burhan Sezgin, AK Parti’den aday gösterilmeyince, hemen CHP’ye gitti!
Ve CHP Parti Meclisi, kendisini anında Gelik’ten aday gösterdi!
CHP Gelik Belediye Başkan Aday Adayı Kamil Cengiz, Burhan Sezgin’in CHP’den aday gösterilmesinin ardından şu açıklamayı yaptı:
"10 saat önce görüşmüştük. Bana 'namus, şeref sözü' dedi. 'CHP’den aday değilim' dedi. İl Başkanı Devrim Dural’a sordum, o da aynı cevabı verdi. 10 saatte ne değişti? Kime soruyorsam, herkes topu başkasına atıyor. Ben, sözünün eri insanlara inanırım. Ben, aday adaylığı için başvuru yaparak para yatırdım. Ama Burhan Sezgin’den para dahi almadılar. Büyük adamlardan para alınmıyormuş, onu da gördük. Bunlar kıvırıyorlar. Hepsine sesleniyorum: Önce adam olun. CHP’nin neden yüzde 25’i geçmediği işte ortada. Bakalım, para gücüyle seçim alacaklar mı göreceğiz?"
Siyaset için, koltuk için, makam için, çıkar için, "namus, şeref" sözleri kullanmak doğru değil!
Böyle olunca, Kamil Cengiz, o can alıcı soruyu sorar:
“10 saat önce 'namus, şeref' sözü verip, sonra tam aksi yönde bir karar vermek namussuzluk, şerefsizlik değil midir?”
Aslında, CHP Gelik Belediye Başkan Aday Adayı Kamil Cengiz’in şu sözü her şeyi özetliyor...
“CHP’nin neden yüzde 25’i geçmediği işte ortada!”
Atalarımız, “Ağlayanın malı, gülene yaramaz!” demiş!
Bakalım, ağlayanın "mal"ı, "gülen"e yarayacak mı?
"Mal" kim, "gülen" kim, onu da seçim sonucunu alınca söyleyeceğiz!
Kötü ahlaklı kadın!
Erkeklerden para alarak, karşılığında onların cinsel zevklerine hizmet eden, bu işi meslek edinmiş olan kadınlar var!
Bir de, para karşılığı olsun-olmasın birçok erkekle düşüp-kalkan, kolay elde edilen, kötü ahlaklı kadınlar var!
Bu kadınlardan Zonguldak’ta da var!
Hatta, bu kadınlardan, çalıştıkları kurumların müdürleriyle ilişkisi olanlar da var!
Bu kadınlar, müdürlerinden para almıyorlar!
Onların gücünden yararlanıyorlar!
Onların kanatları altında mutlu oluyorlar!
Yani ilişkileri çıkar üzerine dayalı!
Bu kadınları da, başta tarifini yaptığımız kadınlar sınıfına koyabiliriz!
Bu kadınları, en zayıf anlarında kollarsınız!
Ama bir güçlünün altında kendilerine yer bulduklarında seslerinin ne denli yüksek çıktığını duyarsınız!
Müdürleri değişir, bunlar değişmez!
Yeni müdürün kanatları altında kendilerine yer bulurlar!
Aslında bunlara acımayacaksınız!
“Acıma yetime...” atasözü de bu yüzden söylenmiştir!
Biz, bu saçları değirmende ağartmadık
Yaş, 53...
Saçlarımız ağardı.
10-15 senedir arkadaşlarım, “Saçlarını boyatalım” diyorlar.
Oysa ben, saçlarımın beyazlamasını o kadar çok istedim ki...
Ben, saçımı boyatmam.
Dökülse, ektirmem.
Olduğum gibi görünmeyi severim.
Hormonlu insanların, hormonlu davranışlarından nefret ederim.
Mesela, iş insanımızın, siyasetçi mi?
Siyasetçi misin, iş insanı mı?
Kimsenin tercihine karışacak halimiz yok.
Ama iş dünyasında edinemediği itibarı, siyasetle edinmeye çalışanlara irite oluyorum.
Kimsenin adam yerine koymadığı biri, aday bulamayan bir partiden gidip aday oluyor!
Ya da sırf parası olduğu için aday gösterilenler oluyor!
Seçilme şansı yok!
“Seçilemezsem, kaybettiririm” diyor!
Kötü niyetle iyi murada erilir mi?
Bir de bu karakterler bir çatı altında buluşuyor!
Tencere-kapak misali!
Üç harfli şeyle kenef gibi!
Bunlar, bizim bildiğimiz Zonguldaklılardan da değil!
Bunların yarısı Zonguldaklı, yarısı değil!
Biz, bu saçları değirmende ağartmadık.
Altı kardeşin en küçüğü benim.
Ve saçları beyaz olan da bir tek benim.
Bu durumu soranlara, “Zonguldak’ta, erkeklerden para alarak, karşılığında onların cinsel zevklerine hizmet eden, bu işi meslek edinmiş olan kadınların çocuklarıyla uğraştığım için saçlarım beyazladı” diyorum.
Saçlarımın beyazlamasının yukarıda yazdığım konuyla ilgisi yoktur.
Öyle kendi kendime, bugünkü köşemi doldurmaya çalışıyorum.