Dün memurların bir günlük iş bırakma eylemi vardı.



Yani grev.



Geçmiş yıllara oranla başarılı oldu sayılır.



Ancak memurların bir kısmı işe gitmeyi tercih etti.



Bu süreçte gözler Memur-Sen´de.



Eğer Memur-Sen eğer diğer sendikalar gibi söylemlerini gerçekten icraata dökebilse tüm çalışanların direncini daha da artıracak.



Dünkü katılımları da çok cılızdı.



Memur sendikaları ideolojik ve siyasi kulvarlarındaki farklı yollara rağmen zamlar konusunda keşke daha dik bir duruş gösterebilseler.



Çünkü her şeye zam gelen ülkede çalışanların alım gücünün hızla azaldığı görülüyor.



Böyle dönemlerde en kolay yol farklı iş kollarında çalışanları karşı karşıya getirmek.



Çalışanla iş bulup çalışamayanı,



işçi ile memuru,



kamu da çalışanlarla özelde çalışanı,



asgari ücretli çalışanlarla, iki üç katı maaşa çalışanları bu ülkede karşı karşıya getirmek yönetim modeli haline geldi.



Dünde böyle oldu.



Memurlar yürürken, diğerleri burun kıvırdı.



Esnaf burun kıvırdı.



Oysa çalışanların alım gücünün daha yüksek olduğu bir ülkede esnaf daha fazla iş yapar, istihdam alanları çoğalır.



Siyaset sistemini yönetenler toplumun olaylara bu tarafından bakmasını istemez.



Çünkü o zaman güç olur.



O gücün önünü engellemek kolay olmaz.



Ama önce sendikaların, o sendikalara bağlı çalışanların daha cesur olmayı öğrenmesi gerekiyor.



Kimsenin ülke, devlet sevgisinden şüphe yok.



Ama iş eyleme katılım olunca ödlek çok.



Çünkü fişlenme korkusu var.



Tüm çalışanların ve sendikaların siyasi hesapları bir tarafa bırakıp önce şunu sorması gerekiyordu.



Türkiye, ekonomisi bu kadar hızlı büyüyen bir ülkeyse neden çalışanlara yüzde 3.5 layık görülüyor.



Tüpe, elektriğe, doğalgaza, ulaşıma zamlar peş peşe gelirken nasıl oluyor da asgari ücret ayaklar altında sürünüyor?



Çin´de dünyanın süper gücü ama insanlar açlıktan ölüyor.



Memur sendikalarının yapacağı en doğru iş gerçeklerin, siyaset yapma özlemlerinin altında ezilmesine karşı çıkmak olmalı.



Yoksa bütün memur sendikaları siyasi partilerin il başkanlıklarına döner.



Memur-Sen´den açmıştık konuyu.



KESK, Kamu-Sen ve Kamu-İş´in de Memur-Sen gibi ilk yapmaları gereken sendikacılığın özüne dönmeleri.



O zaman sokağa çıktıklarında daha çok muhatap alınırlar.



O zaman birbirlerini hançerlemek için farklı siyasi partilerin emrine girmemiş olurlar.



O zaman esnafın ve işsizlerin desteğini alabilirler.



O zaman alanlara çıktıklarında, daha fazla üyeyi arkalarında görebilirler.



Daha inandırıcı olurlar.



Daha dik durabilirler.



Siyasilerin; "Bu paranın yarısına çalışacak milyonlarca genç var" sözleriyle hedef olmamış olurlar.







CHP´nin kadın kolları



Bir partinin olmazsa olmazıdır kadın kolları.



Ancak CHP´de pek hükmü kalmamış.



Yönetim zafiyeti yaşayan partinin kadın kolları devre dışı kalmış.



Ne eskisi var ne yenisi.



Son olarak Yüksel Yayla ismi önerilmiş.



İddiaya göre Milletvekili Ali İhsan Köktürk kanalıyla Yayla´nın olması engellenmiş.



Onun yerine başka bir isim var.



Yüksel Hanım´a iddiaları sordum.



Kırgın ve üzgün.



Ama partisine sırt çevirme gibi bir niyeti yok.



Yüksel Yayla´nın olamamış olması keşke CHP´deki sorunu çözüyor olsa.



O zaman bir bildikleri varmış demek kolay olurdu.



Olan CHP´ye oluyor.





Teşvik ve Ankara



Zonguldak´ın teşvik mağduriyeti konusunda Ak Parti Milletvekillerine yönelik tepkiler devam ediyor.



Ancak bu işleri oturup etraflıca konuşamıyoruz.



Medya olmasa zaten hem gündeme gelmeyecek hem de bu kadar tartışılmayacaktı.



Olay gerçekten bir mağduriyet mi değimli tartışmalarının ötesine geçmemiz şart.



İnisiyatif kullanması gerekenlerin bir araya gelip ortak bir tavır koyması gerekir.



Bizde konuşan çok tünelden öte geçebilen pek yok.



İnternet olmasa azdıklarımızı Milletvekilleri de duymayacaktı.



Kusur varsa herkesin.



Kusurlu arayacağımıza yarına bakalım.



Ankara´ya çıkarma yapalım.





CHP &8211; Haberal- Furat



CHP´de kongre dönemi beklendiğinden de sancılı geçiyor.



Tutuklu Milletvekili Mehmet Haberal´ın damadı Cevdet Uğurlu´nun Milletvekili´ne vekaleten gelişmeleri yakından izlemesi, müdahil olması eleştiriliyor.



Ve hep;



"CHP´yi MHP´liler mi şekillendirecek?" deniliyor.



Bunu diyenlerin kendilerini birkaç dakikalığına kast ettikleri MHP´lilerin yerine koyması ve seçim sürecinden bugüne geçen zamanı hatırlaması gerekiyor.



Seçimde herkesten fazla koşturan aynı MHP´liler değil miydi?



Siz aynı durumda olsanız müdahale eder misiniz, etmez misiniz?



Sizlerin konuşup görüştüğü aynı MHP´liler değil miydi?



Bu konuda bir hesabı olanların hesap sorması gereken birisi varsa, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu.



Halil Furat isminin öne çıkmasına gelince.



Furat, yıllardır gösterdiği sabrın sonunda bugün alternatif oldu.



Keşke CHP´yi çok daha iyi temsil edecek başka bir isim olsaydı.



Furat´la CHP kademe atlayamaz.



Furat´a karşı çıkan muhalefet o simi bulsun, delegeleri bölsün ve seçimi alsın.