Bu hafta, beş sene okuyabildiğim meşhur Mekteb-i Sultaniye (Galatasaray Lisesi)&[#]8217;ndeki hatıralarımdan bazılarını yazacağım.


Geçen hafta, okul arkadaşlarımdan bir mektup aldım. Okuldaki yaramazlıklarımızı yazıp göndermemi; diğer arkadaşlarımdan da gelecek hatıralarla birlikte derlenerek bir kitap bastıracaklarını bildirdiler.


Mecburen, en &[#]8220;masumane&[#]8221; yaramazlık hatıralarımdan ikisini göndereyim dedim.


İşte bunlardan ilki:


[*][*][*]


KARDAN MÜDÜR


7. sınıfta daimi okul öğrencisiydim.(Yani hafta sonları da okulda yatılı kalıyordum). Sanırım 1948-49 kışı olacak. Cumartesiyi pazara bağlayan bir gece yarısı, uyuyamayan üç- beş yaramaz arkadaş, dışarıda lapa lapa yağan kara özenip, çıkıp oynamaya karar verdik. Sessizce bahçeye çıktık. Diz boyuna yükselmiş olan karda biraz kartopu oynadık. Sonra, okulun ön bahçesindeki basket potasının orada, büyük bir kardan adam yapmaya başladık. Kar lapa lapa yağıyor&[#]8230; Arkadaşlardan bir tanesi, fısıltı halinde &[#]8220;Yolda Müdür Bey var&[#]8221; dedi.


Bizler ter duman içinde, kardan adamı yükseltmeye çalışırken, &[#]8220;Hadi lan&[#]8230; Bu saatte şişko müdür yatağında yellenmektedir&[#]8221; dedik. Bir tanemiz gene &[#]8220;Ama bize bakıyor&[#]8221; dedi. Böyle deyince, hepimiz yola döndük. Heybetli Müdürümüz Behçet Güçer Bey, yağan lapa lapa kardan hakiki bir kardan adam olmuş, bizi seyretmekte&[#]8230; Donduk kaldık.


&[#]8220;Veletler, peşimden gelin bakalım&[#]8230;&[#]8221; dedi. Arkasından tek sıra halinde okula girdik. Nöbetçi &[#]8220;Titrek&[#]8221; Necati Bey&[#]8217;i ve hademeyi uyandırdı. &[#]8220;Necati Bey, bunları yarın saat dokuzda makamıma getir&[#]8221; dedi. Ve gitti.


Muavin &[#]8220;Titrek&[#]8221; Necati Bey, sakin tabiatlı, kibar bir adamdı. İzci olduğumdan benim de Oymak Bey&[#]8217;imdi. Yarışmalarda da başarılı olduğumdan gözdesiydim. Bizi dövmedi. Sadece &[#]8220;Yandınız çocuklar&[#]8230; Yarın dokuzda benim yanıma gelin&[#]8221; dedi. Biz kös kös yatakhaneye döndük. Uyumak ne mümkün. Çeşit çeşit senaryolar tahmin ederek, konuşarak sabahı zor ettik. İlk aklımıza gelen, Behçet Bey&[#]8217;in meşhur dayağıydı.(Hâlbuki bunun aslı yokmuş)


Okuldan bizi atacaklarını veya tart cezası vereceklerini tahmin ediyorduk. Saat dokuza doğru, cesetlerimiz &[#]8220;Titrek&[#]8221; Necati Bey&[#]8217;in önüne dizilmişti. Saat dokuz olunca, Necati Bey, &[#]8220;Müdür Bey çağırmazsa, sizi gönderemem&[#]8221; dedi. Bu arada, korku ve heyecandan hiç durmadan çişimiz geliyordu. Saat ona doğru, Necati Bey&[#]8217;in telefonu çaldı, okuldaki lojmanından Müdür Bey arıyordu. Heyecandan kalbimiz küt küt&[#]8230; Necati Bey konuştu ve telefonu kapattı. Bizi &[#]8220;Hadi geçmiş olsun. Müdür Bey dedi ki; &[#]8216;bir daha yaramazlık yapmasınlar, bana da şişko demesinler&[#]8217; dedi.&[#]8221; diyerek bıraktı.


Ve bizim ceza almadan gitmemize izin verildi.


[*][*][*]


HOCA&[#]8217;NIN BAŞINDAKİ KARGALAR&[#]8230;


Diğer bir okul hatıram da şöyle:


Okulumuzun kilise tarafında belki bin yaşında olan bir çınar ağacı vardır. Nasıl olduysa, bir gün, üç-dört kafadar arkadaş gün batımına yakın çınarın altında, kuytu bir köşede gizlice sigara içtik, gır gır yapıyorduk. O tarafta duvarın arkasında Recai Cin Hocanın lojmanı vardı. Evinin okul bahçesine açılan kapısından aniden Recai Hoca çıkıverdi. Yanımızdan geçerken bizi fark etti ve enseledi. &[#]8220;Bu saatte burada ne yapıyorsunuz? Cigara mı içiyorsunuz? Yaktım çıranızı&[#]8221; dedi.


Recai Hoca, Türk Dil Kurumu üyesiydi ve bizim de Türkçe öğretmenimizdi. Hepimizi tanıdı. Cebinden not defterini ve kalemini çıkardı, sınıfımızı, numaralarımızı kaydetmeye başladı. Derken, çınar ağacına her akşam şamata yapmaya gelen yüzlerce karga, çınarın dallarını doldurdular. Hemen pislemeye başladılar.


Biz öğrenciler duvarın dibinde, saçak altındaydık. Recai Bey ise açıkta, tam ağacın altındaydı. Sağanak gibi karga pislikleri Recai Bey&[#]8217;i tepeden aşağı buladı, üstü- başı, not defteri berbat oldu.


Çocuk değil miyiz, ne kadar engellemeye çalışsak, kıkırdıyoruz. Recai Bey, &[#]8220;Sizi cezalandırmayacağım, defolun&[#]8230; Ama kimseye anlatmayın, anlatırsanız sizi yakarım&[#]8221; dedi.


Kendisi lojmanına döndü.


Daha sonraki günlerde, Recai Bey&[#]8217;in derslerinde dışarıda kargalar &[#]8220;gak- gak&[#]8221; diye bağırken, elimizde olmadan, bizleri bir gülme alıyordu. Bütün sınıf da gülmemize katılırdı. Sınıfta &[#]8220;Karga Metin&[#]8221; lakaplı bir arkadaşımız vardı. O da kendisine güldüğümüzü zannedip, dersten sonra bize küfrederdi. Ona kendisine gülmediğimizi anlatamazdık.


Her zaman çok ciddi olan Recai Bey, yine böyle bir dersinde, Ömer Seyfettin&[#]8217;in &[#]8220;Diyet&[#]8221; hikâyesini anlattı ve sonra bizimle olan karga macerasını sınıfa aktardı. &[#]8220;Oh be kurtuldum&[#]8221; dedi. Kahkahalar sınıfta çınladı.


Hey gidi günler&[#]8230; Yaşarken kıymetini bilemedim.


[*][*][*]


Bugün okullar açılıyor, yeni bir öğretim yılı başlıyor.


Tüm öğrencilerin derslerinde başarılı olmalarını dua ederim.