Fener&[#]8217;deki binamızın limana bakan tarafında Ataman&[#]8217;ların da binası var. Aramızdaki uzaklık yaklaşık otuz metre. Bu binanın kiremit çatısından bir metre yükselen baca var. Bu baca duman bacası değil. Üzerinde mutfak ve tuvalet havalandırmaları için altı adet melon şapka gibi ufak toprak künkler var. Künklerin üstü kapalı. Yanlarında baca zeminine kadar inen bir karış kadar üç parmak eninde açıklıklar var. Kenarlara sıralanmış, künklerin ortasındaki düz zeminde ancak büyük dosya kağıdı kadar bir yer. Kızım Berran&[#]8217;ın çektiği fotoğraflarda yer belli oluyor.
[*] [*] [*]
Üç ay önce bacanın ortasındaki düz yere martılar çer-çöp taşıyarak hamak şeklinde bir kuluçka yatağı yaptı. Anne martı burada iki yumurtasının üzerine çöktü. Anne martı günde bir kere kalkıp uçuyor, yerine baba martı yatıyor. Baba acemi, çok zorlanıyor. O arada yumurtaları görebiliyoruz. Anne beş-on dakika uçtuktan sonra dönüyor. Kuluçkaya yatıyor. Yumurtalarını hemen altına yerleştiriyor. Arada bir (her zaman değil) yumurtalarını gagasıyla çeviriyor.
Baba ne bulduysa gagasına aldığı yiyeceği eşinin açtığı ağzına bırakıyor. Fırsat bulunca da bacanın bir kenarında ayakta heykel gibi duruyor. Geceleri muhakkak nöbetçi. Gündüz bazen martı arkadaşları geliyorlar. Çatıya, diğer bacalara konup bir muhabbet ediyorlar ki seyri bir âlem. Önceden bu bacalara ve çatıya kargalar konardı. Martılar sahiplenince gelemediler. Eşim anlattı. Bir karga bacanın etrafında uçmuş, erkek martı kovalamış bu karganın da arkadaşları erkek martıya hücum etmişler. Erkek ve anne martının imdat çığlıklarına civarda ne kadar martı varsa filo halinde gelip kargaları püskürtmüşler.
Eşim, ben, kardeşim Erdal, kızlarım Berran ve Reyhan sanki kuluçkaya biz yattık. Hele Berran martıların her pozunu resimliyor. Yağmur, fırtına, anne kuluçkada, baba ayakta. Doğum yaklaştı. Öbür martılar sıkça gelmeye başladılar. Çok bağrışıyorlar.
Nihayet dört hafta geçti. Reyhan bir civciv görmüş, sonra biz hiç civciv görmedik. Civcivler künklerin havalandırma yarıklarından bacanın dibine düştüler. Kıyamet koptu. Anne yuvasını darmadağın etti. Geceler ve gündüzler annenin yası, babanın feryatları, dostlarının ağlaşmaları ile geçti. Aradan yirmi gün geçti. Anne ve baba gene bacanın üstüne gelip yas tutuyorlar.
Martılar, görünmeyen kaya içlerinde yuva yaparlardı. İnağzı kayalıkları dururken Fener Mahallesi&[#]8217;nde yuva yapmanın cezasını çektiler. Her halde yavrularına doğum yeri İnağzı değil de Fener Mahallesi yazılması için geldilerdi.
Bizleri de üzüntüye gark ettiler. Sizi de üzdümse özür dilerim.
Sağlıkta ve huzurda olmanızı dua ederim.
[*] [*] [*]
Su gelir aka aka.
Taşları yıka yıka.
Saçlarım ak pak olacak.
Bekar dilberlere baka baka.
[*] [*] [*]
Pazarda köylülerimiz sizi bekliyor.
Fiyatlar kelepir.
Süt, dağ çileği, dut, semiz otu, yerli dalbastı kiraz (kurdunu ayıkla da ye). Maydanoz, mis kokulu taze mısır unu, bakla, araka.