Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Zonguldak Belediye Başkan Adayı, MHP Merkez İlçe eski Başkanı Gürkan Gülay konuşmuş.


Demiş ki:


“Eğer Sayın Köksal Toptan’a ilimizin sorunlarını gerektiği gibi getirebilseler, şehir adına Köksal Toptan’dan talepte bulunabilseler, sürekli takip içinde olsalar, bence Zonguldak çok büyük yatırımlar alabilirdi.


Ama bu konuda Sayın Toptan’dan yeterince faydalanamadıklarını düşünüyorum.


Çünkü, AK Parti’nin Zonguldak’taki yerel yöneticileri, Zonguldak’a hizmetten daha ziyade kendilerine hizmet etmek çabasında oldular.”


Vayyyy be!


Ne müthiş bir saptama!



Sonra şöyle devam ediyor:


“Zonguldak halkına şunu söylemek istiyorum: Zonguldak’ın; Zonguldaklı siyasetçilere, Zonguldak için kalbi atan siyasetçilere ihtiyacı var.


İnşallah bundan sonraki süreçlerde böyle siyasetçileri seçeriz de, Zonguldak da hizmet gören iller kervanına katılmış olur.”


Sorun çözüldü.


Zonguldak’ın bu kadar geri kalmasının nedeni anlaşıldı.


“Sorunları Köksal Toptan’a gerektiği gibi götüremeyen AK Partili yöneticiler.”


Gülay’ın söylediklerine kısmen katılmamak mümkün değil.


Ancakkkk, Gürkan Gülay, Toptan ile ilgili söylediklerine gerçekten inanıyor mu acaba?


Cevabın, “Hayır” olduğunu büyük çoğunluk tahmin ediyordur.


Kaldı ki, bu saptamadan sonra Gürkan Gülay’ı, AK Parti İl Başkanlığı’na da çok yakıştıran olur.


Yakışır!



İşte durum böyle olunca, iki kelam etmek farz oluyor.


Siyasette var olmak isteyen, iz bırakmak isteyenlere de küpe olur belki.


Seçim döneminde CHP Adayı Muharrem Akdemir’i siyaseten incitmemek için elinden geleni yapan bir izlenim ortaya koyan Gürkan Gülay, Akdemir’e seçim kazandırarak başarılı oldu.


Şimdi de gazetelere haber olabilmek adına, birilerinin adına Toptan’ı korumaya çalışıyor.


Çünkü içinde bozkurt var.


Siyaset yapması gerekir.


Duramıyor.


Bunu yaparken de komik oluyor.


Farkında değil.


Toptan, kendisini savunabilecek siyasi deneyim ve tecrübeye sahip.


Gülay’ın avukatlığına da ihtiyacı yok.



Sorun şurada:


Zonguldak’ın genç, cesur, ama samimi siyasetçilere ihtiyacı var.


Lafla değil; ürettikleriyle, paylaştıklarıyla halkla kaynaşacak siyasetçilere ihtiyacı var.


Olayları doğru zamanda, doğru şekilde halk adına sorgulayacak siyasetçilere ihtiyacı var.


Kuvvetli fikir ve kararlı duruşuyla istikrar gösterecek siyasetçilere ihtiyacı var.


Gülay, siyasette hızla tırmanmak istiyor, ancak bu kafayla tırmanamaz.


Tırmansa da, sağlıklı olmaz.


Tırmansa da, düşüşü hızlı olur.


Çünkü bunları anlamıyor, görmüyor, görmek istemiyor.


Veya hepsini görüyor, ama uygulama zayıf.


Bu nedenle de seçim döneminde yakaladığı siyasi sempatiyi hızla kaybediyor.


Ne yapalım?


Kendisi bilir…



Zonguldak’ın sorunlarına gelince...


Kurumlar, kişiler, sivil toplum kuruluşları, şahsi işleri olmadığı sürece hizmet için kavga etmiyor.


Geçen de paylaştık, iktidar partili milletvekilleri ve il-ilçe yöneticileri keşke hizmet için kavga edebilselerdi.


Sadece AK Partililer mi?


Ya bürokratlar?


Valiler?


Belediye başkanları?


Ticaret ve Sanayi Odaları?


Sendikalar?


Yüzde 90’ı şahsi beklentileri için gösterdikleri kavga etme, karşı durabilme cesaretini bu kentin ortak sorunlarına çözüm için gösteremedi.



Bürokratlar, valiler, emir eri gibi davrandı.


Karşı duruş gösteren bürokratlar, cezalandırılmak istendi.


Sindirildi.


Korkutuldu.


Belediye başkanları, üç kuruşluk iş gördürmek için el-etek öper duruma getirildi.


Sivil toplum kuruluşlarının başında olanlar, o makamları iyi ilişkiler kurabilmek adına kullandı.



Muhalif politikacılar tutarsız, bilinçsiz ve göstermelik politika yaptı.


Tırt çıktılar.


İş kaldı medyaya…


Belki eksik kaldı, belki fazla oldu, ama Allah aşkına bir bakın hepsine…


Kaç tanesi medyanın gösterdiği cesareti gösterdi?


Büyük çoğunluğu medyanın arkasına saklandı.


Konuşanların bir kısmı da, o makamları şahsi ve ticari işlerinin pazarlık masası olarak kullandı.


Büyük çoğunluğu, “Gazeteciler kötü olsun, ben niye olayım?” mantığıyla hareket etti.


Bazıları medyaya verdiği demeci, siyasetçi karşısında yalanladı.


“Efendim, bu gazetecilerin işidir” diyerek korkak davrandı.


Kimisi, medyadan salladığı kişilerle karşılaştığında yavşadı.


Zonguldak’ın hemen hemen her sorununda bizler bunları yaşadık.


Yaşamaya devam ediyoruz.


Yalan mı?



Biz siyasetteki bu samimiyetsiz tablodan sıkıldık.


Bu tembellikten, bu bahanecilikten sıkıldık.


Kurumlardaki, sivil toplum kuruluşlarındaki, bürokrasideki bu samimiyetsiz tablodan sıkıldık.


Başka çare yok.


Bu kent, kaybetmeye devam edecek.