Ne zaman &[#]8216;Filyos Projesi&[#]8217;ni duysak; &[#]8220;Baydı artık&[#]8221; diye bakıyoruz.

Bu masalı duymaktan bıkmış insanlar olarak haksız sayılmayız.

Görünen o ki Filyos&[#]8217;un her ne kadar doğal haliyle kalması gerekse de bu böyle olmayacak.

Bu güzelim vadi ve çevresindeki araziler eninde sonunda büyük bir kent olacak.

Kulislerde Filyos&[#]8217;la ilgili dönen somut gelişmeler bu yönde.

Bu seferkiler her zamankinden daha ciddi.

Bizler yılların alışagelmiş bıkkınlığından olsa gerek pek inanmasak, inanmak istemesek de bu sefer durum ciddi görünüyor.

Bizzat Başbakan Erdoğan tarafından dillendirildiği açık şekilde bilinen Filyos Projesi&[#]8217;nin liman bölümünde ihale hazırlıkları yapılıyor.

Liman ihalesinin yapıldığı gün panik, inşaatına başlandığı gün curcuna başlayacak.

Filyos ve Saltukova bölgesinde 100 kişilik bir şehirleşmeye doğru adım adım ilerliyoruz.

Başlangıç ne kadar ötelenmiş olsa da bu kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

Bölgede planlı bir yerleşim ve kentleşme için önceki Vali Erdal Ata&[#]8217;nın çok net sözleri vardı.

Filyos ve Saltukova&[#]8217;nın yeni yatırım, istihdam ve yerleşim bölgesi olması beraberinde rant veya yatırım yarışını da getirecek.

Planlı bir sanayileşmenin yanında planlı bir kentleşme sağlamak ne kadar mümkün olacak onu bilemiyoruz ancak yine Ankara kaynaklı haberlere göre TOKİ&[#]8217;nin planlı bir yerleşke için çalışma yapacak.

Yani yeni bir Zonguldak yaratmamak için tedbir baştan alınacak.

Saltukova Belediye Başkanı Adil Düzlü ve Filyos Belediye Başkanı Ömer Ünal&[#]8217;a çok iş düşüyor.

Diğer yandan imkânı, parası olanlar bu bölgelerde arsa yatırımı yapabilir.

Bu bölgede oturan, ikamet eden, arazisi olan vatandaş ise satabilir veya bekleyebilir.

Bu bölgedeki arazilerin değeri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&[#]8217;ın açıklayacağı kararla birlikte şimdikinin 500 katına çıkabilir.

Yatırım düşünenler için riske değer.

Buralara çoktan kenardan kenardan yanaşarak arazi toplamaya başlayanlar zaten var.

İmkanı olan alsın, arsası olan değerini bilsin.

Eli kulağında.

Filyos patlamak üzere.

Bunu herkes bilsin.

Eski siyasetçileri bazen çok arıyoruz&[#]8230;

Siyasette gençleşme, yenilik, dinamizm derken bazen eski siyasetçileri çok arıyoruz.

Bir siyasetçinin, milletvekilinin sokağın dilinden anlaması gerekiyor.

Bu dili anlamayanların bir tarafları hep eksik kalıyor.

Ne kadar çaba harcasalar da onlarda eksik olan şeyler hemen göze çarpıyor.

Özgüveni yüksek, cesareti adaletini büyük kadar olan siyasetçileri bazen özlüyoruz.

Bu kentte ne politikacılar geldi, ne politikacılar geçti.

İyi izler bırakanlar oldu, izini belli edecek bir şey yapamadan gidenler oldu.

Dönüp baktığımızda onlardaki duruşu bazen çok arıyoruz.

Onların bir kısmı Zonguldak&[#]8217;a istedikleri büyük hizmetleri yapamamış olabilirler ancak bıraktıkları izler hala yol gösterici.

Toplum mühendisliğini iyi kavrayarak siyasette gerçekten önemli izler, duruş, güven ve dostluk bırakanlara teşekkür ediyoruz.

Karadon cinayeti!

Karadon&[#]8217;da 2010 17 Mayıs&[#]8217;ında yaşanan grizu cinayetinin üzerinden 2 yıl geçti.

O günlerde gün gün grizunun hangi ihmaller serisi sonunda yaşandığını yazmıştık.

Aylar sonra açıklanan bilirkişi raporu Pusula&[#]8217;nın yazdıklarını tek tek doğruluyordu.

Grizu hiç olmaması gereken bir yerde olmuştu.

Çünkü ihmaller çok büyüktü.

Olay baştan sona skandaldı.

Hala da öyle.

Kurum içindeki laçkalığın, laubaliliğin sonunda yaşanan bu cinayeti hafife almak günahtır.

&[#]8220;Olanla ölmüşe çare yok&[#]8221; diyerek yaşananları küçümsemek aynı laubaliliğin devam edebileceğini ortaya koyuyor.

Ama olan ölene ve geride kalan yakınlarına oluyor.

Gencecik yaşta maden şehidi olanların ana babalarına, eş ve çocuklarına oluyor.

Yetimlerine oluyor.

Onu bir kez daha gördük.

&[#]8220;TTK bir grizuda 263 işçisini kaybetti&[#]8221; diyerek 30 maden işçisinin yaşamındaki ihmali hafife alanlar kendi evlatlarını düşünsün lütfen.

Karadon olayı göz göre göre gelen cinayetten başka bir şey değildi.

Bu cinayeti politize etmeden sadece gerçeği görmemiz gerekiyordu.

Ama olmadı.

Gerçekler kayboldu, politik zorbalıklar ağır bastı.

Cinayete ortak olanlara gelince;

Hukuk onları aklayabilir ama vicdanlarında nasıl aklanacaklar?