Dünkü manşet haberimizde ve köşemde 12 yaşındaki İrem Yağcı´nın ölümüyle sonuçlanan ihmal ve hatalar zincirlerini hatırlatmıştık.
İrem Yağcı öldü.
Ailesi şikayetçi.
Amacımız benzer olayların yeniden tekrar yaşanmaması.
Kimsenin çocuğunu kaybetmemesi.
Hele hele benzer bir şekilde hiç kaybetmemesi.
Geçtiğimiz günlerde yaşanan bu olayı gündeme taşıdık.
Çünkü sağlık sisteminin tıkandığı yerler var.
Kişilerden öte sistemle alakalı bir durum.
Dünkü haber ve yorumların ardından farklı yorumlar geliyor.
İnternet sitemize ve posta kutuma gelen yazılara baktığımda bazen üzülüyorum.
Yazımın sonunda bir birleriyle sürekli çatışan sendikaların asıl bu işleri tartışmaları gerektiği yönünde önerileri vardı.
Otursunlar ve hangi hastanede ne eksik diye bunları dile getirsinler.
Haber ve yorumların altında şahsi kasıt olduğunu düşünenler fena halde yanılıyor.
İrem Yağcı´nın ölüme gidişinde yaşanan ihmal ve hatalar zincirinin halkaları arasında benimde dostlarım, arkadaşlarım var.
İsteyen kırılabilir.
İsteyen gücenebilir.
Hani kalpten falan gideceksem elbet bir ambulans gönderen çıkar.
Göndermezlerse de kendileri bilirler.
Kimsenin hizmet aşkını söndürmek gibi bir çaba içinde değiliz.
İnandığımız ve gördüklerimizi paylaşıyoruz.
Bu nedenle yorum yapanların da en az bizim kadar dikkatli olmaları gerekiyor.
12 yaşında bir kız çocuğu var.
Ve bu kızın ölüm yolunda gerek aileden gerekse kurumlar arası iletişim eksikliğinden kaynaklanan sorunlar var.
En çok sorulması ve yanıtlanması gereken soru ise; mantardan zehirlenenlere neden müdahalede yeterli imkanlarımızın olmayışıdır.
Haber ve yorumların altında bir birleriyle kavga eden farklı sendika üyelerinin bir de böyle bakmaları gerekir.
Bir ambulans 2-2.5 saat stepne ve diğer yazışmalar nedeniyle geç geldiyse bunların hesabının sorulması gerekir.
Kimseyi asın falan demiyoruz.
Hepsini görevden alın falan demiyoruz.
Ancak konunun muhatapları toplanmalı ve bir iç değerlendirme yapmalı.
O gün ne oldu saat saat önlerine koyarak nerelerde aksama yaşandı bunlar çıkarılmalı.
Bunları konuşmak tartışmak ve yüzleşmek yerine işi sendikalar arası çekişmeye getirirseniz yarın sizin çocuğunuz da benzer bir hatalar zincirinin kurbanı olabilir.
Siz toplanamıyorsanız biz sizi toplarız!


Kişiler mi - parti mi?


Siyasette kişiler partilerin önüne geçecek
Sokak konuşmalarımızda siyasi parti olgusundan öte siyasetçi ve bireysel temsile sahip isimlerin desteklenmesi yönünde kıpırdanmalar görüyorum.
İlk genel seçimlere kadar bu olgu ne kadar yerleşecek bilemiyorum. Ancak bunlar olumlu gelişmeler. Seçme tercihlerimizi bir gözden geçirmemiz gerekiyor. Aktif siyasette ve siyaset dışında bulunan birkaç isim öne çıkanlar arasında. Sandıkta tercih nedenlerimizi gözden geçirmeye başlayalım.
Seçim çok uzakta değil.


İşadamının ´Fuhuş´ tespiti


Bir iş adamı dostumuzun müthiş tespitine tanık olduk dün.
Yurt dışı bağlantıları ve ticari hareketliliği yakından takip eden iş adamımız Türkiye´de fuhuş yapmak için gelen Ukrayna ve Rusyalı kadınların sayısının çok azaldığını ve yakında pezoların Rus bulamayacağını söyledi.
Moldavya ve çevre ülkelerden gelenlerin de bir gün artık gelmekten vazgeçeceklerini söyledi.
Nedenini ise; "Onlar ekonomilerini düzeltiyorlar. Rus kadınlar artık neden gelsin. Bizimkinin tam tersi. Bizim pezolar başka ülkelere açılmak zorunda" şeklinde açıkladı.
Başka bir tespitte bulunarak noktayı koydu;
"Bir kaç yıla kalmaz bizimkiler bu ülkelere çalışmaya gidecekler."


Siyaset&[#]8230; Siyaset...


Bütün siyasileri gözden geçiriyor izliyoruz.
Kimi karnından, kimi ağzından, kimi yüreğinden, kimi de kıçından konuşuyor.
Arada beyninden konuşanlar da var.
Üretenler de var.
Sonuca gelince.
Zonguldak hak ettiği şekilde yönetilemiyor.
Çünkü birbirini anlama çabası yok.
Saygı yok.
Sevgi yalandan yere.
Kıskançlık kafalarına kadar.
Küçümseme alışkanlığı gelenekselleşmiş.
Onlar olmazsa Zonguldak olmaz mübarek!
Bu çatışma ve çabalar içinde önemli bir adım atamayız.
Büyük adımlar hiç atamayız.
Siyaset alışkanlığımızı değiştirmek geliştirmek zorundayız.
Siyasetçiler artık bu gerçekten kaçamazlar.
Kaçtıkları sürece yanılırlar.
Belki onlar bir yerlere gelirler ama halk kaybeder.
Siyasetçinin hamurunda kişilik problemi olmamalı.
Düzeyli, araştırmacı, bilgili, yenilikçi ve demokrat siyasiler istiyoruz.
Toplum artık seçerken dikkatli olmalı.
Gerekirse oy vermemeli.