Efendim, Zonguldak'ta hiç mi iyi şeyler olmuyormuş?

Hiç mi doğru dürüst bürokrat, belediye başkanı, siyasetçi yokmuş?

Görevini yapan bir bürokrat için, "Aferin, ne güzel çalışıyor" diye yazmak haber değil ki! Köpeğin insanı ısırması gibi!

Oysa biz, köpeği ısıran insanları haber yapıyoruz!

Gazetecilikte yalakalığın da bir sınırı olmalı.

Gazetecilik, eleştirisel bir bakış açısı gerektirir.

Mutlaka güzel olayları da yazmak lazım...

Ama 20 yıl önce kentten ayrılan biri, geri döndüğünde aynı şehri buluyorsa, bu şehirde iyi bir şey olmamıştır ki!

Biz, "Bu şehir nasıl bu hale geldi?" diye sormalıyız.

Ve "Neden bir şeyler yapılmıyor?" demeliyiz.

Vali paşa, çok yaşa!

Vekil paşa, çok yaşa!

İl başkanı, çok yaşa!

Başkan paşa, çok yaşa!

Merkez ilçe başkanı, çok yaşa!

İşadamı, çok yaşa!

Bu memleket benim yüzümden mi geri gitti?

Ben mi çaldım bu TTK'yı yıllardır?

Demirini, bakırını, direğini, hurdasını kim aldı?

Kim göz yumdu bu hırsızlara?

"Kömür" diye dağlar talan edilirken neredeydiniz?

Sahile çöpü kim döktürdü?

Sahile dökülen şisti kim çaldı?

Kim peşkeş çekti kentin en güzel yerlerini bir avuç azınlığa?

Aman efendim, vali bey çok iyi!

Aman efendim, milletvekili ondan daha iyi!

Bakanlarımız onlardan iyi!

İyi de, bu şehri niye b.k götürüyor o zaman?

Çünkü biz bu şehrin hırsızlarını hep birlikte seyrettik.

Hep birlikte alkışladık!

Onlar çaldı, biz sesimizi çıkartmadık.

Yaptıkları işi doğru sandılar, daha çok çaldılar.

Arsız güçlü olunca, başımızdan aşağı ettiler!

Efendim, çalmışlar, ama yatırım yapmışlar!

Yatırımlarını da Zonguldak'a yapmışlar!

Keşke çalmasalardı da, yatırım da yapmasalardı.

Zonguldak bir köy olarak kalsaydı.

Yemin ediyorum, o zaman bu şehri yeniden imar etmek daha kolaydı.

Beni irite eden şey, bu kentin hırsızlarının, devletin her kademesinde itibar görmesi...

Üstelik valiler, emniyet müdürleri, milletvekilleri bu hırsızlara çanak tutuyor.

Belediye başkanları korkuyor!

Korkularından usulsüz taleplerine yanıt veriyorlar!

Yasaya aykırı taleplere izin vermeyen belediye başkanlarını buduyorlar!

Ve biz, bu toprağın gerçek sahibi olarak, bizden çaldıklarıyla satın aldıkları topraklarda bize yaşam hakkı tanımıyorlar.

Tehdit ediyorlar.

Siyaseten, ticareten üstümüze geliyorlar.

Yalnız olmadığımı biliyorum.

Ama tek başıma kalsam da, bu hırsızlarla mücadelemi kanımın son damlasına kadar sürdüreceğim.

Politikacılara, bürokratlara, iş dünyasına, yargıya baskı kurarak bizi bitirmeye çalışanlar...

Sizden korkan sizin gibi olsun.

Allah, her işinizi ters çeviriyor!

Dün "FETÖ'cü" diye suçlayıp, yaptığı işle küçümsediğiniz insanlar, bugün bir yerlere geldiler!

Yalayın bakalım yazdıklarınızı...

Öpün bakalım bükemediğiniz bileği...

Öyle değil mi derviş!

Sıra bize geldi!