Akşamları şöyle, iki duble rakıya hayır demem.


Çok keyifli bir sofra kurulmuşsa üç duble rakı içerim.


Hele politika konuşup, ülke sorunlarını çözmeye kalkıştığımız sofra olursa, duble sayım dört olur.


Neden dört olur?


Bir kere, politika konuşulmaya başladığında beni bir efkâr basar.


Hüzün çöker beynime.


Nedendir anlayamam bir türlü.


Neye efkârlandığımı, neden hüzünlendiğimi hiç kestiremem.


Allah&[#]8217;tan şu sıralarda içki içmekten kesildim.


Hani, günahtır, mahalle baskısıdır falan aldırdığımdan değil.


Korkudan da değil.


Yokluktan.


Resmi verilere göre emekli maaşımın tutarı, beni ülkemin aç insanlar sınıfında oturttuğu için!


Yoksul sayılmaya özeniyorum.


Ülkemin insanının yoksul sayılması için tavan olarak iki bin küsur lira aylık gelir sahibi olması belirtiliyor.


Yoksul sayılmam için şimdiki maaşımın üç katı bir gelirim olması gerekiyor.


&[#]8230; ki ben bu duruma takla atar, açlıktan yoksulluğa geçişimi mükellef bir sofra kurarak, ailem, eşim dostum ile birlikte kutlarım.


O zaman, sofrada politika da konuşuruz, edebiyat ta, sanat ta, geleceği de.


Aklınıza ne geliyorsa konuşuruz ve sofradan bileğimizin hakkı ile ayık kalkarız.


Ser hoş, yani başı hoş bir keyif dalgası içinde oluruz.


Bu durum elbette bizi yönetenlerin işine gelir.


Övgü dolu sözcükler ile kendilerini yâd ederiz.


&[#]8220;Bu ne biçim yazı?&[#]8221; diye sormayın.


Kimi insanımızın ser hoş luk anlayışı başka oluyor.


Sürekli başı hoş olarak sokaklarda dolaşanları görüyorum.


Dudaklarında tuhaf bir gülümseme ile dolaşıyorlar.


Gözler bir noktaya sabitlenmiş.


Öylesine ruhlar âleminden çıkıp gelmiş halleri var ki, bir anlam veremiyorum.


Dudak üstlerinde bıraktıkları duglas bıyıkları ile, ne bir jön, ne de bir ruhban sınıfından birilerine benzemiyorlar.


Bir tuhaf başı hoş luk görüntüsü veriyorlar.


Hani başka türlü keyf veren maddelerden kullansalar, şıp diye anlayacağım gözlerinden.


Bunların gözlerine bakıyorum, bir boş luk var.


Şarhoş luk yok ama, ayık değiller.


Her ne ise.


Akşamları iki duble rakıya hayır demem.


Ancak şu açlıktan, yoksulluk sınıfına bir terfi edebilsem, yani emekli maaşları bir hizaya gelebilse.


Politikanın kaynayan kazanı bir soğuyabilse, hoşgörü, saygı, bilgelik, yurtseverlik, kardeşlik gibi benzer kavramlar iyi bir karışım olarak halka arz edilebilse&[#]8230;


Ohhh&[#]8230;


Bak o zaman iki duble rakının keyfine!


&[#]8220;Haydi yarasın.Şerefinize!&[#]8221;