Özetlemek gerekirse; ben Pusula Gazetesi&[#]8217;nde 6 Ekim 2006 tarihinden, Şubat 2007&[#]8217;e kadar, Merkez Lavuarı&[#]8217;nın yıkılmasının Zonguldak için (eski Hükümet Konağı gibi...) yapılan büyük hatalardan biri olacağını belirttim. Korunarak değerlendirilmesi gerektiğini onlarca kere yazdım.

On şiddetinde zelzeleye bile dayanabilecek sağlamlıkta, çelik konsrünksiyona sahip Lavuar binasının, Zonguldak Merkez ve ilçelerinin yararlanabileceği, eski Halk Evleri gibi, gençlere ve bütün bölgeye hizmet edecek şekilde düzenlenmesini savundum.

ÇOK AMAÇLI DÜZENLENEBİLİRDİ

İçinde düzenli ve şık bir Nikah Salonu, fuar tesisleri, spor salonları, kurs ve dernek odaları, yüzme havuzu, botanik parkı, kafeler, seyir terası, mescid&[#]8230; olan, velhasıl, &[#]8220;yap- işlet- devret&[#]8221; modeliyle çok mükemmel ve faydalı bir kompleks olabilirdi.

Bu tesisin inşaat maliyeti, çıkacak bir kararnameyle, içinden çıkan hurdaların satışından fazlasıyla karşılanabilirdi.

Gençliğimde, bu Lavuar tesislerini gezdim, iki günde bitiremedim.

&[#]8220;YIKILSIN&[#]8221; DİYENLER&[#]8230;

Hayal bu ya, dini cemaatlere özlenen şartlar dahilinde burası KARDEMİR örneğinde olduğu gibi bedelsiz verilseydi, güle oynaya başarırlardı.

Benim bu benzer düşüncedeki yazılarım sürüp giderken, yıkılmasında ısrar eden Ali Rıza Tığ, beni ve yıkılmasını istemeyenleri &[#]8220;Kentin Önünü Tıkayanlar&[#]8221; diyerek &[#]8220;vatan haini&[#]8221; gibi aşağıladı.

DESTEK VERENLER&[#]8230;

Bu arada da, çok takdir ettiğim, TOKİ Kaymakamı ve Şehr-i Muharrir Harun Ersoy da, Lavuar&[#]8217;ın yıkılması gerektiğine destek verdi, yazılarında bu düşüncesini savundu.

Ben de, bu binalar yıkıldıktan sonra, Kok Fabrikası&[#]8217;nda olduğu gibi, yerine faydalı bir tesis yapmayı başaramayacaklarını, ancak ve ancak çarşı- pazar gibi uyduruk projeler yapabileceklerini söyledim.

Vee, binalar yıkıldı. Ben de, &[#]8220;Sevinenler kına yaksın. Eğer bulamazlarsa, bende bulunan hakiki kınayı onlara gönderebilirim&[#]8221; diye yazdım.

Hatta, ironi olsun diye, bu Merkez Lavuarı&[#]8217;nın dünya çapında bir &[#]8220;genelev&[#]8221; olmasının iyi bir fikir olduğunu, bu fikri Harun Bey&[#]8217;in mutlaka tasvip edeceğini de ekledim.

O da bana, &[#]8220;Yıkılsın, bak görürsün, kısa sürede yerine şehrimiz için faydalı ne güzel tesisler yapılacak, o zaman sen kınayı münasip bir yerine yakarsın&[#]8221; diye yazdı.

SÖZÜNÜZÜ UNUTMAYIN!

Gelelim sadede:

Harun kardeşimiz, aylar, yıllar geçti. Lavuar alanı ne alemde? Altında binlerce araba barındırabilecek kapasitede garaj sığabilecek kömür siloları ne alemde?

Tesisleri bırak, proje bile yok ortada. Yarışmalar, toplantılar, öneriler, anlaşmazlıklar, tartışmalar&[#]8230; gırla gitti. Sonuç?

Kınayı münasip bir yere yakma zamanı geldi. Sözünü tut!

ÖYLEYSE PARAŞÜT KULESİ OLSUN

Yıkamadıkları arkadaki üç tane kule var ya, onlar tadilatla paraşüt atlama kulesi olsun. Kulelere de şu isimler verilsin; Birine

çılgın, hırçın Ali Rıza Tığ, diğerine Şehr-i Muharrir ve TOKİ Kaymakamı Harun Ersoy, ötekine de inatçı maden mühendisi Rıfat Dağdelen. Kulelerden ilk atlayacaklar da bu zat-ı muhteremler olsun.

[*][*][*]

Nisan yağmurları bereketlidir. Ben çocukken, büyüklerimiz ve biz yağan yağmurlarda bilhassa ıslanırdık, &[#]8220;şifa olur&[#]8221; derlerdi.

Turfanda meyve alıp kazıklanmayın, mevsimini bekleyin.

Sağlıkta ve huzurda olmanızı dua ederim.