Zonguldak 22’nci Dönem Milletvekili Harun Akın, son günlerde kamuoyunun gündeminde geniş yer bulan Kdz. Ereğli’nin il olması tartışmalarına sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla katıldı. Ereğli’nin il olma talebinin haklı gerekçeleri bulunduğuna dikkat çeken Akın, ilçenin Zonguldak’tan ayrılmasının kent üzerinde oluşturabileceği ekonomik, sosyal ve idari sonuçların mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“EREĞLİ’NİN İL OLMA HAKKINI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURALIM”
Ereğli’nin nüfus, sanayi, ulaşım, eğitim, sağlık ve bölgesel kalkınma gibi kriterler açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Akın, konunun yalnızca bir ilçenin il statüsü kazanmasından ibaret olmadığını vurguladı.
Akın, “Ereğli’nin il olma hakkını göz önünde bulunduralım. Ancak Zonguldak’ın karşılaşacağı olumsuzlukları yok sayamayız” ifadelerini kullanarak tartışmanın tüm yönleriyle ele alınması gerektiğini söyledi.
Siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına, sendikalara, ticaret ve sanayi odalarına ve esnaf temsilcilerine de çağrıda bulunan Akın, bölgenin geleceğini ilgilendiren bu konuda ortak akılla hareket edilmesini istedi.
“GÜNÜ KURTARMAK ADINA HAMASİ AÇIKLAMALAR YAPILMAMALI”
Ereğli ve Zonguldak’ta siyaset yapan isimlere seslenen Harun Akın, konunun siyasi söylemler üzerinden değil, somut veriler ve bölgenin geleceği dikkate alınarak tartışılması gerektiğini belirtti.
Akın, “Bugün Ereğli ve Zonguldak’ta siyaset yapan tüm arkadaşlarımızın günü kurtarmak adına, hamasi açıklamalar yapmak yerine, konunun önemini ve gerçeklerini ortaya koyarak bölge insanını rahatlatacak bir çalışma içinde olma zorunlulukları vardır” dedi.
BARTIN VE KARABÜK’ÜN AYRILMASINI HATIRLATTI
Zonguldak’ın geçmişte iki ilçesinin il statüsü kazanmasıyla önemli bir idari değişim yaşadığını hatırlatan Akın, Bartın’ın Eylül 1991’de, Karabük’ün ise Haziran 1995’te Zonguldak’tan ayrılarak il olduğunu anımsattı.
Zonguldak’ın Türkiye’nin sanayileşme sürecinde üstlendiği tarihi role dikkat çeken Akın, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK), Erdemir, Kardemir, Filyos Ateş Tuğla ve Çaycuma SEKA Kâğıt Fabrikası gibi önemli sanayi kuruluşlarının bölgede faaliyet gösterdiğini hatırlattı.
1940’lı yıllardan itibaren Zonguldak’ın Türkiye’nin dört bir yanından iş ve aş arayan insanların göç ettiği önemli bir sanayi merkezi olduğunu belirten Akın, kentin geçmişte “Türkiye’nin Almanyası” olarak nitelendirildiğini ifade etti.
“ZONGULDAK SANAYİNİN VE EMEĞİN BAŞKENTİ OLDU”
Zonguldak’ın ülke ekonomisine sağladığı katkının unutulmaması gerektiğini vurgulayan Akın, madencilerin ağır çalışma koşullarında büyük fedakârlıklar gösterdiğini belirtti.
Akın, “Zonguldak insanı, ülkemiz ekonomisini ayağa kaldırmak için yerin yüzlerce metre altından canı pahasına kömür çıkarttı. Meslek hastası oldular, sakat kaldılar, maden şehidi oldular. Bölgemiz ülke sanayisinin ve emeğin başkenti oldu” ifadelerine yer verdi.
“EREĞLİ’Yİ BÜYÜTMEK ADINA ZONGULDAK’I KÜÇÜLTMEK HAKSIZLIK OLUR”
Ereğli’nin gelişmesine ve hak ettiği yatırımları almasına karşı olmadıklarının altını çizen Harun Akın, ilçenin il olması halinde Zonguldak’ın yaşayabileceği kayıpların görmezden gelinmemesi gerektiğini savundu.
Akın, “Şimdi bünyemizden üçüncü ili çıkarmak için bir tartışma yürüyor. Ereğli’nin gelişmesine, büyümesine ve hak ettiği yatırımları almasına asla karşı değiliz. Ancak Ereğli’yi büyütmek adına Zonguldak’ı küçültmek, geçmişimize ve ortak değerlerimize haksızlık olur” dedi.
“ZONGULDAK TÜRKİYE’NİN DENİZİ VE LİMANI OLAN EN BÜYÜK KÖYÜ OLMA YOLUNA GİRER”
Açıklamasının sonunda Zonguldak’ın geleceğine ilişkin çarpıcı bir değerlendirmede bulunan Akın, Ereğli’nin de il olmasıyla kentin ekonomik ve idari açıdan daha fazla güç kaybedebileceği uyarısında bulundu.
Akın, “Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk ili olmamızın verdiği sorumlulukla, Zonguldak kendisi ile birlikte bünyesinden çıkarılmış dört il konumuna getirildiğinde, Türkiye’nin denizi ve limanı olan en büyük KÖYÜ olmak yoluna girmiş demektir. Bu kaçınılmaz gerçeği vicdanlarınıza bırakıyorum” ifadelerini kullandı.
Harun Akın’ın açıklamaları, Ereğli’nin il olması yönündeki tartışmalara Zonguldak’ın ekonomik geleceği ve tarihi bütünlüğü açısından yeni bir boyut kazandırdı.





