Önceki günkü ki Hürriyet´te Zonguldak´ın göç aldığı yazıyordu.
Eren Holding´in Çatalağzı´nda inşaatı devam eden Santral inşaatında çalışmak için bin 500 Çinli gelmiş.
Pazar günü düzenlenen ulusal bayramlarını kutladıktan sonra çarşıya pazara çıktılar.
Gruplar halinde.
Dört bir taraf Çinli oldu.
Meraklılar kadar Gazipaşa Caddesi´nin ağzı bozuk kaldırım mühendisleri de Çinli kızlardan nasıl nemalanmanın yollarını aradılar.
Çinli işçilerle ilgili birçok bilinmeyen var.
Akıllardaki soruların başında da inşaat bittikten sonra da burada kalıp kalmayacakları.
Ya da ne kadarının kalacağı.
Hürriyet´in haberine göre Zonguldak istihdam almış!
Bu nasıl istihdam anlayışıysa.
Başka bir araştırmaya göre Zonguldak´ın durumu o kadar da kötü değil.
Zonguldak işsizliği hem oransal hem de sayısal olarak azaltan iller arasında.
Yani birçok ile göre çok iyi durumdayız.
Yani millet yalandan yere ağlıyor, siyasetçiler yalandan yere muhalefet ediyor!
Biz gazeteciler de milleti kandırıyoruz!
Bir birinden bağımsız iki haber bizi ciddi anlamda ilgilendiriyor.
Tersane krizi patlamadan yapılan araştırmalara göre istihdam oranında bir artış söz konusu oldu. Ancak durum şimdi daha farklı.
Yani şimdilerde başa döndük.
Hükümet kanadı göçün durduğunu, geri dönüşün başladığını söylüyor.
Evet, iki nedenle tersine göç var.
Birincisi Çin´den getirilerek çok komik ve düşük ücretlerle çalıştırılan işçiler.
İkincisi İstanbul ve bazı büyük şehirlerde kredi kartı borcuna batmış, hastalıktan veya başka nedenlerden dolayı işsiz kalmış birçok orta yaş grubu kesimi mecburen köyüne, beldesine dönüyor. İstanbul´da rezil durumda yaşamaktansa köyde baba evinde yaşamayı uygun gördüğü için göç alıyor.
Zonguldak´a göç sağlayan tek kuruluş ise Karaelmas Üniversitesi.
Burada da birçok öğrenci kayıt yaptırmadan geri gidiyor.
Akademisyenler yüksek kiralardan ve hayat pahalılığından kaçıyor.
Yani sağlıklı bir tersine göç süreci yok.
Buna rağmen birilerinin sürekli gittiğini gözlemlemek mümkün.
Bunları görünce göç yok diyenlerin gerçekten bir şey görmediklerini üzülerek izliyoruz.
Politikacılar politik takıldığından tam olarak ne nedir pek anlaşılamıyor.
Denize kıyısı olmayan kentlerden gelen dostlarımıza, Ankara´dan gelen konuklarımıza bu durumu izah etmekte zorlanıyoruz.
Araştırma için Zonguldak´a gelen akademisyenlere bu ´aydınlık kenti!´ anlatmakta zorlanıyoruz.
Sürekli aynı tepkilerle karşılaşıyoruz.
Dostlarımız bu durumu coğrafi zorluklarından öte, yol ve ulaşım sorununun çözümlenememesine ve kötü yönetime bağlıyor.
Ve noktayı koyuyorlar.
Halkınız garip!
Anlaşılan bu kentin insanları hesap soramıyor!
Hesap sorulmayan yerler zaten böyle yönetilir!
Eren Holding´in Çatalağzı´nda inşaatı devam eden Santral inşaatında çalışmak için bin 500 Çinli gelmiş.
Pazar günü düzenlenen ulusal bayramlarını kutladıktan sonra çarşıya pazara çıktılar.
Gruplar halinde.
Dört bir taraf Çinli oldu.
Meraklılar kadar Gazipaşa Caddesi´nin ağzı bozuk kaldırım mühendisleri de Çinli kızlardan nasıl nemalanmanın yollarını aradılar.
Çinli işçilerle ilgili birçok bilinmeyen var.
Akıllardaki soruların başında da inşaat bittikten sonra da burada kalıp kalmayacakları.
Ya da ne kadarının kalacağı.
Hürriyet´in haberine göre Zonguldak istihdam almış!
Bu nasıl istihdam anlayışıysa.
Başka bir araştırmaya göre Zonguldak´ın durumu o kadar da kötü değil.
Zonguldak işsizliği hem oransal hem de sayısal olarak azaltan iller arasında.
Yani birçok ile göre çok iyi durumdayız.
Yani millet yalandan yere ağlıyor, siyasetçiler yalandan yere muhalefet ediyor!
Biz gazeteciler de milleti kandırıyoruz!
Bir birinden bağımsız iki haber bizi ciddi anlamda ilgilendiriyor.
Tersane krizi patlamadan yapılan araştırmalara göre istihdam oranında bir artış söz konusu oldu. Ancak durum şimdi daha farklı.
Yani şimdilerde başa döndük.
Hükümet kanadı göçün durduğunu, geri dönüşün başladığını söylüyor.
Evet, iki nedenle tersine göç var.
Birincisi Çin´den getirilerek çok komik ve düşük ücretlerle çalıştırılan işçiler.
İkincisi İstanbul ve bazı büyük şehirlerde kredi kartı borcuna batmış, hastalıktan veya başka nedenlerden dolayı işsiz kalmış birçok orta yaş grubu kesimi mecburen köyüne, beldesine dönüyor. İstanbul´da rezil durumda yaşamaktansa köyde baba evinde yaşamayı uygun gördüğü için göç alıyor.
Zonguldak´a göç sağlayan tek kuruluş ise Karaelmas Üniversitesi.
Burada da birçok öğrenci kayıt yaptırmadan geri gidiyor.
Akademisyenler yüksek kiralardan ve hayat pahalılığından kaçıyor.
Yani sağlıklı bir tersine göç süreci yok.
Buna rağmen birilerinin sürekli gittiğini gözlemlemek mümkün.
Bunları görünce göç yok diyenlerin gerçekten bir şey görmediklerini üzülerek izliyoruz.
Politikacılar politik takıldığından tam olarak ne nedir pek anlaşılamıyor.
Denize kıyısı olmayan kentlerden gelen dostlarımıza, Ankara´dan gelen konuklarımıza bu durumu izah etmekte zorlanıyoruz.
Araştırma için Zonguldak´a gelen akademisyenlere bu ´aydınlık kenti!´ anlatmakta zorlanıyoruz.
Sürekli aynı tepkilerle karşılaşıyoruz.
Dostlarımız bu durumu coğrafi zorluklarından öte, yol ve ulaşım sorununun çözümlenememesine ve kötü yönetime bağlıyor.
Ve noktayı koyuyorlar.
Halkınız garip!
Anlaşılan bu kentin insanları hesap soramıyor!
Hesap sorulmayan yerler zaten böyle yönetilir!
Zonguldak´ta neden lokanta yok?
Zonguldak´ta yemek yiyebileceğimiz doğru dürüst mekanlar yok.
Gündüzleri durumu kurtarıyoruz.
Çoğu lokantadan çıktıktan sonra hazımsızlık ve mide şişkinliği hat safhada.
Çoğunda kullanılan yağ ve malzeme kalitesiz.
Akşamları Balık ve hazır köfte, makarna gibi yiyeceklerimizle idare etmeye çalışıyoruz.
Misafiriniz varsa kara kara düşünüyorsunuz. Zonguldak Belediyesi´nin bu konuda ciddi bir uygulama yapması kaçınılmaz. Hem hijyenik şartların oluşturulması hem de müşterilerin aç kalmaması için lokantacıların işletmecilik konusunda eğitilmesi gerekiyor.
Müşteri ilişkileri konusunda eğitilmesi gerekiyor. Lokantaların hiç olmazsa nöbetleşe açık tutulmasının sağlanması gerekiyor.
Bu da hizmettir.
Hem de hizmetin babası!
Gündüzleri durumu kurtarıyoruz.
Çoğu lokantadan çıktıktan sonra hazımsızlık ve mide şişkinliği hat safhada.
Çoğunda kullanılan yağ ve malzeme kalitesiz.
Akşamları Balık ve hazır köfte, makarna gibi yiyeceklerimizle idare etmeye çalışıyoruz.
Misafiriniz varsa kara kara düşünüyorsunuz. Zonguldak Belediyesi´nin bu konuda ciddi bir uygulama yapması kaçınılmaz. Hem hijyenik şartların oluşturulması hem de müşterilerin aç kalmaması için lokantacıların işletmecilik konusunda eğitilmesi gerekiyor.
Müşteri ilişkileri konusunda eğitilmesi gerekiyor. Lokantaların hiç olmazsa nöbetleşe açık tutulmasının sağlanması gerekiyor.
Bu da hizmettir.
Hem de hizmetin babası!
Tuvaletleri kim denetleyecek?
Zonguldak´ın güdük kaldığının bir göstergesi de tuvaletler.
Adam utanıyor.
Kapalı mekanlarda sigara yasağı bulunmasına karşın püfür püfür keyif sigarası içenler gözden kaçıyor.
Başta işletmeciler.
Yerel yönetimlerin yetki ve görev alanında buralar.
Ama görmezden geliniyor.
Şehir tuvaletleri hijyenik şartlardan uzak.
Kişi başı 75 kuruş.
Ama bu paranın karşılığında bir hizmet sunulmalı.
Ne köpük var, ne kağıt havlu.
Yerel yönetimlerde hizmeti denetlemeli.
Kim denetleyecek?
Alın size hizmet.
Hizmet için mutlaka mahalle yolu yapmanız gerekmiyor.
Ne kadar basit bir konu değil mi?
Adam utanıyor.
Kapalı mekanlarda sigara yasağı bulunmasına karşın püfür püfür keyif sigarası içenler gözden kaçıyor.
Başta işletmeciler.
Yerel yönetimlerin yetki ve görev alanında buralar.
Ama görmezden geliniyor.
Şehir tuvaletleri hijyenik şartlardan uzak.
Kişi başı 75 kuruş.
Ama bu paranın karşılığında bir hizmet sunulmalı.
Ne köpük var, ne kağıt havlu.
Yerel yönetimlerde hizmeti denetlemeli.
Kim denetleyecek?
Alın size hizmet.
Hizmet için mutlaka mahalle yolu yapmanız gerekmiyor.
Ne kadar basit bir konu değil mi?