Seçim dönemiydi.
Tutuklu Milletvekili Mehmet Haberal&8217;ın aday olduğu günlerdi.
Onun adına kardeşi Ali Haberal&8217;ın ziyaretlerde bulunduğu günlerdi.
Atatürk Devlet Hastanesi&8217;ne yapılan ziyaret sırasında Ali Haberal ile sohbet ediyoruz.
Zonguldak&8217;a bir hastane düşüncesi olduğunu paylaşıyor, sohbet sırasında.
Sohbeti habere dönüştürüyoruz.
Haberalların hastane fikri, resmi olarak ilk kez Pusula kanalıyla kamuoyuna ulaşıyor.
Ali Haberal, o gün hastane konusuyla ilgili Mehmet Haberal&8217;ın bilgisi dahilinde ifade ettiğini hatırlatarak, süreci de cezaevinden çıktıktan sonra bizzat Mehmet Haberal&8217;ın işleteceğini söylüyor.
Sonrasında bir sürü tartışma başlıyor.
Bu vaat kimi zaman haklı olarak siyasi malzeme yapılırken, kimi zaman da ucuz söylemlere alet ediliyor.
AK Parti İl Başkanı Hamdi Uçar&8217;ın bir açıklamasına yanıt veren Mehmet Haberal&8217;ın oğlu Erkan Haberal, &8220;Yer göstersinler, Zonguldak&8217;a 400 yataklı hastaneyi biz yapalım&8221; demişti.
Ne 69 Ambarları&8217;nda yer gösteren oldu, ne başka yerde&8230;
Şimdilerde Haberalların hastanesi yine gündemde.
Konuyu baştan beri takip eden gazetecilerden biri olarak, bu konuda yazmak farz oldu.
Öncelikle CHP İl Başkanı Halil Furat&8217;ın dediği gibi;
Haberallar yerel seçimlerde Kozlu&8217;da CHP&8217;nin kazanmasını çok isteyebilirler.
Zonguldak&8217;ı kazanmayı da çok isteyebilirler.
Bunu yapmak zorunda değiller.
Ama çok istemeleri de normal.
Haberal&8217;ın milletvekili olduğu bir yerde ailenin CHP için çalışmasından normal bir şey yok.
Milletvekili Mehmet Haberal&8217;ın tutukluğu devam ediyor olsa da, ki o güne kadar ne olacağı belli olmaz.
Buna verilecek en güzel yanıt, &8220;hak eden kazansın&8221; olur.
Furat&8217;ın bu açıklamalarının ardından AK Parti İl Başkanı Hamdi Uçar&8217;ın açıklamalarına bakalım.
Diyor ki Uçar:
&8220;Haberal Ailesi, Zonguldak&8217;ta milletvekilliğini istedi, genel seçimlerde geldiler, attılar, tuttular.
Hastaneler, postaneler, şunu bunu yaptılar.
Ramazan değil, bayram değil, geldiler kumanyalar dağıttılar.
Millete bir sürü vaatte bulundular, ama ondan sonra çekip gittiler.
O yüzden seçimlerde gelip de Zonguldak&8217;ı kendi siyasi emelleri uğruna kullananlara çok itibar edileceğini sanmıyorum.
Onlar çok istiyorlarsa, gitsinler Ankara&8217;da para kazandıkları yerlerde, yatırım gerçekleştirdikleri yerlerde siyaset yapsınlar.
Belki yatırım yaptıklarını, istihdam yarattıklarını orada daha iyi ispatlamış olurlar.&8221;
Bu konuda dün Başkent Üniversitesi Hastanesi Sağlık Kuruluşları Direktörü Prof. Dr. Ali Haberal ile görüştük.
Mütevazi bir isim olan Ali Haberal, polemik yaratacak şeylerden kaçınan bir isim.
Söylediklerinden dolayı muhataplarının incinmemesi için çaba sarf ediyor.
&8220;Bizim kimseyle sorunumuz yok. Ama sürekli olarak, &8216;Haberal Ailesi &8216;şöyle, böyle&8217; dedi&8217; yönünde yapılan açıklamalar bizi çok üzüyor&8221; diyor.
Ancak söylemek zorunda kaldığı şu cümleye dikkat:
&8220;Sadece bir diyaliz ünitesi için bizi bir yıl uğraştırdılar. Biz çıkıp bunları mı anlatalım? &8216;Hastane yapmadı&8217; diye bizi polemiklere çekmek isteyenler, 4 senedir devlet eliyle hastane yeri bulabildiler mi ki, özgürlüğü engellenmiş hocadan hücresinden doğru hastane yapmasını bekliyorlar? Devlet eliyle yapılan yolları bitiremediler. Zonguldak milletvekili sadece Mehmet Haberal mı? Diğer milletvekillerimiz Zonguldak&8217;ın acil sorunlarını çözdü de, Mehmet Haberal mı çözmedi?&8221;
Bu sözün altına kim imza atmaz.
Gerçekten de 4 yıldır yer bulunamayan, oradan oraya gezdirilen ve bir türlü başlanamayan kampus hastaneye ne oldu?
Onun sorumlusu da Haberal mı?
Bitmeyen duble yolların sorumlusu da Haberal olabilir mi?
Üzüm mü bağcı mı?
Amaç; üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?
Bu söz aslında tam da bize göre.
Zonguldak&8217;ta politika yapanlara bakıyoruz.
Onları dinliyoruz.
Sivil toplum örgütlerini, sendikaları izliyoruz.
Ne yapmaya çalıştıklarını anlamaya çalışıyoruz.
Ve üzülerek görüyoruz ki, büyük bir çoğunluk; hem üzüm yemek istiyor, hem de bağcıyı dövüyor.
Yani alışkanlık olmuş.
Bağcıya bir yumruk atmadan, kimse üzüm yemeye pek yanaşmıyor.
Kimisi başta atıyor, kimi sonunda.
Ama mutlaka atıyor.
Alışkanlık yapmış.
Hal böyle olunca, temenniler ne kadar aynı olsa da, çözüme gidemiyoruz.
Üzüm yemek amacıyla siyasete, toplumsal yaşama, sosyal yaşama dahil olduğunu söyleyenlerin, bağcıya olan bu yaklaşımlarını samimi bulmuyoruz.
Kimse kusura bakmasın.
Bunlara yapanlara prim verenlerin de onlardan bir farkı yok!
İnsan utanıyor!
Kent merkezindeki yollara bakmaktan köy yollarının durumunu unutmuştuk.
Cumartesi günü Sapça Göldağı&8217;ndan Çayır Mağarası ve Çayır Köyü&8217;nden girip, Yukarıdere ve Çomranlı üzerinde Filyos&8217;a kadar uzandık.
Çok başarılı çalışmalara imza atan İl Özel İdaresi&8217;nin buralarda nasıl sınıfta kaldığını gördük.
Sorunun neden kaynaklandığına gelince...
Kısa ve basit.
1999-2000&8217;li yıllarda yapılan yol sapasağlam duruyor.
Sonraki yıllarda yapılan ve defalarca elden geçirilen yollar delik-deşik&8230;
İl Özel İdare yetkililerine çağrımız, önce hiç bozulmamış yolları görsünler, sonra ihale yapsınlar.
Ya Özel İdare&8217;de sorun var, ya da firmalarda.
İnsan gerçekten utanıyor.