Zehir sarmaşıklarının arasından uzarken yeşil dallar bir &[#]8216;hiç&[#]8217;lik abidesi gibi gölgesini uzatır zaman.
Ayar tutmaz ikilemler, üçlemler, dörtlemler.
Değmez birbirine yağmur damlaları.
Dalların ıslıkları kulak kabartır fırtınalara.
Bir esmeye görsün karmaşa!
Uğultu ve serinlik&[#]8230;
Ebedi bir sancı gibi dokunmasın yüzüne.
Salınmaya hazır bedenleri köhnelikleri tutunur birbirine.
Hızla ve nefes nefese kalırken ömür, hücreler birbirlerini alt etmek için koşar.
Tazelenen aşkların kök hücrelerinden doğar filizler.
[*] [*] [*]
Boğuk zamanların yüreğinde çıkan çıbanlar musallat olur aşklara.
Masum yanılgılar bütünlüğünü bozarken sükutun.
Sessizlikler dibimizde diz çöker.
Susarız hep birlikte.
Mevsimsel ihanetler başlar.
Adamlar gider, kadınlar bekler.
Beklenmedik zamanda gelir kötü haberler.
Şişelenir hüzün gözyaşları.
Bereketli sancıların başak vaktinde.
[*] [*] [*]
Bir asrı geçen zamanda aynıydı sancılar.
Binlerce şehit haşmetli ve gururlu yalnızlıklar bıraktı geride bu madenci kentinde.
Son olarak otuz.
Belirsiz değil hiçbir şey.
Nedeni belirli ihmaller zincirinin son halkasıyla salındılar dibe.
Halkalar koptu değemediler bile birbirlerine.
Bir daha gün yüzü göremediler.
Yirmi sekizine ulaşıldı.
İkisi hala yerin dibinde.
Acılarından surlar yaptı bu kent.
Otuz ömür daha konuldu surlara
Otuz evlat acısı
Yüzlerce baba acısı
Öncesi beş binin üzerinde.
Sonrası belli değil.
[*] [*] [*]
Bedenler değil nefesini yitiren sadece kömür madenlerinde.
Binlerce kere edilen tövbeler hiç değil.
Nefesler değil sadece göçüklerde kalan.
Yürekler değil sadece grizu patlamalarında kaybolan.
Eller, avuçlar, gözler değil.
Son dokunuşların delilleri değil.
Yerin yüzlerce metre altında yol alırken günahsız karıncalar, kimdir dev gövdesiyle yuvaların üzerine basan?
[*] [*] [*]
Bedenler değil sadece nefesini yitiren sadece kömür madenlerinde.
Grizularda, göçüklerde kalan.
Otuz işçiden ikisi düğün yapacaktı.
Davetiyeler ayrılığın belgesi oldu ellerde.
Düğüne değil ayrılığa tanıklık etti şahitler.
İçlerinden biri 20 gün sonra baba olduğunu göremedi ölümünden.
Kendi çığlıklarını duyuramadığı gibi duyamadı hayat çığlığını.
[*] [*] [*]
Umutlar kaldı göçüklerde.
Grizu ile paramparça odu aşklar
Sevgililerin titredi yürekleri.
Zehir soludu nefesler.
&[#]8216;Canımı al&[#]8217; diye yalvardı analar.
Babalar taş kesildi.
Evlatlar kolsuz kanatsız kaldı.
Acılar utandı kendinden.
Toprağı öptü yağmur kuşları.
[*] [*] [*]
&[#]8216;Hiç&[#]8217; olur insan.
&[#]8216;Hiç&[#]8217;liğin ne demek olduğunu kimse sığdıramaz feryadına.
Geride kalır her şey.
Işık eğildikçe uzar gölge
Işık ölürse tarif edemez bunu &[#]8216;hiç&[#]8217; bir hece.