Yıllar böyle geçti.
Esnaf sorunlarına yönelik haberler genelde aynı başlıklarla çıktı.
"Esnaf kan ağlıyor"
"Esnaf dertli"
"Esnaf mağdur"
"Esnaf kepenk kapatıyor"
Yıllardır yaz yaz bitmedi.
Muhabirlikte de böyledir.
Haber bulamadın mı, konu yakalayamadın mı?
Yaz bir esnaf haberi.
Hem gerçekçi, hem de güncel.
Ama durum öyle değil.
Daha kötüye iten nedenleri irdeleyelim.
Esnafın durumu gerçekten kötü ve bu alışagelmiş haberlerden ötürü durumun pek de farkında değiliz.
Esnafın durumunun gerçekten kötü olduğunu anlatabilmek için ne yapmak lazım?
Herkesin bildiği gerçeği haykırmak yeterli değil.
O zaman yerel ve genel çözüm önerileri tartışalım.
İyi de kiminle tartışacaksınız.
Çünkü bırakın geneli, yerel anlamda esnaf sorunlarının çözümüne yönelik kafa yoran falan yok.
Oysa yerel anlamda esnaf için yapılabilecek çok şey var.
İşyerleri peş peşe kapanıyor.
Çünkü esnaf iş yapamaz duruma geldi.
Çünkü yerel yönetimlerin politikaları esnafı ve yerli üreticiyi yaşatmaya yönelik değil.
Çünkü esnaf odalarının tek yaptığı sadece ağlamak.
Gerçi bizimkiler onu da yapamıyor ya neyse.
Kongre dönemi geldiğince coşanlar, esnafı hatırlayanlar diğer zamanlarda kayıp.
İktidar partisi ´Zonguldak´ta şu kadar istihdam yarattık´ havalarında.
Kamu kurumlarında yapılan hizmet alımlarının sonucunu görüyoruz.
Zonguldak´taki kamu kurumlarında çalışması gereken işçi ve memurların yerine bugün binlerce özel sektör elemanı çalışıyor.
Türkiye Taşkömürü Kurumu´nun kendi ocakları dahil.
Güya hizmet alımı.
Devlet kendi kurumlarında denetim ve disiplin sağlayamayınca açlık sınırında adam çalıştırıyor.
Nasıl olsa çalışacak adam çok.
Kamu çalışanlarının sayısı da hızla azalıyor.
Devlet kendi paçasını kurtarayım derken işsizleri ateşe atıyor.
O çalışanların hangi mağazaya gidip pantolon gömlek almasını bekleyeceksiniz.
Hangi lokantaya gidip yemek yemesini bekleyeceksiniz.
Hangi oyuncakçıya gidip çocuğuna oyuncak almasını bekleyeceksiniz.
Herkesin bildiği ama dile getirilmeyen olay da bu.
Piyasaya daha az para giren kentte başka son bekleyemezsiniz.
Esnaf bunları görmeden sadece ; "İş yok" diyip ağlamakla yetiniyor.
Türkiye´de her kuruma hizmet alımı yoluyla personel alabilirsiniz.
Ancak bu süreç dünya standartlarında işlemediği sürece devlet bu sömürüye göz yumar, esnaf da hep böyle kan ağlar!
Esnafın sorununa duyarlı davranamayan, yerel anlamda çözümler üretemeyen oda başkanları esnafın başının tacı olduğu sürece fazla bir şey beklemeye de gerek yok.
Odalar rekabet şartlarını dengeleyici önlemler alma konusunda seslerini çıkarmadığı sürece fazla bir şey beklemek yanlış.
Tüm bunlar dururken ekonomik sistemin iğne iplik gibi bir birine bağlı olduğu bir yerde birileri çıkar ve; "Esnaf boş yere ağlıyor" der.
Der mi der!
Emin olun o zamanda oda başkanları bu sözlere alkış tutar.
Ölümü görüp sıtmaya dua eden zihniyet devam ettiği sürece bu hükümetler milleti zıp zıp zıplatır.
Ekonomi de sinsile yoluna bağlı olarak herkes üzerine düşen payı alıyor.
Ak Parti hükümetinin bu konudaki başarısını bir kez daha kutlamak gerekir!
Esnaf sorunlarına yönelik haberler genelde aynı başlıklarla çıktı.
"Esnaf kan ağlıyor"
"Esnaf dertli"
"Esnaf mağdur"
"Esnaf kepenk kapatıyor"
Yıllardır yaz yaz bitmedi.
Muhabirlikte de böyledir.
Haber bulamadın mı, konu yakalayamadın mı?
Yaz bir esnaf haberi.
Hem gerçekçi, hem de güncel.
Ama durum öyle değil.
Daha kötüye iten nedenleri irdeleyelim.
Esnafın durumu gerçekten kötü ve bu alışagelmiş haberlerden ötürü durumun pek de farkında değiliz.
Esnafın durumunun gerçekten kötü olduğunu anlatabilmek için ne yapmak lazım?
Herkesin bildiği gerçeği haykırmak yeterli değil.
O zaman yerel ve genel çözüm önerileri tartışalım.
İyi de kiminle tartışacaksınız.
Çünkü bırakın geneli, yerel anlamda esnaf sorunlarının çözümüne yönelik kafa yoran falan yok.
Oysa yerel anlamda esnaf için yapılabilecek çok şey var.
İşyerleri peş peşe kapanıyor.
Çünkü esnaf iş yapamaz duruma geldi.
Çünkü yerel yönetimlerin politikaları esnafı ve yerli üreticiyi yaşatmaya yönelik değil.
Çünkü esnaf odalarının tek yaptığı sadece ağlamak.
Gerçi bizimkiler onu da yapamıyor ya neyse.
Kongre dönemi geldiğince coşanlar, esnafı hatırlayanlar diğer zamanlarda kayıp.
İktidar partisi ´Zonguldak´ta şu kadar istihdam yarattık´ havalarında.
Kamu kurumlarında yapılan hizmet alımlarının sonucunu görüyoruz.
Zonguldak´taki kamu kurumlarında çalışması gereken işçi ve memurların yerine bugün binlerce özel sektör elemanı çalışıyor.
Türkiye Taşkömürü Kurumu´nun kendi ocakları dahil.
Güya hizmet alımı.
Devlet kendi kurumlarında denetim ve disiplin sağlayamayınca açlık sınırında adam çalıştırıyor.
Nasıl olsa çalışacak adam çok.
Kamu çalışanlarının sayısı da hızla azalıyor.
Devlet kendi paçasını kurtarayım derken işsizleri ateşe atıyor.
O çalışanların hangi mağazaya gidip pantolon gömlek almasını bekleyeceksiniz.
Hangi lokantaya gidip yemek yemesini bekleyeceksiniz.
Hangi oyuncakçıya gidip çocuğuna oyuncak almasını bekleyeceksiniz.
Herkesin bildiği ama dile getirilmeyen olay da bu.
Piyasaya daha az para giren kentte başka son bekleyemezsiniz.
Esnaf bunları görmeden sadece ; "İş yok" diyip ağlamakla yetiniyor.
Türkiye´de her kuruma hizmet alımı yoluyla personel alabilirsiniz.
Ancak bu süreç dünya standartlarında işlemediği sürece devlet bu sömürüye göz yumar, esnaf da hep böyle kan ağlar!
Esnafın sorununa duyarlı davranamayan, yerel anlamda çözümler üretemeyen oda başkanları esnafın başının tacı olduğu sürece fazla bir şey beklemeye de gerek yok.
Odalar rekabet şartlarını dengeleyici önlemler alma konusunda seslerini çıkarmadığı sürece fazla bir şey beklemek yanlış.
Tüm bunlar dururken ekonomik sistemin iğne iplik gibi bir birine bağlı olduğu bir yerde birileri çıkar ve; "Esnaf boş yere ağlıyor" der.
Der mi der!
Emin olun o zamanda oda başkanları bu sözlere alkış tutar.
Ölümü görüp sıtmaya dua eden zihniyet devam ettiği sürece bu hükümetler milleti zıp zıp zıplatır.
Ekonomi de sinsile yoluna bağlı olarak herkes üzerine düşen payı alıyor.
Ak Parti hükümetinin bu konudaki başarısını bir kez daha kutlamak gerekir!
Ebru Hocayı uçuruma iten nedenler
İlk haber ZKÜ´de Yard.Doç. olarak görev yapan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Ebru Taş´ın sinir ilacı ve alkol aldıktan sonra tünelin duvarına vurarak kaza yaptığı yönündeydi. Kaza yaptığı araçtan inmek istememiş ve ikna edilememişti. Ebru Taş dün aracını hızla sürerek denize uçtu. Yaklaşık 300 metre. Ebru Taş´ın babası Muammer Taş da kızının staj için ABD´ye gitmek istediğini ve bölüm başkanının izin vermemesi nedeniyle gidemediğini söylemiş.
Her insanın dönem dönem depresip zamanları olabilir.
Ebru Taş´ın bu durumunu bilen çevresindeki hekim arkadaşları ile ailesi durumun ciddiyetini gerçekten kavramış olsalardı Ebru Hoca dün aracını hızla denize sürmeyebilirdi.
İlk kazdan sonra kontrol altında tutulup yalnız bırakılmayabilirdi. Yaşamayanlar Ebru Hocayı bu uçuruma iten nedenleri bilmeyecek, anlamak istemeyecek. Aslında herkes çevresindeki kişilerden birinci derece sorumlu. Ama iş işten geçtikten sonra anlıyoruz.
Her insanın dönem dönem depresip zamanları olabilir.
Ebru Taş´ın bu durumunu bilen çevresindeki hekim arkadaşları ile ailesi durumun ciddiyetini gerçekten kavramış olsalardı Ebru Hoca dün aracını hızla denize sürmeyebilirdi.
İlk kazdan sonra kontrol altında tutulup yalnız bırakılmayabilirdi. Yaşamayanlar Ebru Hocayı bu uçuruma iten nedenleri bilmeyecek, anlamak istemeyecek. Aslında herkes çevresindeki kişilerden birinci derece sorumlu. Ama iş işten geçtikten sonra anlıyoruz.