Zonguldak Belediyesi festival kapsamında halkın tek nefes alabileceği alan olan, sahil şeridini resmen işgal etti.

Sahil güzergahına baştan sona 100 tane stant kurulacak.

3-4 ay orada kalacaklar.

Yöntemi, kimin aldığı, kimlerin buralarda yer kiralayacağından öte bu manzara Zonguldaklıya atılmış bir kazık.

Halkın hakkını gasp etmekten başka bir şey değil.

Diğer yandan sahil, kaldırımlar, caddeler tamamen işgal altında.

Hormonlu büfelerin büyümesini önleme konusunda görevini yapmayan, görevini kötüye kullanan Zonguldak Belediyesi, böyle davranmaya devam ettiği sürece herkes aklına eseni yapmaya çalışır.

Belediyeyi yönettiğini zannedenler Merkez Polis Karakolu&[#]8217;nun önünden sahile inen merdivenlerden inmiyor mu?

Esnaf hep büyümek ister.

Ucunu açık bırakır, çizgini çekmez, kararlı ve herkese adil olmazsan önünü alamazsın.

Olacağı budur.

Yapılmadan önce önlem almazsan yapıldıktan sonra yıkamazsın.

İyi de Zonguldak Belediyesi neden var?

Belediyeler neden var?

Şimdi herkes soruyor.

&[#]8216;Kim işgalci&[#]8217; diye.

En büyük işgalci Zonguldak Belediyesi.

Yapılan bütün işgallerin sorumlusu da Zonguldak Belediyesi&[#]8217;nin kararsız, ürkek, korkak tavrı.

Öpücükle oy toplanan memlekette bu işgaller artık çok normal.

İşsizlere, tezgah açmak isteyenlere buradan çağrı yapıyorum.

Korkma kardeşim.

Al tezgahını sahilin istediğin yerine, Gazipaşa Caddesi&[#]8217;nin istediğin yerine koy.

Gelen zabıtaya saydır.

Sonra; &[#]8216;Açlıktan mı ölelim ulan&[#]8217; diye bağır!

&[#]8216;Hırsızlık mı yapalım?&[#]8217; diye sor.

&[#]8216;Askere kuşun mu attık&[#]8217; diye haykır.

Gerekirse başkanı tehdit et.

Ama önce; &[#]8216;Bizim çocuktur. Etmiş bir terbiyesizlik&[#]8217; diyecek bir tane Belediye Meclis Üyesine sığın.

Bak göreceksin neler oluyor?

Önce üç sandık koy.

Balon sat, dondurma sat, balık sat.

Göreceksin bak arkası gelecek.

Sende büyümek isteyeceksin.

İki üç senede dikersin büfeyi.

Vergi levhanı da aldın mı kimse durduramaz seni.

Her tadilatta büyüt.

Senin kimden eksiğin var?

Çok mecbur kalırsan iki vukuat yaparsın bir bakmışsın hiçbir engel kalmamış.

Son olarak bu topuda Vali Erol Ayyıldız&[#]8217;a atmak zorundayım

Kusura bakmayın Sayın Vali.

&[#]8220;Yine mi Atilla?&[#]8221; diyebilirsiniz.

Ama bu topu sizden başka atabileceğimiz kimse kalmadı!

Kimsenin ekmeğinde değil gözümüz.

Beklentimiz halkın hakkının gasp edilmesine dur denilmesi.

Beklentimiz görevini adam gibi yapmayanlara, yapamaz duruma gelenlere görevlerini hatırlatmanız.

Sizin göreviniz değil biliyoruz ama Vali olan sizsiniz.

Türkçe olimpiyatları ve cemaat!

10. Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarının bu yıl ilk kez düzenleneceği illerden biri de Zonguldak.

Organizasyon heyecanı şimdiden Zonguldak&[#]8217;ı sarmış durumda.

10. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Zonguldak İl Komitesi Medya Sorumlusu Mehmet Anursal&[#]8217;ın sunumuyla gerçekleşen akşam yemeğinde çok sayıda gazeteci vardı.

Programın içeriğiyle ilgili bilgiler verildi.

Anursal organizasyonda görev alanların sonrasında bizlere de mikrofon uzattı.

Belki de Türkiye&[#]8217;nin resmi devlet politikası olması gereken bir konuda Fethullah Gülen Cemaati tarafından, bağlı eğitim kurumları kanalıyla yıllar öncesine başlatılan çalışmaların sonucunu bugün görüyoruz.

İsmini bile duymadığımız ülkelerden gelen öğrencilerin okudukları Türkçe şarkılar, şiirler, halk oyunları karşısında heyecanlanmamak mümkün mü?

Değil.

Bizlerde ilk kez çıplak gözle izleyeceğiz.

Türkiye&[#]8217;de farklı siyasi kutuplar içinde olan kişilerin gururunun nasıl okşandığını görüyoruz.

Ancak bu işte her yönüyle güç olan ve etki alanını yaygınlaştıran Gülen cemaatinin imzasının bulunması nedeniyle önyargılar, endişeler ve çelişkiler dikkat çekiyor.

Ayrışma, ötekileştirme politikalarının hızla pazarlandığı siyaset arenasında Uluslararası Türkçe Olimpiyatları da bir anlamda politikaya kurban ediliyor.

Dünya ülkelerinde açılan Türk okullarının iyi bir şey mi, yoksa kötü bir şey mi olduğuna; açanların siyasi, ideolojik ve dinsel açıdan duruşuna göre karar veren bir milletiz.

Bizdense iyi, bizden değilse kötü!

Her ikisinin de altında yüzlerce neden sıralanabilir.

Önemli olan gerçektir.

Siyasiler kendi gerçeklerini görmezden gelip başkalarını hakir görme alışkanlığından kurtulamadığı sürece bu böyle devam edecek.

Üretmeden boş konuşanlar, birbirlerine tutunamayanlar değil, çok çalışanlar, birbirlerine tutunabilenler her alanda başarılı olacak.

Manzara yeterince açık.

Şunu çok iyi biliyoruz ki Uluslararası Türkçe Olimpiyatları, bir Afrikalının İstiklal Marşı okuması, cemaatin dünya, inanç ve felsefik duruşuna karşı çıkan, korkan ve küçümseyip yok sayma gayreti içinde olanların da gizli gizli gururunu okşuyor.

Halkların kalleşliği!

Birileri çıkıp halkların kardeşliği edebiyatı yapıyorsa önce kendilerinin kendilerinden olmayanlarla ne kadar kardeş olabildiklerine bakmak lazım.

Politik aldatmacaların soslandırılmış tadıyla, kendinden olmayanı yok sayma çabasında olanlar bu pişkin söylemlerine kendileri inanıyor mu acaba?

Kalleş olanların hangi halka kardeşlik yapmak istediği çok önemli.

Ne halk olun ne kardeş.

Adam olun, insan olun yeter.