İrem Yağcı&8217;nın hazin hikayesinin arkasındaki kuşkuları bir çok defa sorguladık. Bir garip ölüm sürecinde yaşanan trajikomik gelişmeleri sorguladık.
Hesap sorduk.
Çünkü öyle büyük ihmaller vardı ki yenilir yutulur değildi.
Bunları görmek anlamak ve yazmak için hekim veya idareci olamaya da gerek yoktu.
Pusula&8217;nın takipçisi olduğu konu ile Hürriyet&8217;te yakından ilgilendi.
Olayın perde arkasına ilişkin bu sütunlarda kaleme aldığımız şüpheler ve çelişkilerde affedilemez hatalar gördük. İrem hepimizin kardeşi ve evladı olabilirdi. Israrla yazdık.
Aldığımız ve paylaştığımız bilgiler ve iddialar hiç yalanlanmadı. CHP Milletvekili Ali Koçal, Meclis&8217;e taşıyarak sahip çıktı.
Süreç işliyor ve gelinen nokta şöyle:
Mantar zehirlenmesi tanısıyla Ankara&8217;ya sevk edilirken yolda yaşamını yitiren, ancak Adli Tıp Kurumu otopsisinde beyin kanaması geçirdiği belirlenen 12 yaşındaki İrem Yağcı&8217;nın ölümüyle ilgili başlatılan idari soruşturma tamamlandı.
Zonguldak Valiliği İl İdare Kurulu, küçük kıza yanlış teşhis koymakla suçlanan doktor ile sevk sırasında yaşanan 6 saatlik gecikme nedeniyle dönemin 112 Acil Servis Başhekimi, 2 sağlık memuru ve 2 acil tıp teknisyeni hakkında soruşturma izni verdi. Geçen yıl 30 Kasım&8217;da ailesi tarafından göz kayması, bulantı ve baygınlık şikayetiyle Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi&8217;ne kaldırılan Üzülmez İlköğretim Okulu 7´nci sınıf öğrencisi İrem Yağcı&8217;ya, Acil Servis&8217;te görevli doktor tarafından mantar zehirlenmesi tanısı konuldu.
Başka bir hastaneye sevk edilmesi kararlaştırılan Yağcı, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi ve Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanelerinde yer bulunmayınca Ankara Sami Ulus Çocuk Hastanesi´ne sevk edildi.
İddiaya göre saat 12.00&8217;de sevkine karar verilen İrem Yağcı, hastanedeki 2 ambulanstan birinin arızalı olması, diğerinin de yedek lastiğinin olmaması nedeniyle, ancak saat 18.05 sıralarında 112 Acil Servis´ten gelen başka bir ambulansla Ankara&8217;ya gönderildi.
7 aylık hamile olan acil tıp teknisyeninin nezaretinde sevk edilen küçük kız, Bolu&8217;nun Gerede İlçesi yakınlarında fenalaşınca kaldırıldığı Gerede Devlet Hastanesi&8217;nde yaşamını yitirdi.
Hastanede görevli doktorun ölümünü şüpheli bularak, Adli Tıp Kurumu&8217;na sevk ettiği İrem Yağcı&8217;ya yapılan otopsi sonucunda, &8216;beyincik içi kanaması&8217; nedeniyle öldüğü belirlendi.
İrem Yağcı&8217;nın ölümüyle ilgili başlatılan idari soruşturma ise tamamlandı. Zonguldak Valiliği İl İdare Kurulu, hastanede yapılan tıbbi müdahale ve sevk işlemleri sırasında ihmalleri olduğu iddia edilen 2&8217;isi doktor 6 sağlık personeli hakkında, 4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun&8217;un 6´ncı maddesi gereği soruşturma izni verdi.
Vali Erdal Ata imzasıyla Cumhuriyet Savcılığı&8217;na gönderilen karar metninde, uzman doktorun hastanın fiziki muayenesi, öyküsü ve laboratuvar bulgularına bakarak koyduğu mantar zehirlenmesi teşhisinin, Adli Tıp raporuna göre yanlış olduğu vurgulandı.
Ayrıca, Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği&8217;nin 7´nci maddesinde, &8216;Acil yardım ambulanslarında en az bir hekim, bir acil bakım teknikeri ve bir sağlık personeli olmak üzere 3 personel görev yapar&8217; denilmesine rağmen, doktorun sevk sırasında bir hekim görevlendirmeyerek, hastanın hekimsiz bir şekilde yola çıkmasında duyarsız kaldığı, bu nedenle görevinin gereğini yapmakta ihmal veya gecikme gösterdiği belirtildi.
Ailenin hukuk mücadelesi devam ediyor. İrem geri gelmeyecek ancak onun hesabının da sorulması gerekiyor. Sağlık sistemindeki laçkalığı düzeltmesi gerekenlerin ne yapacağını da merak ediyoruz.
En kötüsü de şu. Bu tür durumlarda eğer yanınızda medya yoksa sürprizlere açık olmak lazım. Biz bu konuyu gündemimize alıp ısrarlı takip ederken ihmal olduğu çok açıktı.
Sağlık camiasından bir kesimin olayı abarttığımız yolundaki düşüncelerine karşın onlara; &8220;İrem sizin çocuğunuz olsa ne yapardınız?&8221; sorusunu yeniden yöneltmek istiyorum.
Sayın Koçal&8217;a da bir kez daha konuyu meclise taşıdığı için teşekkür ediyorum.
Peki olay bununla bitiyor mu?
Maalesef bitmiyor.
İrem&8217;in olayı yüzde bir bile değil.
Kız babası olmak zor!
Zonguldak Belediyesi Özel Kalem Müdürü Ali Çapri ailesi ile Filyos&8217;a gider. Denize girerler. Ailece gittikleri denizden dönmek için trene binerler. Trende birkaç genç Çapri&8217;nin yanında kız çocuklarını rahatsız ederler.
Çapri müdahale eder. Olay büyümeden sona erer gibi görünür. Çapri ve ailesi istasyonda trenden iner. Trende bulunan gençler o arada başka gençlere haber vermiştir.
9-10 genç Çapri, kardeşi ve ailesine kadın erkek demeden tekme tokat girerler. Olay vahim. Olayın Emniyet safhası daha vahim. İddiaya göre karakol safhasında ise Çapri başka sıkıntılar yaşamış. Bu saldırıdan sonra Çapri yalnız kalmış görünüyor.
Sendikal kimliği de bulunan Çapri&8217;nin yaşadıklarını sorgulaması gerekenler henüz ortada yok. Bu demektir ki kız evladınız ile trenle bir yere giderken bu cücük kadar kentte bile yanınızda kız evladınıza sarkıntılık yapabilirler. Yani burası İstanbul falan da değil.
Öte yandan siz de baba olarak sesinizi çıkartırsanız istasyonda bir araba dayak yersiniz. O da yetmez, karakolda da azarı siz işitirsiniz. O da yetmez size sahip çıkan da olmaz.
Bunların hiç biri yetmez yarın daha vahim olaylara çanak tutarsınız. Buradan yola çıkarak kız babası olmak zor.
Kızınız varsa ya evden çıkarmayacaksınız ya trene bindirmeyeceksiniz! En iyisi mi kendi başınızın çaresine kendiniz bakın!